TÜRKİYE
Türkiye’nin eşsiz coğrafyası ve zengin kültürüyle dolu bir yolculuğa çıkın. Ege’nin masmavi sularından Karadeniz’in yemyeşil dağlarına kadar her bölgesi ayrı bir güzellik sunuyor. Geleneksel el sanatları, festivaller ve yerel yaşam tarzlarıyla tanışarak kültürel bir deneyim yaşayın. Türkiye’nin tarihi zenginlikleri arasında kaybolun, antik şehirlerin kalıntılarını keşfedin ve her adımda tarihin derinliklerine inin. Doğanın sunduğu eşsiz manzaralar eşliğinde huzur dolu anlar yaşayın ve bu büyülü toprakların tadını çıkarın.
Türkiye’de yapılacak 200 şey
Türkiye, zengin tarihi, kültürel çeşitliliği ve doğal güzellikleriyle bilinen bir ülke. İşte Türkiye’de yapabileceğiniz 200 şeyin bir listesi:
1. İstanbul’da Ayasofya’yı ziyaret edin.
2. Kapadokya’da balon turu yapın.
3. Pamukkale’nin travertenlerinde yürüyün.
4. Efes Antik Kenti’ni keşfedin.
5. Antalya’da denize girin.
6. Topkapı Sarayı’nı gezin.
7. Göbeklitepe’yi ziyaret edin.
8. Fethiye’de Ölüdeniz’de yüzün.
9. Bodrum Kalesi’ni görün.
10. Mardin’in tarihi sokaklarında dolaşın.
11. Çırağan Sarayı’nda çay için.
12. Konya’da Mevlana Müzesi’ni ziyaret edin.
13. Safranbolu’nun tarihi evlerinde konaklayın.
14. İzmir’de Kemeraltı Çarşısı’nda alışveriş yapın.
15. Trabzon’da Sümela Manastırı’nı görün.
16. Van Gölü’nde Akdamar Adası’na gidin.
17. Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret edin.
18. Bursa’da Ulu Camii’yi görün.
19. Kaş’ta dalış yapın.
20. Gaziantep’te Zeugma Mozaik Müzesi’ni gezin.
21. Çanakkale’de Truva Antik Kenti’ni keşfedin.
22. Adana’da Sabancı Merkez Camii’ni görün.
23. Diyarbakır Surları’nda yürüyün.
24. Eskişehir’de Porsuk Çayı’nda gondol turu yapın.
25. Rize’de Ayder Yaylası’nda doğa yürüyüşü yapın.
26. Sapanca Gölü’nde kayık turu yapın.
27. Bozcaada’da şarap tadımı yapın.
28. Şanlıurfa’da Balıklıgöl’ü ziyaret edin.
29. Amasya’da Kral Kaya Mezarları’nı görün.
30. Manavgat Şelalesi’ni ziyaret edin.
31. Kars’ta Ani Harabeleri’ni keşfedin.
32. İznik Gölü’nde yüzün.
33. Aydın’da Didim Apollon Tapınağı’nı gezin.
34. Bolu’da Abant Gölü’nde piknik yapın.
35. Sinop Cezaevi Müzesi’ni görün.
36. Isparta’da gül bahçelerinde yürüyün.
37. Çeşme’de Alaçatı sokaklarında dolaşın.
38. Edirne’de Selimiye Camii’ni ziyaret edin.
39. Kütahya’da porselen alışverişi yapın.
40. Nevşehir’de Derinkuyu Yeraltı Şehri’ni keşfedin.
41. Hatay’da St. Pierre Kilisesi’ni gezin.
42. Muğla’da Dalyan’da tekne turu yapın.
43. Mersin’de Kızkalesi’ni görün.
44. Artvin’de Karagöl’de kamp yapın.
45. Akyaka’da kite surfing yapın.
46. Şile’de Ağva Plajı’nda güneşlenin.
47. Kocaeli’de Kartepe’de kayak yapın.
48. Afyonkarahisar’da termal otellerde dinlenin.
49. Samsun’da Bandırma Vapuru’nu ziyaret edin.
50. Erzurum’da Palandöken’de kayak yapın.
51. Tekirdağ’da rakı-balık keyfi yapın.
52. Yalova’da termal kaplıcalarda rahatlayın.
53. Uşak’ta Ulubey Kanyonu’nu keşfedin.
54. Zonguldak’ta Gökgöl Mağarası’nı gezin.
55. Karabük’te Yenice Ormanları’nda doğa yürüyüşü yapın.
56. Bartın’da Amasra’da balık yiyin.
57. Giresun Adası’nı ziyaret edin.
58. Ordu Boztepe’de teleferik ile manzaranın keyfini çıkarın.
59. Siirt’te Veysel Karani Türbesi’ni ziyaret edin.
60. Kilis’te Oylum Höyük’ü keşfedin.
61. Hakkâri’de Zap Vadisi’nde doğa yürüyüşü yapın.
62. Bingöl’de Yüzen Ada’yı görün.
63. Bitlis’te Nemrut Krater Gölü’ne gidin.
64. Kırklareli’nde Dupnisa Mağarası’nı keşfedin.
65. Kastamonu’da Ilgaz Dağı’nda kayak yapın.
66. Yozgat’ta Çamlık Milli Parkı’nda yürüyün.
67. Burdur’da Salda Gölü’nde yüzün.
68. Aksaray’da Ihlara Vadisi’ni gezin.
69. Çorum’da Hattuşaş Antik Kenti’ni keşfedin.
70. Düzce’de Güzeldere Şelalesi’ni görün.
71. Elazığ’da Harput Kalesi’ni ziyaret edin.
72. Erzincan’da Girlevik Şelalesi’ni görün.
73. Ardahan’da Çıldır Gölü’nde buz pateni yapın.
74. Niğde’de Gümüşler Manastırı’nı keşfedin.
75. Tokat’ta Ballıca Mağarası’nı gezin.
76. Batman’da Hasankeyf’i görün.
77. Şırnak’ta Cizre Kalesi’ni ziyaret edin.
78. Osmaniye’de Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi’ni keşfedin.
79. Bayburt’ta Baksı Müzesi’ni gezin.
80. Muş’ta Murat Nehri’nde rafting yapın.
81. Iğdır’da Tuzluca Tuz Mağaraları’nı keşfedin.
82. Kırıkkale’de Silah Sanayi Müzesi’ni ziyaret edin.
83. Kırşehir’de Cacabey Medresesi’ni görün.
84. Tokat’ta Tokat Kalesi’ni gezin.
85. Uşak’ta Blaundus Antik Kenti’ni keşfedin.
86. Ağrı’da İshak Paşa Sarayı’nı ziyaret edin.
87. Malatya’da Arslantepe Höyüğü’nü görün.
88. Sivas’ta Divriği Ulu Camii’ni keşfedin.
89. Trabzon’da Uzungöl’de yürüyüş yapın.
90. Ordu’da Çambaşı Yaylası’nda kamp yapın.
91. Rize’de Zilkale’yi ziyaret edin.
92. Artvin’de Macahel Vadisi’ni keşfedin.
93. Gümüşhane’de Karaca Mağarası’nı gezin.
94. Bayburt’ta Bayburt Kalesi’ni görün.
95. Sinop’ta Hamsilos Koyu’nda yürüyüş yapın.
96. Amasya’da Yeşilırmak kenarında yürüyün.
97. Kastamonu’da Valla Kanyonu’nu keşfedin.
98. Çorum’da Alacahöyük’ü gezin.
99. Kars’ta Çıldır Gölü’nde balık avlayın.
100. Erzurum’da Tortum Şelalesi’ni görün.
101. Tunceli’de Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yürüyün.
102. Bingöl’de Karlıova’da kayak yapın.
103. Bitlis’te Tatvan’da Van Gölü’nde yüzün.
104. Van’da Van Kedisi Evi’ni ziyaret edin.
105. Hakkâri’de Cilo Dağı’nda tırmanış yapın.
106. Muş’ta Murat Köprüsü’nden geçin.
107. Iğdır’da Ağrı Dağı manzarasını izleyin.
108. Kars’ta Ani Harabeleri’ni gezin.
109. Ardahan’da Çıldır Gölü’nde buz balıkçılığı yapın.
110. Ağrı’da Nuh’un Gemisi’ni görün.
111. Şırnak’ta Cudi Dağı’nda yürüyüş yapın.
112. Siirt’te Botan Vadisi’ni keşfedin.
113. Diyarbakır’da Hasan Paşa Hanı’nda kahvaltı yapın.
114. Mardin’de Deyrulzafaran Manastırı’nı gezin.
115. Şanlıurfa’da Göbeklitepe’yi keşfedin.
116. Gaziantep’te Bakırcılar Çarşısı’nda alışveriş yapın.
117. Adıyaman’da Nemrut Dağı’nda güneşin doğuşunu izleyin.
118. Kilis’te Ravanda Kalesi’ni görün.
119. Hatay’da Titus Tüneli’ni gezin.
120. Osmaniye’de Kastabala Antik Kenti’ni keşfedin.
121. Kahramanmaraş’ta Maraş dondurması yiyin.
122. Adana’da Taşköprü’den geçin.
123. Mersin’de Cennet-Cehennem Mağaraları’nı gezin.
124. Muğla’da Saklıkent Kanyonu’nu keşfedin.
125. Aydın’da Kuşadası’nda güneşlenin.
126. Denizli’de Hierapolis Antik Kenti’ni gezin.
127. İzmir’de Alsancak Kordon’da yürüyüş yapın.
128. Manisa’da Spil Dağı’nda kamp yapın.
129. Balıkesir’de Kaz Dağları’nda doğa yürüyüşü yapın.
130. Çanakkale’de Gelibolu Yarımadası’nı ziyaret edin.
131. Bursa’da Cumalıkızık Köyü’nü keşfedin.
132. Bilecik’te Şeyh Edebali Türbesi’ni ziyaret edin.
133. Kocaeli’de Ballıkayalar Tabiat Parkı’nda yürüyüş yapın.
134. Sakarya’da Sapanca Gölü’nde kano yapın.
135. Bolu’da Yedigöller Milli Parkı’nda kamp yapın.
136. Eskişehir’de Odunpazarı Evleri’ni gezin.
137. Afyonkarahisar’da Afyon Kalesi’ni görün.
138. Konya’da Alaaddin Tepesi’nde yürüyüş yapın.
139. Karaman’da Karaman Kalesi’ni ziyaret edin.
140. Aksaray’da Hasan Dağı’nda tırmanış yapın.
141. Nevşehir’de Ürgüp’te şarap tadımı yapın.
142. Kırşehir’de Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi’ni gezin.
143. Kırıkkale’de Çeşnigir Köprüsü’nü görün.
144. Yozgat’ta Sarıkaya Roma Hamamı’nı keşfedin.
145. Sivas’ta Kangal Balıklı Kaplıca’da yüzün.
146. Kayseri’de Erciyes Dağı’nda kayak yapın.
147. Niğde’de Tyana Antik Kenti’ni gezin.
148. Malatya’da Arapgir’de tarihi konakları görün.
149. Elazığ’da Keban Barajı’nda tekne turu yapın.
150. Tunceli’de Pertek Kalesi’ni ziyaret edin.
151. Erzincan’da Ekşisu Kaplıcaları’nda rahatlayın.
152. Erzurum’da Çifte Minareli Medrese’yi gezin.
153. Bayburt’ta Korgan Köprüsü’nden geçin.
154. Gümüşhane’de Santa Harabeleri’ni görün.
155. Trabzon’da Atatürk Köşkü’nü ziyaret edin.
156. Rize’de Fırtına Deresi’nde rafting yapın.
157. Artvin’de Borçka Karagöl’de yürüyüş yapın.
158. Ardahan’da Şeytan Kalesi’ni keşfedin.
159. Kars’ta Ani Katedrali’ni görün.
160. Iğdır’da Meteor Çukuru’nu ziyaret edin.
161. Ağrı’da Doğubayazıt Kalesi’ni keşfedin.
162. Van’da Van Kalesi’ni görün.
163. Bitlis’te Ahlat Mezar Taşları’nı keşfedin.
164. Muş’ta Murat Dağı’nda yürüyüş yapın.
165. Hakkâri’de Merga Bütan Kayak Merkezi’nde kayak yapın.
166. Şırnak’ta Finik Ören Yeri’ni görün.
167. Siirt’te Delikli Taş’ı keşfedin.
168. Batman’da Malabadi Köprüsü’nden geçin.
169. Diyarbakır’da On Gözlü Köprü’yü görün.
170. Mardin’de Zinciriye Medresesi’ni ziyaret edin.
171. Şanlıurfa’da Harran Evleri’ni görün.
172. Adıyaman’da Karakuş Tümülüsü’nü keşfedin.
173. Gaziantep’te Gaziantep Kalesi’ni gezin.
174. Hatay’da Harbiye Şelaleleri’ni görün.
175. Osmaniye’de Aslantaş Barajı’nda yürüyüş yapın.
176. Kilis’te Ulu Cami’yi ziyaret edin.
177. Kahramanmaraş’ta Kapıçam Tabiat Parkı’nda yürüyüş yapın.
178. Adana’da Seyhan Baraj Gölü’nde tekne turu yapın.
179. Mersin’de Yumuktepe Höyüğü’nü gezin.
180. Antalya’da Kaleiçi’nde gezinin.
181. Isparta’da Eğirdir Gölü’nde yüzün.
182. Burdur’da İnsuyu Mağarası’nı görün.
183. Muğla’da Marmaris Kalesi’ni ziyaret edin.
184. Aydın’da Priene Antik Kenti’ni gezin.
185. İzmir’de Kordon Boyu’nda yürüyüş yapın.
186. Manisa’da Sardes Antik Kenti’ni görün.
187. Balıkesir’de Cunda Adası’nda yürüyüş yapın.
188. Çanakkale’de Assos Antik Kenti’ni keşfedin.
189. Bursa’da Tophane’de çay için.
190. Bilecik’te Osmanlı Padişahları Tarih Şeridi’ni gezin.
191. Kocaeli’de Eskihisar Kalesi’ni görün.
192. Sakarya’da Poyrazlar Gölü’nde yürüyüş yapın.
193. Bolu’da Akkaya Travertenleri’ni ziyaret edin.
194. Eskişehir’de Sazova Parkı’nda gezinin.
195. Afyonkarahisar’da Frig Vadisi’ni keşfedin.
196. Konya’da Sille Köyü’nü gezin.
197. Karaman’da Manazan Mağaraları’nı görün.
198. Aksaray’da Tuz Gölü’nde yürüyüş yapın.
199. Nevşehir’de Göreme Açık Hava Müzesi’ni gezin.
200. Kırşehir’de Mucur Yeraltı Şehri’ni keşfedin.
İstanbul
İstanbul’un büyüleyici atmosferinde kaybolun. Tarihi yarımadada yer alan eşsiz yapılar, Boğaziçi’nin muhteşem manzarası ve canlı sokaklarıyla dolu bu şehir, her ziyaretçiye farklı bir deneyim sunuyor. Geleneksel Türk mutfağının lezzetlerini tadın, çarşılarda kaybolun ve yerel sanatçıların eserlerini keşfedin. Tarihin derinliklerinden günümüze uzanan hikayelerle dolu olan İstanbul, kültürel zenginlikleriyle sizi bekliyor. Şehrin dinamik yaşamında kaybolun, her köşede yeni bir keşif yapın ve İstanbul’un büyüsüne kapılın.
İşte İstanbul’daki En İyi Turistik Yerler;
Ayasofya Camii
Ayasofya Camii’nin büyüleyici mimarisi ve tarihi derinliği, ziyaretçilerini etkileyen eşsiz bir deneyim sunuyor. Bizans döneminin izlerini taşıyan bu muazzam yapı, hem cami hem de müze olarak tarih boyunca birçok kültüre ev sahipliği yapmıştır. İç mekanındaki etkileyici mozaikler ve geniş kubbesi, sanatseverlerin ilgisini çekerken, ziyaretçilere ruhsal bir huzur sunuyor. Ayasofya’nın mistik atmosferinde kaybolun ve tarihin derinliklerine yolculuk yapın. Her köşesinde farklı bir hikaye barındıran bu tarihi mekan, İstanbul’un en önemli simgelerinden biri olarak mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor.
Topkapı Sarayı
Topkapı Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi olarak tarihe damgasını vurmuş bir yapıdır. Sarayın muhteşem mimarisi ve göz alıcı bahçeleri, ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Her köşesi tarih kokan bu sarayda, padişahların yaşam alanlarını ve değerli hazinelerini keşfedin. Sarayın içindeki kutsal emanetler, Osmanlı’nın zengin kültürel mirasını gözler önüne seriyor. Tarih boyunca pek çok önemli olaya tanıklık eden Topkapı Sarayı, İstanbul’un en gözde turistik noktalarından biri olarak mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Sarayın terasından İstanbul’un muhteşem manzarasını izleyerek, bu büyülü şehrin ruhunu hissedin.
Sultanahmet Camii
Sultanahmet Camii, İstanbul’un kalbinde yer alan ve mavi çinileriyle ünlü bir mimari harikadır. Ziyaretçilerine huzur veren atmosferi ve etkileyici yapısıyla, her yıl binlerce turisti kendine çekmektedir. Osmanlı döneminin izlerini taşıyan bu cami, mimari zarafeti ve tarihi önemi ile göz kamaştırıyor. İç mekanındaki muhteşem süslemeler ve geniş avlusu, ziyaretçilerin ruhunu dinlendirmesi için ideal bir ortam sunuyor. Sultanahmet Camii’nin büyüleyici silueti, İstanbul’un ikonik manzaralarından biri olarak fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmezidir. Bu eşsiz yapıyı ziyaret ederek, hem tarihi bir yolculuğa çıkabilir hem de İstanbul’un kültürel derinliğini keşfedebilirsiniz.
Yerebatan Sarnıcı
İstanbul’un gizemli derinliklerinde yer alan tarihi bir su sarnıcıdır. Bizans döneminde inşa edilen bu eşsiz yapı, yer altındaki büyüleyici atmosferiyle ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Sarnıcın içindeki devasa sütunlar ve suyun yansıması, mistik bir hava yaratıyor. Ziyaretçiler, sarnıcın karanlık köşelerinde kaybolarak tarihin derinliklerine yolculuk yapma fırsatı buluyor. Yerebatan Sarnıcı’nda dolaşırken, suyun hafif sesi ve loş ışıklar eşliğinde huzur bulacaksınız. Bu tarihi mekan, İstanbul’un en önemli simgelerinden biri olarak mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Yerebatan Sarnıcı, hem tarih meraklıları hem de fotoğraf tutkunları için eşsiz bir deneyim sunuyor.
Antik Hipodrom
İstanbul’un tarihi dokusunu yansıtan Antik Hipodrom, Bizans döneminin en önemli sosyal ve kültürel merkezlerinden biridir. Burada düzenlenen at yarışları ve festivaller, şehrin canlı atmosferine renk katıyordu. Hipodromun kalıntıları arasında yürürken, geçmişteki ihtişamı hayal etmek mümkün. Ziyaretçiler, bu tarihi alanda yürüyüş yaparken, çevresindeki muhteşem yapıları ve anıtları keşfederek tarihin derinliklerine yolculuk yapma fırsatı buluyor. Antik Hipodrom, İstanbul’un zengin tarihini anlamak için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Burada geçireceğiniz zaman, hem tarih meraklıları hem de kültürel keşif tutkunları için unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlayacak.
İstanbul Arkeoloji Müzesi
Tarih meraklıları için bir cennet niteliğindedir. Bu eşsiz müze, antik çağlardan günümüze kadar uzanan zengin koleksiyonu ile ziyaretçilerini büyülemektedir. Müze, Osmanlı İmparatorluğu’nun en değerli eserlerini barındırmakta ve her bir parça, geçmişin derinliklerine ışık tutmaktadır. Ziyaretçiler, burada sergilenen heykeller, yazıtlar ve günlük yaşam eşyaları ile tarihin izlerini keşfederken, İstanbul’un kültürel mirasının ne denli zengin olduğunu bir kez daha anlayacaklardır. Müze bahçesi ise dinlenmek ve düşünmek için huzurlu bir ortam sunmaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret ederek, tarihin büyülü dünyasında unutulmaz bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Kapalıçarşı
İstanbul’un kalbinde yer alan ve alışveriş tutkunları için bir cennet niteliğindedir. Tarihi dokusu ve büyüleyici atmosferi ile ziyaretçilerini kendine çekmektedir. Burada, el yapımı ürünlerden geleneksel Türk halılarına kadar birçok eşya bulmak mümkündür. Dükkanların renkli vitrinleri arasında dolaşırken, yerel lezzetleri tatma fırsatını da yakalayabilirsiniz. Kapalıçarşı’nın labirent gibi sokaklarında kaybolmak, hem alışveriş hem de keşif dolu bir deneyim sunuyor. Ziyaretçiler, bu tarihi çarşıda geçirdikleri zaman boyunca İstanbul’un kültürel zenginliğini ve ticaret geçmişini hissedeceklerdir.
Süleymaniye Camii
İstanbul’un en etkileyici yapılarından biri olan Süleymaniye Camii, mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak karşımıza çıkıyor. Bu muazzam cami, sadece dini bir yapı olmanın ötesinde, şehrin siluetine zarif bir katkı sağlıyor. Ziyaretçiler, caminin görkemli kubbeleri ve detaylı süslemeleri arasında dolaşırken, Osmanlı döneminin ihtişamını hissedebiliyorlar. Süleymaniye Camii’nin avlusunda geçireceğiniz zaman, hem huzur bulmanızı hem de İstanbul’un tarihi dokusunu derinlemesine keşfetmenizi sağlayacak. Ayrıca, caminin çevresindeki bahçeler, dinlenmek ve düşünmek için mükemmel bir ortam sunuyor. Bu eşsiz yapıyı ziyaret ederek, İstanbul’un manevi atmosferini ve kültürel zenginliğini bir arada yaşayabilirsiniz.
Mısır Çarşısı
İstanbul’un en eski ve en renkli pazarlarından biri olan Mısır Çarşısı, baharatların, kuruyemişlerin ve geleneksel Türk lezzetlerinin buluşma noktasıdır. Ziyaretçiler, bu tarihi çarşıda dolaşırken, göz alıcı renkleri ve yoğun aromalarıyla adeta bir duyular festivali yaşamaktadır. Mısır Çarşısı’nın labirent gibi sokaklarında kaybolmak, hem alışveriş hem de kültürel bir deneyim sunmaktadır. Burada, yerel üreticilerin sunduğu taze baharatları ve el yapımı ürünleri keşfederken, İstanbul’un zengin tarihine tanıklık edebilirsiniz. Çarşının atmosferi, hem yerli hem de yabancı turistler için unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlayacak. Mısır Çarşısı’nda geçireceğiniz zaman, İstanbul’un kültürel zenginliğini ve ticaret geçmişini hissetmek için mükemmel bir fırsat sunuyor.
Dolmabahçe Sarayı
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine tanıklık eden zarif bir yapıdır. Boğaziçi’nin muhteşem manzarası eşliğinde inşa edilen bu saray, mimarisi ve iç dekorasyonuyla göz kamaştırmaktadır. Ziyaretçiler, sarayın ihtişamlı salonlarında dolaşırken, Osmanlı’nın gücünü ve zarafetini hissedeceklerdir. Sarayın bahçeleri, dinlendirici bir atmosfer sunarak, ziyaretçilerin hem tarihi hem de doğal güzelliklerin tadını çıkarmalarına olanak tanımaktadır. Dolmabahçe Sarayı’nı ziyaret ederek, İstanbul’un tarihine ve kültürel mirasına dair derin bir anlayış kazanabilirsiniz.
Kariye Camii (Kariye Kilisesi)
Bizans döneminin en önemli yapılarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İç mekanındaki muhteşem mozaikler ve freskler, ziyaretçileri adeta tarihin derinliklerine götürmektedir. Bu eşsiz yapı, hem mimari açıdan hem de sanatsal zenginliği ile göz doldurmaktadır. Ziyaretçiler, Kariye Camii’nin mistik atmosferinde dolaşırken, geçmişin izlerini hissedeceklerdir. Camii’nin çevresindeki bahçeler, dinlenmek ve düşünmek için huzurlu bir ortam sunarak, ziyaretçilerin ruhsal bir yolculuğa çıkmalarına olanak tanımaktadır. Kariye Camii’ni ziyaret ederek, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasını daha yakından tanıma fırsatını yakalayabilirsiniz.
Türk ve İslam Eserleri Müzesi
İstanbul’un tarihi ve kültürel zenginliğini gözler önüne seren eşsiz bir mekandır. Ziyaretçiler, burada Osmanlı İmparatorluğu’na ait değerli eserleri ve sanat eserlerini keşfederek geçmişe yolculuk yapma fırsatı bulacaklardır. Müze, zengin koleksiyonu ile hem yerli hem de yabancı turistler için unutulmaz bir deneyim sunmaktadır. Eserlerin her biri, derin bir tarih ve kültürel miras taşımaktadır. Müze bahçesinde geçireceğiniz zaman, hem sanatın hem de tarihin tadını çıkarmanıza olanak tanıyacaktır. Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ni ziyaret ederek, İstanbul’un kültürel dokusunu daha yakından tanıma fırsatını yakalayabilirsiniz.
Küçük Aya Sofya
İstanbul’un saklı hazinelerinden biridir. Bu tarihi yapı, Bizans döneminin izlerini taşırken, ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunmaktadır. Mimari yapısı ve iç mekanındaki detaylar, geçmişe yolculuk yapma fırsatı verirken, huzurlu atmosferi ile ruhunuzu dinlendirecektir. Küçük Aya Sofya’nın çevresinde yapacağınız yürüyüşler, İstanbul’un tarihi dokusunu daha yakından hissetmenizi sağlayacak. Burada geçireceğiniz zaman, hem tarih hem de sanatla dolu bir keşif yolculuğuna dönüşecektir.
Rüstem Paşa Camii
İstanbul’un kalbinde yer alan Rüstem Paşa Camii, Osmanlı mimarisinin eşsiz bir örneğidir. Mimar Sinan tarafından inşa edilen bu cami, zarif çinileri ve muhteşem detaylarıyla göz kamaştırmaktadır. Ziyaretçiler, caminin iç mekanında huzur bulurken, tarihi atmosferin tadını çıkaracaklardır. Rüstem Paşa Camii’nin çevresindeki sokaklarda yapacağınız yürüyüşler, İstanbul’un kültürel dokusunu daha yakından hissetmenizi sağlayacak. Burada geçireceğiniz zaman, hem mimari güzellikleri keşfetmek hem de ruhsal bir yolculuğa çıkmak için mükemmel bir fırsat sunuyor.
Yedikule Hisarı
İstanbul’un tarihi siluetine eşsiz bir katkı sağlayan önemli bir yapıdır. Bizans döneminden günümüze kadar uzanan bu surlar, hem mimari hem de tarihi açıdan büyük bir öneme sahiptir. Ziyaretçiler, surların yükseklerinden İstanbul’un muhteşem manzarasını seyrederken, geçmişin izlerini adım adım hissedeceklerdir. Hisarın çevresindeki alanlar, yürüyüş yapmak ve tarihi atmosferin tadını çıkarmak için ideal bir ortam sunmaktadır. Yedikule Hisarı’nı keşfederek, İstanbul’un tarihine dair derin bir anlayış kazanabilir ve bu eşsiz yapının büyüsüne kapılabilirsiniz.
Galata Kulesi
İstanbul’un simgelerinden biri olan Galata Kulesi, tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yüksekliği ve mimari yapısıyla dikkat çeken bu kule, ziyaretçilerine eşsiz bir manzara sunmaktadır. Kulenin tepe noktasına çıkarak, İstanbul’un büyüleyici siluetini ve Haliç’in muhteşem görüntüsünü izleyebilirsiniz. Galata Kulesi’nin etrafındaki sokaklar, sanat galerileri ve kafelerle doludur. Burada geçireceğiniz zaman, hem tarihi bir yolculuğa çıkmanızı sağlayacak hem de İstanbul’un modern yüzünü keşfetmenize olanak tanıyacaktır. Galata Kulesi’ni ziyaret ederek, şehrin tarihine ve kültürel zenginliğine tanıklık edebilirsiniz.
İstanbul Boğazı
Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan eşsiz bir su yoludur. Bu doğal güzellik, tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve kültürel zenginlikleri bir araya getirmiştir. Boğaz boyunca yapacağınız bir tekne turu, hem tarihi yapıları hem de muhteşem manzaraları keşfetmenizi sağlayacaktır. Yalılar, köşkler ve tarihi kalıntılar, Boğaz’ın kıyısında sizi bekliyor. Gün batımında Boğaz’ın sunduğu renk cümbüşü, İstanbul’un büyüleyici atmosferini bir kat daha artırmaktadır. Boğaz’ın serin sularında yapacağınız bir yürüyüş, hem ruhunuzu dinlendirecek hem de İstanbul’un eşsiz güzelliklerini daha yakından tanımanıza olanak tanıyacaktır.
İstanbul Modern
Çağdaş sanatın kalbinin attığı bir mekandır. Modern sanatın en güzel örneklerini sergileyen bu müze, hem yerli hem de uluslararası sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ziyaretçiler, sergiler aracılığıyla sanatın farklı yönlerini keşfederken, İstanbul’un dinamik kültürel yapısını da deneyimleme fırsatı bulacaklardır. Müze, sadece sanat eserleriyle değil, aynı zamanda düzenlediği etkinlikler ve atölyelerle de dikkat çekmektedir. İstanbul Modern, sanatseverler için ilham verici bir buluşma noktasıdır. Ayrıca, müzenin bulunduğu konum, Boğaz manzarasıyla birleşerek ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunmaktadır. Sanatın ve doğanın buluştuğu bu noktada geçireceğiniz zaman, ruhunuzu besleyecek ve sanata olan bakış açınızı zenginleştirecektir.
Fatih Camii
İstanbul’un manevi kalbinin attığı önemli bir yapıdır. Osmanlı döneminin mimari harikalarından biri olan bu cami, hem tarihi hem de kültürel derinliğiyle ziyaretçilerini kendine çekmektedir. Ziyaretçiler, caminin iç mekanındaki zarif hat sanatı ve muhteşem vitraylarla büyülenirken, aynı zamanda çevresindeki tarihi dokuyu da hissedeceklerdir. Fatih Camii’nin avlusunda geçireceğiniz zaman, İstanbul’un ruhunu daha yakından tanımanıza olanak tanıyacaktır. Ayrıca, caminin çevresindeki sokaklar, yerel lezzetleri tatmak ve İstanbul’un günlük yaşamını gözlemlemek için ideal bir ortam sunmaktadır. Bu tarihi yapıyı ziyaret ederek, Osmanlı’nın izlerini ve İstanbul’un zengin kültürel mirasını keşfetme fırsatını yakalayabilirsiniz.
Pera Müzesi
İstanbul’un kültürel zenginliğini yansıtan önemli bir sanat merkezidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı ile olan ilişkisini gözler önüne seren eserleriyle dikkat çeker. Müze, sadece kalıcı koleksiyonlarıyla değil, aynı zamanda geçici sergileriyle de sanatseverlere farklı deneyimler sunmaktadır. Ziyaretçiler, müzenin zarif mimarisi içinde sanatın büyülü dünyasına adım atarken, aynı zamanda İstanbul’un tarihi dokusunu da hissedeceklerdir. Pera Müzesi’nin sunduğu etkinlikler ve atölyeler, sanatla iç içe bir gün geçirmenizi sağlayacak. Ayrıca, müzenin kafe ve kitapçısı, ziyaretçilerin dinlenip sanat üzerine sohbet edebilecekleri keyifli bir ortam sunmaktadır. Bu eşsiz mekanda geçireceğiniz zaman, hem sanatı hem de tarihi bir yolculuğu bir arada yaşamanıza olanak tanıyacaktır.
İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı
İstanbul’un kalbinin attığı yerlerden biridir. Bu cadde boyunca yürüyüş yaparken, tarihi binaların ve modern mağazaların bir arada bulunduğu eşsiz bir atmosferle karşılaşacaksınız. Cadde, yerel lezzetlerin tadına bakabileceğiniz kafeler ve restoranlarla doludur. Ayrıca, sanat galerileri ve sokak sanatçılarıyla dolu olan bu bölge, kültürel bir deneyim sunmaktadır.
İstanbul’un simgelerinden biri olarak, hem yerli hem de yabancı turistlerin buluşma noktasıdır. Burada, günün her saati canlı bir atmosfer bulacak ve şehrin enerjisini hissedeceksiniz. İstiklal Caddesi’nde yapacağınız bir yürüyüş, hem alışveriş hem de sanat dolu anılar biriktirmenizi sağlayacaktır.
Kız Kulesi
İstanbul’un simgelerinden biri olarak hem tarihi hem de efsaneleriyle büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Boğaz’ın ortasında yer alan bu eşsiz yapı, ziyaretçilerine unutulmaz anılar sunmaktadır. Kız Kulesi’nde yapacağınız bir ziyaret, hem İstanbul’un tarihi dokusunu keşfetmenizi hem de muhteşem manzaralar eşliğinde keyifli anlar geçirmenizi sağlayacaktır. Gün batımında kuleye çıkmak, şehrin ışıklarıyla birleşen manzarasıyla romantik bir deneyim sunar. Ayrıca, kuledeki kafe ve restoranlar, lezzetli atıştırmalıklar eşliğinde Boğaz’ın tadını çıkarmanıza olanak tanır. Kız Kulesi, hem yerli hem de yabancı turistler için mutlaka görülmesi gereken bir duraktır.
Gülhane Parkı
İstanbul’un kalbinde yer alan tarihi bir yeşil alan olarak hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray bahçesi olarak kullanılan bu park, günümüzde huzurlu bir kaçış noktası sunmaktadır. Parkın içinde yürüyüş yaparken, rengarenk çiçeklerin ve ağaçların arasında kaybolacak, kuş sesleri eşliğinde doğanın tadını çıkaracaksınız. Ayrıca, parkın tarihi yapıları ve müzeleri, ziyaretçilere İstanbul’un geçmişine dair izler sunmaktadır. Gülhane Parkı’nda geçireceğiniz zaman, hem dinlenip hem de şehrin gürültüsünden uzaklaşarak keyifli anlar yaşayabileceğiniz bir deneyim olacaktır. Piknik yapabileceğiniz alanlar ve çocuklar için oyun parklarıyla, aileler için ideal bir mekandır. Gülhane Parkı, İstanbul’un yeşil kalbi olarak, şehrin tarihi dokusunu ve doğal güzelliklerini bir arada sunmaktadır.
Maçka Parkı
İstanbul’un yeşil cenneti olarak bilinen Maçka Parkı, şehrin gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Ağaçların gölgesinde yürüyüş yaparken, kuşların cıvıltısı eşliğinde huzur bulacaksınız. Parkın içindeki göletler ve yürüyüş yolları, doğayla iç içe bir deneyim sunarken, piknik alanları aileler için keyifli anlar yaşatmaktadır. Ayrıca, parkın sunduğu spor alanları ve çocuk oyun parkları, her yaştan ziyaretçiye hitap eden bir atmosfer yaratmaktadır. Maçka Parkı, hem dinlenmek hem de İstanbul’un doğal güzelliklerini keşfetmek için ideal bir mekandır.
Yıldız Parkı
İstanbul’un gözde yeşil alanlarından biri olan Yıldız Parkı, hem doğal güzellikleri hem de tarihi dokusuyla ziyaretçilerini büyülemektedir. Osmanlı dönemine ait köşkleri ve geniş çim alanları ile piknik yapmak için ideal bir mekan sunmaktadır. Parkın içindeki yürüyüş yollarında yürüyüş yaparken, kuşların cıvıltısı ve ağaçların hışırtısı eşliğinde huzur bulacaksınız. Ayrıca, parkın sunduğu göletler ve çiçek bahçeleri, doğayla iç içe bir deneyim yaşamanıza olanak tanımaktadır. Yıldız Parkı, İstanbul’un karmaşasından uzaklaşmak ve doğanın tadını çıkarmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Aileler için oyun alanları ve dinlenme alanlarıyla dolu olan bu park, her yaştan ziyaretçiye hitap eden bir atmosfer yaratmaktadır.
Sultanahmet Parkı
Tarihi yarımadada yer alan ve ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunan bir yeşil alandır. Park, Sultanahmet Camii ve Ayasofya’nın muhteşem manzarası eşliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Rengarenk çiçeklerin ve ağaçların arasında yürüyüş yaparken, İstanbul’un tarihi dokusunu hissedeceksiniz. Ayrıca, parkta bulunan oturma alanları, hem yerli hem de yabancı turistlerin keyifli anlar geçirmesine olanak tanımaktadır. Çocuklar için oyun alanları ve geniş çim alanlarıyla aileler için de mükemmel bir mekan sunan Sultanahmet Parkı, hem dinlenmek hem de İstanbul’un tarihi güzelliklerini keşfetmek isteyenler için vazgeçilmez bir duraktır.
Pierre Loti Tepesi
İstanbul’un eşsiz manzarasını sunan bir diğer gözde noktadır. Haliç’in ve tarihi yarımadanın muhteşem görüntüsü eşliğinde, ziyaretçilerine huzurlu bir atmosfer sunmaktadır. Tepede yer alan kafe ve restoranlar, dinlenirken lezzetli atıştırmalıklar eşliğinde keyifli anlar geçirmenizi sağlar. Özellikle gün batımında, gökyüzünün renkleriyle birleşen İstanbul manzarası, fotoğraf tutkunları için kaçırılmayacak bir fırsattır. Ayrıca, Pierre Loti Tepesi’ne ulaşım sağlayan teleferik, yolculuğunuzu daha da keyifli hale getirmektedir. Tarihi bir mekanda doğanın tadını çıkarırken, İstanbul’un büyüleyici siluetini keşfetmek için ideal bir duraktır.
Emirgan Parkı
İstanbul’un en güzel yeşil alanlarından biri olarak, ziyaretçilerine huzurlu bir kaçış sunmaktadır. Parkın içindeki rengarenk lale bahçeleri, özellikle bahar aylarında göz alıcı bir manzara oluştururken, yürüyüş yolları ve göletler, doğayla iç içe bir deneyim yaşatmaktadır. Aileler için çocuk oyun alanları ve piknik alanları, keyifli anlar geçirmenize olanak tanır. Ayrıca, parkın sunduğu kafe ve restoranlar, ziyaretçilere lezzetli atıştırmalıklar ve içecekler sunarak dinlenme imkanı sağlamaktadır. Emirgan Parkı, hem dinlenmek hem de İstanbul’un doğal güzelliklerini keşfetmek isteyenler için ideal bir duraktır.
Nakkaştepe Bahçesi
İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip olan eşsiz bir yeşil alandır. Şehrin gürültüsünden uzaklaşarak, doğanın kucağında huzurlu anlar geçirmenizi sağlar. Bahçede yer alan yürüyüş yolları, ziyaretçilerine keyifli bir keşif imkanı sunarken, çeşitli çiçekler ve bitkilerle dolu peyzajı, gözlerinizi şenlendirir. Ayrıca, piknik alanları ve dinlenme noktaları, aileler ve arkadaş grupları için mükemmel bir buluşma yeri oluşturmaktadır. Nakkaştepe Bahçesi, hem dinlenmek hem de İstanbul’un doğal güzelliklerini keşfetmek isteyenler için ideal bir duraktır.
Atatürk Arboretumu
İstanbul’un doğal güzelliklerini keşfetmek isteyenler için bir cennet niteliğindedir. Ziyaretçilerine sunduğu geniş ağaç çeşitliliği ve rengarenk bitki örtüsü ile doğanın kalbinde huzurlu bir yürüyüş yapma imkanı sunar. Baharın taze yeşil tonlarıyla canlanan bu alan, her mevsim kendine has bir güzellik sergiler. Ayrıca, göletler etrafında dinlenme alanları ve piknik yapma fırsatları, aileler ve arkadaş grupları için keyifli anlar yaşatmaktadır. Atatürk Arboretumu, doğa severler için hem bilgi edinme hem de dinlenme imkanı sunan eşsiz bir destinasyondur.
Çamlıca Tepesi
İstanbul’un en yüksek noktalarından biri olarak, şehri kuşbakışı görebileceğiniz eşsiz bir manzaraya sahiptir. Burada yer alan geniş yeşil alanlar, piknik yapmak ve doğanın tadını çıkarmak isteyenler için mükemmel bir ortam sunar. Özellikle gün batımında, gökyüzündeki renklerin İstanbul siluetiyle buluşması, ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatmaktadır. Ayrıca, tepe üzerinde bulunan kafe ve restoranlar, lezzetli yiyecek ve içecekler eşliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Çamlıca Tepesi, hem yerli hem de yabancı turistler için İstanbul’un doğal güzelliklerini keşfetmek adına vazgeçilmez bir duraktır.
Saraçhane Parkı
İstanbul’un tarihi dokusuyla iç içe geçmiş huzurlu bir yeşil alandır. Park, hem yerli hem de yabancı ziyaretçilere sakin bir kaçış sunarak, şehrin gürültüsünden uzaklaşma imkanı tanır. İçerisinde yer alan yürüyüş yolları ve dinlenme alanları, doğayla baş başa kalmak isteyenler için idealdir. Ayrıca, çocuk oyun alanları ve piknik alanları, aileler için keyifli anlar geçirmenizi sağlar. Parkın sunduğu çeşitli etkinlikler ve sergiler, kültürel bir deneyim yaşamak isteyenler için de harika fırsatlar sunmaktadır. Saraçhane Parkı, İstanbul’un doğal güzelliklerini keşfetmek ve huzurlu bir gün geçirmek isteyenler için vazgeçilmez bir duraktır.
Kilyos Plajı
İstanbul’un kuzey kıyısında yer alan eşsiz bir sahil deneyimi sunmaktadır. Temiz denizi ve geniş kumsalı ile yaz aylarında serinlemek ve güneşlenmek için ideal bir yerdir. Plajda yer alan çeşitli su sporları aktiviteleri, adrenalin tutkunları için harika bir fırsat sunarken, aileler için çocuklar ile birlikte keyifli zaman geçirebilecekleri alanlar bulunmaktadır. Ayrıca, plaj çevresindeki kafe ve restoranlar, lezzetli deniz ürünleri ve atıştırmalıklar ile ziyaretçilerin damak zevkine hitap etmektedir. Kilyos Plajı, hem dinlenmek hem de eğlenceli anlar yaşamak isteyenler için vazgeçilmez bir destinasyondur.
Burgaz Adası
İstanbul’un Prens Adaları arasında yer alarak, ziyaretçilerine huzurlu bir kaçış sunmaktadır. Doğal güzellikleri ve tarihi yapıları ile dolu olan bu ada, yürüyüş yolları ve bisiklet parkurları ile keşfedilmeyi bekleyen bir cennettir. Adanın sakin plajları, deniz keyfi yapmak isteyenler için idealdir. Ayrıca, yerel restoranlarda sunulan taze deniz ürünleri ve geleneksel lezzetler, damak zevkinizi şımartacak. Burgaz Adası, hem doğa severler hem de tarih meraklıları için unutulmaz anlar yaşatacak bir destinasyondur.
Ağva ve Kilimli Koyu
İstanbul’un karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için ideal tatil rotalarıdır. Her iki yer de doğa ile iç içe, huzurlu ve sakin bir ortam sunar.
Ağva
Ağva, İstanbul’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta, Şile ilçesine bağlı bir sahil kasabasıdır. Göksu ve Yeşilçay nehirlerinin arasında yer alan bu şirin kasaba, özellikle doğaseverler ve fotoğraf meraklıları için cazip bir destinasyondur.
Doğa Aktiviteleri: Ağva, yürüyüş, bisiklet turları, balık tutma ve nehirde tekne turları gibi çeşitli doğa aktiviteleri sunar. Ayrıca, trekking ve kamp yapmak için de oldukça uygun alanlar bulunmaktadır.
Plajlar ve Deniz: Ağva’nın temiz ve uzun sahilleri, yüzme ve güneşlenme için idealdir. Sahil boyunca birçok kafe ve restoran da bulunmaktadır.
Konaklama: Ağva, butik otellerden pansiyonlara kadar geniş bir konaklama seçeneği sunar. Nehir kenarındaki oteller, özellikle romantik bir kaçamak arayan çiftler için popülerdir.
Kilimli Koyu
Kilimli Koyu, Ağva’ya oldukça yakın bir konumda yer alır ve doğa harikası manzaraları ile bilinir. Koy, doğal güzellikleri ve temiz denizi ile ziyaretçilerine huzur dolu anlar yaşatır.
Doğa ve Manzara: Kilimli Koyu’nun en belirgin özelliklerinden biri, kayalıkların ve mağaraların oluşturduğu büyüleyici manzaralardır. Koy, özellikle gün batımında muhteşem fotoğraflar çekmek için mükemmel bir noktadır.
Deniz ve Plaj: Kilimli Koyu’nun berrak denizi, yüzme ve dalış için idealdir. Ayrıca, koya ulaşım için yapacağınız kısa yürüyüş bile doğa ile baş başa kalmanızı sağlar.
Kamp ve Piknik: Kilimli Koyu, kamp ve piknik yapmak isteyenler için de harika bir seçenektir. Doğa ile iç içe olmak ve şehirden uzaklaşmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktasıdır.
Ağva ve Kilimli Koyu, doğa ile baş başa kalmak ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyenler için harika destinasyonlardır. Her iki yer de kendine has güzellikleri ve sunduğu aktiviteler ile ziyaretçilerine unutulmaz anılar yaşatır. Eğer İstanbul’da yaşıyor ve kısa bir kaçamak arıyorsanız, Ağva ve Kilimli Koyu’nu mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Büyük Ada
Büyükada, İstanbul’un en büyük ve en popüler Prens Adaları’ndan biridir. Marmara Denizi’nde yer alan bu ada, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlüdür. İşte Büyükada hakkında bilmeniz gereken bazı önemli bilgiler:
Tarihi ve Kültürel Zenginlikler
Büyükada’nın tarihi, Bizans dönemine kadar uzanır. Adada birçok tarihi yapı ve kilise bulunur. Özellikle Aya Yorgi Kilisesi ve Manastırı, adanın en önemli dini yapılarındandır. Aynı zamanda, Rum Yetimhanesi gibi tarihi yapılar da ziyaretçilerin ilgisini çeker.
Doğal Güzellikler
Büyükada, doğasıyla da büyüleyicidir. Adada bulunan ormanlık alanlar, plajlar ve piknik alanları, ziyaretçilerin doğayla iç içe vakit geçirmesi için idealdir. Bisiklet kiralayarak veya fayton turu yaparak adanın doğal güzelliklerini keşfetmek mümkündür.
Ulaşım
Büyükada’ya ulaşım, İstanbul’dan kalkan vapurlar ile sağlanır. Kabataş, Kadıköy ve Bostancı iskelelerinden düzenli olarak vapur seferleri yapılmaktadır. Adada motorlu taşıt bulunmadığından, ulaşım bisikletler, elektrikli araçlar ve yürüyüşle sağlanır.
Aktivite ve Eğlence
Adada yapılacak birçok aktivite bulunmaktadır. Bisiklet turları, plajda yüzme, yürüyüş parkurlarında doğa yürüyüşleri ve tarihi mekan ziyaretleri, Büyükada’da yapabileceğiniz başlıca etkinliklerdir. Ayrıca, adada çeşitli restoranlar ve kafeler de bulunmaktadır. Deniz ürünleri ve geleneksel Türk mutfağının tadını çıkarabilirsiniz.
Konaklama
Büyükada’da çeşitli konaklama seçenekleri mevcuttur. Butik otellerden pansiyonlara kadar birçok farklı alternatif bulabilirsiniz. Özellikle yaz aylarında adanın oldukça kalabalık olduğunu ve konaklama yerlerinin önceden rezerve edilmesi gerektiğini unutmayın.
Büyükada, İstanbul’dan kısa bir kaçamak yapmak isteyenler için mükemmel bir destinasyondur. Tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve sakin atmosferi ile Büyükada, her yaştan ziyaretçiye hitap eder. Bir gününüzü ayırarak bu güzel adayı keşfetmenizi tavsiye ederim.
Caddebostan Plajı
İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, Kadıköy ilçesine bağlı Caddebostan semtinde yer alan popüler bir plajdır. Marmara Denizi’ne kıyısı olan bu plaj, şehir hayatının yoğun temposundan kaçmak ve denizin tadını çıkarmak isteyen İstanbullular için ideal bir kaçış noktasıdır.
Özellikleri ve Aktiviteler
– Temiz ve Güvenli: Caddebostan Plajı, düzenli olarak temizlenir ve güvenliği sağlamak için cankurtaran hizmeti sunar.
– Geniş Kumsal: Plajın geniş kumsalı, güneşlenmek ve plaj oyunları oynamak için idealdir.
-Yürüyüş ve Bisiklet Yolları: Plajın yakınında bulunan yürüyüş ve bisiklet yolları, doğayla iç içe bir spor yapma imkanı sunar.
-Kafeteryalar ve Restoranlar: Plaj çevresinde birçok kafe ve restoran bulunur, bu sayede ziyaretçiler deniz keyfi yaparken lezzetli yiyecek ve içeceklerin tadını çıkarabilirler.
– Etkinlikler: Yaz aylarında plajda çeşitli etkinlikler ve konserler düzenlenir, bu da Caddebostan Plajı’nı daha da cazip hale getirir.
Doğal Güzellikler
Caddebostan Plajı, şehir içinde doğayla buluşabileceğiniz nadir yerlerden biridir. Denizin ve doğanın huzur verici atmosferinde, stres atmak ve rahatlamak için mükemmel bir yerdir.
Caddebostan Plajı, İstanbul’da deniz keyfi yapmak ve şehirden kısa süreliğine de olsa uzaklaşmak isteyenler için ideal bir mekandır. Hem ulaşım kolaylığı hem de sunduğu imkanlar bakımından oldukça popüler bir destinasyon olmayı sürdürmektedir.
Heybeliada
İstanbul’un Prens Adaları olarak bilinen takımadaların en büyüğünden sonra ikinci büyük adasıdır. Marmara Denizi’nde yer alan bu güzel ada, tarihi ve doğal güzellikleri ile ünlüdür. Heybeliada, İstanbul’un kalabalık ve gürültüsünden kaçmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktası sunar.
Adanın tarihi oldukça eskilere dayanır ve Bizans döneminden kalma kalıntılara sahiptir. Ayrıca, Türk denizciliğinin ünlü isimlerinden biri olan Deniz Harp Okulu da burada bulunmaktadır. Ada, yeşil doğası, çam ormanları ve temiz plajları ile ziyaretçilerine huzurlu bir ortam sunar.
Heybeliada’da bisiklet kiralayarak veya faytonlarla ada turu yapabilirsiniz. Aya Yorgi Manastırı ve Ruhban Okulu gibi tarihi yapıları gezebilir, adanın çeşitli kafelerinde ve restoranlarında deniz ürünlerinin tadını çıkarabilirsiniz. Ayrıca, yaz aylarında düzenlenen çeşitli etkinlikler ve festivaller de adayı daha da cazip kılar.
Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız veya İstanbul’u ziyaret ediyorsanız, Heybeliada’yı mutlaka görmelisiniz. Bu ada, hem tarih hem de doğa severler için mükemmel bir destinasyon.
Kınalıada
Marmara Denizi’nde yer alan ve İstanbul’un Prens Adaları olarak bilinen adalar grubunun bir parçasıdır. Bu ada, İstanbul’a olan yakınlığı ve doğal güzellikleri ile bilinir. Kınalıada, özellikle yaz aylarında İstanbul halkı için popüler bir kaçış noktasıdır.
Ada, adını topraklarının kırmızımsı renginden alır. “Kınalı” kelimesi, Türkçede “kınalı” anlamına gelir ve bu adanın topraklarının rengi, adaya bu ismi vermiştir. Kınalıada, diğer adalara göre daha az ağaçlıdır, bu da onun kendine has bir görünüm ve atmosfere sahip olmasını sağlar.
Kınalıada’nın tarihi oldukça eskilere dayanır. Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmış, Osmanlı döneminde ise birçok gayrimüslim topluluğa ev sahipliği yapmıştır. Bu kültürel çeşitlilik, adanın mimarisine ve yaşam tarzına da yansımaktadır.
Adada gezilecek yerler arasında Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi ve Rum Ortodoks Ayios Nikolaos Manastırı bulunur. Ayrıca, adanın en yüksek noktası olan Çınar Tepesi’nden muhteşem bir manzara izlemek mümkündür. Sahil boyunca yürüyüş yapmak, bisiklet kiralamak veya denize girmek de adada yapabileceğiniz aktiviteler arasındadır.
Kınalıada’ya ulaşım, İstanbul’dan düzenli olarak kalkan feribotlar ile sağlanır. Yolculuk, kısa ve keyifli bir deniz seyahati sunar. Kınalıada, hem tarihi hem de doğal güzellikleri ile ziyaretçilerine huzurlu bir ortam sunar ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyenler için ideal bir destinasyondur.
Çilingöz Tabiat Parkı Plajı
İstanbul’un batısında, Çatalca ilçesinde yer alan doğa harikası bir bölgedir. İstanbul’un karmaşasından uzaklaşıp, huzur ve dinginlik arayanlar için mükemmel bir kaçış noktasıdır.
Çilingöz Tabiat Parkı, hem doğa severler hem de deniz keyfi yapmak isteyenler için çeşitli aktiviteler sunar. Parkın içerisinde yürüyüş parkurları, piknik alanları ve kamp yapma imkanı bulunmaktadır. Özellikle kampçılar için oldukça popüler bir yerdir, çünkü doğayla iç içe, sakin ve huzurlu bir ortam sunar.
Çilingöz Plajı, Karadeniz kıyısında yer alır ve tertemiz kumları ile dikkat çeker. Deniz suyu genellikle serin ve berraktır, bu da sıcak yaz günlerinde serinlemek için idealdir. Plajda güneşlenmek, denize girmek ya da sadece dalgaların sesi eşliğinde dinlenmek mümkündür.
Tabiat parkında ayrıca çeşitli bitki ve hayvan türlerine rastlamak da mümkündür. Kuş gözlemciliği yapmak isteyenler için de güzel fırsatlar sunar. Çilingöz Deresi’nin denize döküldüğü nokta, manzara fotoğrafçılığı için harika kareler yakalayabileceğiniz bir yerdir.
Sonuç olarak, Çilingöz Tabiat Parkı Plajı, doğa ile baş başa kalmak ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyenler için harika bir destinasyondur. Hem günübirlik ziyaretler hem de uzun süreli konaklamalar için uygundur. Doğanın tadını çıkarırken, aynı zamanda huzurlu ve keyifli vakit geçirebilirsiniz.
Anadolu Feneri Sahili
İstanbul’un Beykoz ilçesinde yer alan ve Karadeniz kıyısında bulunan huzur verici bir sahil bölgesidir. Sahil, adını yakınında bulunan tarihi Anadolu Feneri’nden alır. Bu fener, Boğaz’ın kuzey girişinde denizcilere yol gösteren önemli bir yapıdır ve 19. yüzyılda inşa edilmiştir.
Anadolu Feneri Sahili, sakin atmosferi ve doğal güzellikleriyle bilinir. Bölge, şehir hayatının karmaşasından uzaklaşıp doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Yemyeşil ormanlarla çevrili sahil, huzurlu yürüyüşler yapmak, piknikler düzenlemek ve denizin tadını çıkarmak için ideal bir ortam sunar.
Sahil boyunca balıkçı teknelerini ve küçük kafeleri görmek mümkündür. Bu kafelerde taze deniz ürünleri ve yerel lezzetlerin tadını çıkarabilirsiniz. Ayrıca, sahilin yakınlarında yer alan restoranlar da bölgeye gelen ziyaretçilere geniş bir yelpazede lezzetli yemek seçenekleri sunar.
Anadolu Feneri Sahili, aynı zamanda fotoğraf tutkunları için de harika manzaralar sunar. Gün batımında denizin ve fenerin oluşturduğu görsel şölen, unutulmaz kareler yakalamanızı sağlar. Özellikle doğa ve manzara fotoğrafçılığına ilgi duyanlar için bu sahil vazgeçilmez bir mekandır.
Sonuç olarak, Anadolu Feneri Sahili, İstanbul’un keşfedilmeyi bekleyen güzelliklerinden biridir. Doğal ve tarihi dokusuyla ziyaretçilerine hem huzur hem de keyifli anılar sunar. Eğer yolunuz İstanbul’a düşerse, bu özel sahili ziyaret etmeyi ihmal etmeyin.
Florya Güneş Plajı
İstanbul’un Avrupa Yakası’nda, Bakırköy ilçesine bağlı Florya semtinde yer alan popüler bir plajdır. İstanbul’un kalabalık ve hareketli şehir yaşamından bir nebze olsun uzaklaşmak isteyenler için ideal bir kaçış noktasıdır. İşte Florya Güneş Plajı hakkında bilmeniz gereken bazı önemli bilgiler:
Konum ve Ulaşım
Florya Güneş Plajı, İstanbul’un merkezi noktalarına oldukça yakın bir konumda yer alır. Toplu taşıma araçları ile kolaylıkla ulaşılabilir. Metrobüs, otobüs ve Marmaray gibi ulaşım seçenekleri ile plaja rahatça gidilebilir.
Özellikleri
– Temiz ve Düzenli Ortam: Plaj, temizliği ve düzeni ile bilinir. Sahil boyunca yürüyüş yolları, duşlar, soyunma kabinleri ve tuvaletler gibi olanaklar mevcuttur.
– *Aile Dostu: Florya Güneş Plajı, aileler için uygundur. Çocukların güvenle oynayabileceğ alanlar ve güler yüzlü personel sayesinde tüm aile bireyleri keyifli vakit geçirebilir.
– Yeme İçme: Plaj çevresinde çeşitli kafe ve restoranlar bulunur. Deniz manzarası eşliğinde lezzetli yemekler yiyebilir veya serinletici içecekler içebilirsiniz.
– Aktiviteler: Plajda sadece yüzme değil, aynı zamanda çeşitli su sporları yapma imkanı da bulunur. Plaj voleybolu ve plaj futbolu gibi aktiviteler de popülerdir.
Avantajlar
1.Şehirden Uzaklaşmadan Tatil Hissi: İstanbul’un içinde olup, şehirden uzaklaşmış gibi hissetmek isteyenler için mükemmel bir yerdir.
2.Kolay Ulaşım: Merkezi konumu sayesinde İstanbul’un pek çok yerinden kolayca ulaşılabilir.
3. Doğa ile İç İçe: Deniz, kum ve güneşin tadını çıkarırken aynı zamanda yeşil alanlarda piknik yapma imkanına sahip olabilirsiniz.
Tavsiyeler
– Plajın en yoğun olduğu dönem yaz aylarıdır. Bu nedenle hafta içi günlerini tercih ederek daha sakin bir ortamda vakit geçirebilirsiniz.
– Güneş kremi, şapka ve bol su gibi temel ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın.
– Özellikle hafta sonları erken saatlerde gitmek, kalabalık olmadan yer bulmak açısından avantajlı olacaktır.
Florya Güneş Plajı, denizin ve güneşin tadını çıkarmak isteyenler için mükemmel bir seçenektir. Sevdiklerinizle birlikte güzel bir gün geçirmek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Ankara
Ankara, Türkiye’nin başkenti ve ikinci en büyük şehri olarak, ziyaretçilerine pek çok tarihi, kültürel ve doğal güzellikler sunar. İşte Ankara’da gezilecek yerlerin bir listesi:
1. Anıtkabir:
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün anıt mezarıdır. Hem tarihi hem de mimari açıdan büyük öneme sahiptir. Anıtkabir, görkemli yapısıyla ve çevresindeki Barış Parkı ile ziyaretçilerine huzurlu bir atmosfer sunar.
2. Ankara Kalesi:
Şehrin en eski yapılarından biridir ve tarihi MÖ 2. yüzyıla kadar uzanır. Kale, şehrin manzarasını izlemek için harika bir noktadır ve içinde çeşitli müzeler ve el sanatları atölyeleri bulunmaktadır.
3. Anadolu Medeniyetleri Müzesi:
Paleolitik Çağ’dan Osmanlı dönemine kadar uzanan geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapar. Türkiye’nin en önemli müzelerinden biri olarak kabul edilir.
4. Tuz Gölü
Tuz Gölü, Türkiye’nin en büyük ikinci gölü ve dünyanın da en tuzlu göllerinden biridir. Ankara’nın güneydoğusunda yer alan bu göl, aynı zamanda Konya ve Aksaray illerinin sınırları içinde de bulunmaktadır. Tuz Gölü, yaklaşık 1.665 kilometrekarelik bir alanı kaplar ve deniz seviyesinden 905 metre yükseklikte bulunur.
Ziyaretçiler için Tuz Gölü, doğal güzellikleri ve eşsiz manzaralarıyla dikkat çeker. Göl üzerinde yürümek, tuz kristallerinin parlaklığını ve gölün sonsuz gibi görünen beyazlığını deneyimlemek oldukça büyüleyicidir. Ayrıca, Tuz Gölü’nün çevresinde çeşitli konaklama ve gezi imkanları da bulunmaktadır.
5. Kocatepe Camii:
Modern mimarisi ve büyüklüğü ile dikkat çeken bu cami, Ankara’nın en büyük camilerinden biridir. İç ve dış tasarımı oldukça etkileyicidir.
6. CerModern
Ankara’nın çağdaş sanat müzesi olan CerModern, eski bir tren bakım deposunun restore edilmesiyle oluşturulmuştur. İçerisinde çeşitli sanat sergileri, konserler ve etkinlikler düzenlenmektedir.
7. Gençlik Parkı:
Şehrin merkezinde yer alan bu park, geniş yeşil alanları, göleti ve eğlence alanları ile hem yerli halk hem de turistler için popüler bir dinlenme mekanıdır.
8. Hamamönü:
Restorasyon çalışmaları ile yeniden canlandırılmış tarihi bir mahalledir. Eski Ankara evleri, kafeler, restoranlar ve el sanatları ile dolu sokaklarında keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz.
9. Eymir Gölü:
Şehirden biraz uzaklaşmak ve doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenler için ideal bir yerdir. Bisiklet sürmek, yürüyüş yapmak veya piknik yapmak için harika bir mekandır.
10. Seğmenler Parkı:
Şehrin merkezinde yer alan büyük bir parktır. Yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları ve geniş yeşil alanları ile huzurlu bir dinlenme alanı sunar.
Ankara, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla ziyaretçilerine çok çeşitli deneyimler sunar. Bu yerler, Ankara’yı keşfetmek isteyenler için başlangıç noktası olabilir.
11. Atakule
Atakule, Türkiye’nin başkenti Ankara’da yer alan ve şehrin simgelerinden biri olan ünlü bir yapıdır. 1989 yılında tamamlanan bu kule, 125 metre yüksekliğiyle Ankara’nın birçok noktasından kolayca görülebilir. Atakule, sadece bir gözlem kulesi değil, aynı zamanda içerisinde alışveriş merkezi, restoranlar ve çeşitli eğlence mekanları barındıran çok amaçlı bir komplekstir.
Atakule sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin de önemli simgelerinden biridir. Tarihi ve kültürel değeri yanında, modern mimarisi ve sunduğu olanaklarla hem Ankaralılar hem de turistler için vazgeçilmez bir ziyaret noktasıdır.
12. Hacı Bayram Veli Camii
Ankara’da bulunan Hacı Bayram Veli Camii, tarihi ve manevi önemiyle dikkat çeken önemli bir yapıdır. 15. yüzyılda inşa edilen cami, adını ünlü Türk mutasavvıf ve şair Hacı Bayram Veli’den almıştır. Caminin bulunduğu alan, Hacı Bayram Veli’nin türbesine de ev sahipliği yapar ve bu nedenle yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çeker.
Antalya
Antalya Eski Kent
Labirenti andıran Kaleiçi mahallesi gezmek için oldukça ideal.
Mükemmel bir şekilde restore edilmiş beyaz badanalı ve kırmızı çatılı Osmanlı konakları, şimdi çok sayıda butik otel, hediyelik eşya dükkanı, sanat galerisi ve restorana ev sahipliği yapan Arnavut kaldırımlı sokaklarda sıralanıyor.
Daha çok eski dünya ambiyansında nefes almak için bir yer olmasına rağmen, gezmek isteyenler için çok sayıda küçük turistik yer de var.
Ana meydanda bir kale kapısı ve taş kaplı saat kulesi bulunurken, 18. yüzyıldan kalma Tekeli Mehmet Paşa Camii’ni, karmaşık iç çini işçiliği için bile görülmeye değer.
Konyaaltı Plajı
Antalya şehir merkezinin batısında yer alan Konyaaltı Plajı, Antalya’nın iki ana kum şeridinden biridir ve ötesindeki kıyı şeridine doğru inen pitoresk bir dağ desteği vardır.
Şemsiyeli şezlonglar kiralanabilir, iyi tuvalet ve duş olanakları vardır ve plajın arkasındaki palmiye ağaçlarıyla çevrili gezinti yolu, acıktığınızda atıştırmalık dükkanlar, kafeler ve restoranlarla çevrilidir.
Plaja şehirden kolayca ulaşılabilir, bu nedenle Antalya’nın eski şehir bölgesindeki atmosferik butik otel konaklamasında kalmayı seçen ziyaretçilerin yanı sıra plaj otellerini ziyaret edenler arasında çok popüler bir plaj seçeneğidir.
Lara Plajı
Türkiye’nin Antalya ilinde, Akdeniz kıyısında yer alan ünlü bir plajdır. Antalya’nın doğusunda, şehir merkezine yaklaşık 12 kilometre uzaklıkta bulunur. Lara Plajı, incecik altın rengi kumları, berrak denizi ve geniş kumsalı ile ziyaretçilere eşsiz bir tatil deneyimi sunar.
Plaj, yaklaşık 2 kilometre uzunluğundadır ve oldukça geniş bir alanı kaplar. Bu sayede, yaz aylarında bile kalabalık olsa dahi, rahatça güneşlenebilecek ve yüzebilecek alan bulmak mümkündür. Ayrıca, plajın çevresinde pek çok otel, restoran, kafe ve eğlence mekanları bulunmaktadır. Bu tesisler, ziyaretçilere çeşitli konaklama ve yeme içme seçenekleri sunar.
Lara Plajı’nda su sporları oldukça popülerdir. Jet ski, parasailing, banana boat gibi aktivitelerle heyecan dolu anlar yaşayabilirsiniz. Ayrıca, plaj voleybolu gibi kara sporları için de uygun alanlar bulunmaktadır.
Plajın en dikkat çeken özelliklerinden biri de her yıl düzenlenen Uluslararası Kum Heykel Festivali’dir. Bu festivalde dünyanın dört bir yanından sanatçılar, kumdan devasa heykeller yaparak yeteneklerini sergilerler. Festival, hem yerli hem de yabancı turistler için büyük bir çekim merkezi olmuştur.
Lara Plajı, Antalya’nın tarihi ve turistik yerlerine de oldukça yakındır. Düden Şelalesi, Perge Antik Kenti ve Kaleiçi gibi önemli noktalara kısa bir yolculukla ulaşabilirsiniz.
Sonuç olarak, Lara Plajı, doğal güzellikleri, geniş kumsalı, çeşitli aktiviteleri ve konforlu tesisleri ile Antalya’nın en gözde tatil destinasyonlarından biridir. Hem dinlenmek hem de eğlenceli vakit geçirmek isteyenler için ideal bir seçenektir.
Aspendos Antik Kenti
Antalya – Alanya karayolunun 44’üncü kilometresinden kuzeye dönen yolun 2’nci kilometresinde yer alan Aspendos, sadece Anadolu’nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi korunagelmiş Roma Dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlüdür. Şehir, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay (Antik Eurymedon) yakınlarındaki tepe düzlüğünde kurulmuştur. Akdeniz ile ulaşımını ve gelişmesini yakınındaki nehre ve dolayısıyla çevresindeki bereketli topraklara borçlu olan Aspendos’ta bugün çoğunlukla tiyatro ve suyolları ziyaret edilir. Şehre ait diğer yapıların kalıntıları ise tiyatronun yaslandığı tepenin düzlüğünde yer alır.
Kaynak: kulturportali.gov.tr
Termessos Antik Kenti
Pisidia Bölgesi’nin “Milyas” olarak anılan güneybatı bölümünde, bugün “Güllük” adını taşıyan Solymos Dağı’nın dorukları arasındaki vadide, Anadolu’nun en eski halklarından Luvi’lerin soyundan gelme Solym’ler tarafından kurulmuş önemli bir antik kenttir. Orman içinde korunan ören yerlerinin en çarpıcılarından biri olup, aynı adı taşıyan Milli Park içinde yer alır. Antalya-Korkuteli karayolunun 24’üncü kilometresinden sola tırmanan özel yolla, Güllük Dağı’ndaki kalıntılara ulaşılabilir. Şehrin tarih sahnesine çıkışı Büyük İskender’in İ.Ö.333’de kenti kuşatması ve Termesosluların güçlü bir savunma yaparak kenti teslim etmemesiyle olmuştur. İskender’in ölümünden sonra kent Ptolemy’ler tarafından alınmıştır. İ.Ö. 189 yılında komşu şehir İsinda’yı zapteden Termessos’lular İsinda halkının şikayeti üzerine Anadolu’daki Roma Kuvvetleri Komutanı Manlius Vulso tarafından cezalandırılmışlardır. Büyük ihtimalle aynı tarihlerde Termessos ile Likya Birliği arasında bir savaş da söz konusuydu. İ.Ö. 71’de Roma ile arasında “dostluk ve ittifak” bulunan Termessos’un işlerinde bağımsız olduğu ve kendi kanunlarını kendileri yapacakları konusu da Roma senatosunca kabul ve tasdik edilmiştir.
kulturportali.gov.tr
Antalya Müzesi
Perge Antik Kenti’nden çıkarılan heykellerin diğer eserlerden rol çaldığı Antalya Müzesi, Alt Paleolitik Çağ’dan Roma Dönem’ine kadar uzanan bir döneme tanıklık ediyor. Antalya sınırlarında yaşamış üç önemli Akdeniz antik uygarlığı Likya”, “Pamfilya” ve “Pisidya”ya adanan Antalya Müzesi, 1988’de “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi” ödülünü aldı.
Kuruluşunda öğretmen Süleyman Fikri Erten’in büyük emeği olan müze, 1. Dünya Savaşı sırasında tarihi eserlerin işgal güçlerinden korunması fikriyle ortaya çıktı. Fikri Bey 1919’da Antalya mutasarrıflığına başvurarak, kendini fahri Âsâr-ı Âtika (tarihi eser) memuru tayin ettirdi ve öncelikle merkezdeki eserleri toplayarak müzeyi kurdu.
1922’de Kaleiçi’ndeki Alaeddin Cami’de kurulan ve 1972’de bugünkü binasına taşınan Antalya Müzesi, tam 30 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. 14 sergi salonu, çocuk bölümü ve açık hava galerilerinin yanı sıra bahçesiyle de dikkat çekiyor.
Sergilenenler arasında doğa tarihi ve prehistorya koleksiyonu, tanrı ve imparator heykelleri, mezar kültlerine ait eserler, sikkeler, mozaik ve ikonalar bulunuyor Bölgedeki çok sayıda kurtarma kazısı ve ören yeri çevre düzenlemeleri de Antalya Müzesi’nce yürütülüyor. Koleksiyonunun büyük bölümü çevre kazılardan elde edilen müzenin etnografik eserleri de bölgeden toplandı. Geniş etnografya koleksiyonunun önemli bir bölümüyse Osmanlı kültürünü anlatıyor.
muze.gov.tr
Yivli Minare Camii
Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1. Alaaddin Keykubat tarafından 1230 yılında inşa ettirilen Yivli Minare Camii, Anadolu Türk Mimarisinde benzeri olmayan yivli minaresinin formuyla dikkat çekmektedir.
Bunun yanında, altı kubbeli ibadet mekanı ile Anadolu’daki çok kubbeli cami tipinin günümüze ulaşan en eski örneği olduğu kabul edilmektedir.
Hadrian Kapısı (Üç Kapılar)
Antalya Hadrian Kapısı, M.Ö. 130 yılında İmparator Hadrian tarafından inşa edilen üç kapıdan oluşan kubbeli bir anıt yapıdır. Bu anıt, eski şehrin önemli girişlerinden biridir. Bugün, bu kapıların çevresinde Hadrian Tapınağı, Hadrian Terası ve Hadrian Kapısının Batısındaki yeni kapının bulunduğu büyük bir meydan bulunmaktadır. Hadrian Kapısı, eski şehri selamlamak ve yabancıların şehir içine girişini kontrol etmek için kullanılıyordu.
Antalya Hadrian Kapısı, üç kapıdan oluşmaktadır. Giriş kapısı, orta kapı ve çıkış kapısı vardır. Her kapı, büyük ve muhteşem bir kubbeyle örtülüdür. Kapıların önünde, eski Roma heykelleri görebilirsiniz. Her kapının üstünde de, eski şehre saldıranları uzaklaştırmak için balıkların simgesi olan balina heykel bulunmaktadır. Hadrian Kapısının her köşesinden, o zamana kadar inşa edilen muhteşem Roma mimarisinin şehir içinde yaşayanlara hatırlatıcı olduğu görülmektedir.
Roma Kalesi
2. yüzyılda inşa edilen bu 14 metre yüksekliğindeki silindirik kule, Karaalioğlu Parkı’nın kenarında, Antalya’nın eski limanını yüksekten izliyor.
Hiç kimse ana işlevinin ne olduğundan tam olarak emin değil, ancak çoğu, aşağıdaki yoğun liman üzerinde bir gözetleme kulesi veya deniz feneri görevi gördüğü konusunda hemfikir.
Şimdi gün batımını izlemek veya eski liman bölgesinin o çok önemli panoramik manzarasını görmek için harika bir yer.
Parkın kendisi en iyi piknik alanıdır ve şehrin sokaklarından kaçmak için sakin, çiçeklerle dolu bir yerdir.
Yerlilerin yaptığı gibi yapın ve alacakaranlıkta gezinti yapmak için buraya gelin. Gezdikten sonra dinlenmeniz gerekiyorsa mükemmel kafeler de yakınlardadır.
Köprülü Kanyon Milli Parkı
Antalya ili Manavgat ilçesinin 63 km kuzeybatısında, Antalya ilinin 85 km kuzeydoğusundadır. Manavgat ilçesi sınırları içinde bulunan Köprüçay (Köprü) nehri ve tarihi Selge kentinin bulunduğu yerde 366.140 dekarlık bir alanı kapsayan bu yöre, 1973 yılında Milli Park olarak ayrılmış ve ilan edilmiştir. Milli Park’ın kaynak değerini oluşturan Köprüçay’ın Bolasan köyü ile Beşkonak arasında meydana getirdiği yarma vadi, 14 km uzunluğu ve 100 m’yi aşan duvar yüksekliği ile Türkiye’nin en uzun kanyonlarından biridir.
Köprülü Kanyon Milli Parkı, barındırdığı doğal, tarihi ve kültürel zenginlikler sayesinde ziyaretçilerine çok sayıda etkinlik seçeneği sunmaktadır. Başta, Türkiye’nin en önemli rafting rotalarından biri olan Köprüçay üzerinde rafting, kano ve kanyoning (kanyon geçişi) sporları olmak üzere; yüzme, doğa yürüyüşü, kaya tırmanışı, oryantiring, bisiklet, olta balıkçılığı vb. sportif etkinlikler ile botanik-yaban hayatı gözlemciliği, jeolojik yapı gözlemciliği, kampçılık, fotoğrafçılık, piknik, cip safari, yayla gezileri… gibi çok çeşitli etkinliklere katılma olanağı bulunmaktadır. Bölgeye gelen ziyaretçiler, Milli Park içindeki Selge antik şehri ile bir bölümü Milli Park içinde bulunan Aziz Paul Yolu’nu da gezi programlarına dahil edebilirler.
Köprülü Kanyon Milli Parkı’nda dinlenme ve konaklama için, nehrin iki yanında konumlanan yeme-içme tesisleri, günübirlik ve çadır kamp kullanma alanları ile Park sınırları içindeki bungalov evleriyle hizmet veren pansiyonlar değerlendirilebilir. Antalya kent merkezi, ilçeleri ve Milli Park içinde, rafting ve diğer etkinlikleri kapsayan programlarıyla günübirlik turlar düzenleyen seyahat acenteleri mevcuttur.
Kaynak:kuturportali.gov.tr
Perge Antik Kenti
Antalya şehir merkezinin 17 kilometre doğusunda bulunan Aksu ilçesinde yer alır. Hitit Dönemi’nde varlığını sürdürdüğüne inanılan ve “Parha” diye bilinen kent Roma Dönemi’nde Anadolu’nun en düzenli kentlerinden biri olmuştur. Mimarisi ve mermer heykeltıraşlığı ile ünlü olan antik kentte yapılan kazılarda ortaya çıkarılan heykeller Antalya Müzesi’ni en önemli heykel müzelerinden biri haline getirmiştir.
Perge şehir planının esasını biri doğu-batı, diğeri ise kuzey-güney yönünde uzanan iki ana cadde oluşturmaktadır.15 bin izleyici kapasiteli tiyatro oldukça iyi korunmuştur. Oturma yerlerinin karşısında yer alan özenle dekore edilmiş iki katlı sahne binası M.S. 2’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Buradan bulunan eserler günümüzde Antalya Müzesi’nde ‘Perge Tiyatrosu Salonu’nda devamlı olarak sergilenmektedir. Bu heykellerin mükemmelliği Perge heykeltıraşlığının eşsiz tarza sahip ekolünü çok güzel bir şekilde yansıtır. Antik Kent Perge’nin bir diğer temel yapısı olan stadyum, Türkiye’nin en iyi korunmuş stadyumlarından biridir. Tiyatronun kuzeyinde M.Ö. 2’nci yüzyılda inşa edilmiş olan stadyum yaklaşık olarak 12 bin izleyici kapasitelidir.
Kentin antik çağdaki heybetini yansıtan diğer sosyal ve kültürel yapılar arasında dikdörtgen planlı agora, yüksek kuleler, anıtsal çeşmeler, hamamlar ve sütunlu caddeler yer alır. Perge Hristiyanlık için de önemlidir. Hristiyanlığın en önemli figürlerinden biri olan Aziz Paul Perge’ye misyonerlik seyahatleri sırasında Aksu Nehri üzerinden varmış. İncil’de yazılı olmasından dolayı şehir ve akarsu Hristiyanlığın kutsal mekanlarından biri olarak kabul edilmektedir.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Şehzade Korkut Camii,(Kesik Minare)
Kaleiçi’nde Kılınçarslan Mahallesi’nde yer almaktadır. Geçmişi M.S. 2. yüzyıla kadar uzanan yapı, bu dönemde bir Roma tapınağı olarak inşa edilmiş, Bizanslılar Dönemi’nde, M.S. 5 veya 6. yüzyılda, tapınağın mimari parçaları yardımıyla kiliseye dönüştürülmüştür. Meryem Ana’ya adanan bir Panaghia Kilisesi olan yapı, M.S. 7. yüzyılda gerçekleşen Arap akınları ile tahrip edilmiştir. Selçuklular Dönemi’nde, fetih sembolü olarak camiye çevrilen ve asıl minaresi eklenen yapı, 1361 yılında Kıbrıs Kralı’nın Antalya işgali sırasında yeniden kilise olmuştur. Osmanlılar Dönemi’nde, II. Yıldırım Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut tarafından tekrar camiye dönüştürülen eser, yörenin tek şehzade camisi olması bakımından, ayrıca önem taşımaktadır.
Likya Yolu
Türkiye’nin güneyinde, Fethiye’den Antalya’ya giden, 760 km’lik, yürümesi ortalama 29 gün süren işaretlenmiş bir yürüyüş rotasıdır. Rota, genel olarak Roma yolları, eski patikalar ve katır yollarından oluşur; sıklıkla kayalık ve taşlıktır ve dağ bisikletine uygun değildir. Sahil ve dağlar arasında yer alan rotada sık sık dik yükseltiler bulunur.
Rota, 1999 yılında İngiliz/Türk amatör tarihçi Kate Clow tarafından araştırılmış, tasarlanmış ve işaretlenmiştir. Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş rotasıdır ve Türkiye’nin bazı eski yollarını tanımlamak ve korumak için yapılmıştır.
Karain Mağarası
Antalya’nın 30 kilometre kuzeybatısında eski Antalya-Burdur karayoluna 5-6 kilometre uzaklıkta bulunan Yağca Köyü sınırları içinde yer alır. Türkiye’nin en büyük doğal mağaraları arasında olan Karain Mağarası, önünde bulunan traverten ovasından 150 metre, denizden ise 430-450 metre yüksekliktedir. Mağara, Alt Yontmataş’tan başlayarak, Orta ve Üst Yontmataş evreleri, Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç gibi Prehistorik Çağlarda ve Klasik Çağda insanlar tarafından sürekli bir biçimde iskan edilmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak da yaklaşık on bir metreyi bulan kalın bir kültür dolgusu içermektedir.
Ancak mağaranın en uzun süren ve en önemli iskânı Paleolitik (Yontmataş Çağı) dönemde olmuştur. Daha çok Adak Mağara (tapınak) olarak kullanılan mağaranın alnı ve dış duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır. Karain Mağarası’nda yapılan kazılarda elde edilen arkeolojik buluntular, Antalya Müzesi’nde ve mağaranın hemen yakınında bulunan Karain Müzesi’nde sergilenmektedir.
Mağaranın girişine ulaşmak için ziyaretçi karşılama noktasından itibaren 470 basamaklı bir merdiveni çıkmanız gerektiğini hatırlatalım. Ancak mağaraya girdikten sonra yaşayacağınız benzersiz deneyim, bu küçük zahmetin karşılığını fazlasıyla verecektir.
Kaynak: kultur.gov.tr
Düden Şelalesi
Kepez İlçe sınırları içerisinde, Varsak Mahallesi’nde bulunmaktadır. Düden Şelalesi çeşitli kaynaklarda, İskender Şelalesi ve Yukarı Düden Şelalesi olarak da geçmektedir. Aynı zamanda halk arasında Düdenbaşı Şelalesi diyenler de vardır. Eski Antalya-Burdur yolunun 28’inci kilometresinde Kırkgözler’in 30’ncu kilometresinde Pınarbaşı adında iki büyük karstik kaynak çıkmaktadır. Suyu bol bu iki nehir kısa bir akıştan sonra birleşerek Bıyıklı Düdeni içinde kaybolur. Bıyıklı Düdeni’nde kaybolan su 14 kilometre kadar yerin altında gittikten sonra Varsak Çöküntüsü’nün bir ucundan çıkar, çok kısa bir akıştan sonra çöküntünün öbür ucundan tekrar batar. Varsak’ta kaybolan su iki kilometre kadar yeraltı akışından sonra Düdenbaşı’nda yeryüzüne çıkar.
Kaynak: kultur.gov.tr
Kurşunlu Şelalesi
Antalya-Mersin karayolunun 15’nci kilometresinden sola dönülerek 7 kilometre daha gidince zengin florası olan, 33 hektar alana sahip, 18 metre yükseklikten dökülen, Kurşunlu Şelalesi’ne ulaşılır. Yedi adet küçük göletin küçük şelaleciklerle birbirine bağlandığı 2 kilometrelik bir kanyon içindeki şelale 1986 yılında ziyarete açılmıştır.
Çevresindeki zengin flora ve fauna, burayı doğa yürüyüşü, bitki ve hayvanları gözlemleme gibi eko turizm faaliyetleri açısından öncelikli konumlardan biri haline getirmiştir. Tabiat parkı içinde yürüyüş yaparken tavşan, sincap, ağaçkakan, kaplumbağa ve diğer küçük hayvanlarla karşılaşmak mümkündür. Temiz havası ve büyüleyici manzarasıyla tabiat parkı, birçok ziyaretçiyi günübirlik dinlenme ve piknik için cezbeder. Ziyaretçiler için seyir terasları, oyun alanları, araç parkı ve diğer imkanlar da mevcuttur.
Kaynak: kultur.gov.tr
Manavgat Şelalesi
Batı Torosların doğu yamaçlarından doğarak Sorgun bölgesindeki boğazdan Akdeniz’e karışan ve büyük yeraltı sularından beslenen 93 km uzunluğundaki Manavgat Nehri, yaklaşık 5 metre yüksekliğindeki falezlerden dökülen Manavgat Şelalesini oluşturur. Birçok balık ve kuş türüne (alabalık, sazan, kefal, levrek, karabalık, sutavuğu, ördek, kaz, yalıçapkını, değişik türlerde balıkçıllar, martılar vb.) ev sahipliği yapan Manavgat Nehri, söğüt, çınar, kavak, dut, karacaağaç gibi birçok ağaç türü ve zengin bir bitki çeşitliliğine de sahiptir. Ayrıca, tüm bu doğal güzelliklerin içinde macera yaşamaya imkan veren nehrin, belirli etaplarında rafting ve kano gibi çeşitli doğa sporları yapılabilmektedir.
Kaynak: kultur.gov.tr
Çıralı Plajı,
3.2 km’lik Olimpos sahili ile Yanartaş dağı arasında yer alıyor.Çıralı Plajı, ismini ise Olimpos yanar taşından almıştır. Burada bulunan doğal gaz ateşi ise sürekli yanmaktadır. Bu özelliği ile ziyaretçileri için oldukça farklı bir deneyim olmaktadır. Ayrıca doğal zenginliği ile meşhurdur. Nesli tehlike altında olan caretta carettaların üreme alanlarında biriside Çıralı’dır. Deniz kaplumbağalarının üreme alanlarında biri olmasından dolayı burası 1. derece sit alanı olarak ilan edilmiştir. İnşaatın yasak olmasından dolayı çevre bozulmamış, böylece doğallığını korumuştur.
Tünektepe Teleferik Konyaaltı
Ziyaretçilerini, Antalya’nın büyüleyici manzarasını izleyebilecekleri en iyi seyir noktası olan ve Antalya’nın simgelerinden biri sayılan 605 rakımlı Tünektepe’ye çıkaran teleferik, konuklarına eşsiz bir panoramik deneyim yaşatıyor.
Antalya’nın Konyaaltı İlçesi Sarısu Mevkii’nde yer alan Tünektepe Teleferik, 2017 yılından bu yana, pazartesi günleri hariç haftanın her günü hizmet veriyor. Her biri en fazla sekiz kişiyi taşıyan toplam 36 vagondan oluşan 1.706 metrelik hattaki teleferik, sürekli dönüş yaparak, saatte 1.200 kişiyi, Sarısu Mesire Alanı’ndan Tünektepe’ye ulaştırabiliyor. 8,5 dakika süren keyifli yolculuk sırasında, mavi ve yeşilin kucaklaştığı Antalya’yı ve Kemer Yolu’nu izleyerek, yamaca ulaşılıyor.
Yukarıda ise konuklarını temiz dağ havasının yanı sıra muhteşem bir görsellik bekliyor. Bir yanda tüm Antalya’nın gözler önüne serildiği, göz alıcı şehir manzarası, diğer yanda Sıçan Adası, uçsuz bucaksız masmavi deniz, ormanlarla ve dağlarla kaplı Kemer Yolu’nu izlemeye doyum olmuyor. En tepede, günün farklı saatlerinde değişen ışığa bağlı olarak, değişik fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz. Manzarayı daha net izlemek için, gökyüzünün açık ve bulutsuz olduğu günleri tercih etmeniz öneriliyor.
Alanya
Alanya Kalesi
Denizden ve karadan zor ulaşılabilirliği ve doğal korunaklı oluşu nedeniyle tarih boyunca kesintisiz yerleşim görmüş olan Alanya Kalesi Anadolu’yu süsleyen yüzlerce kaleden bugün ayakta kalabilmiş, en iyi korunmuş Ortaçağ kalelerinden birisidir.
Kale 6,5 kilometreyi bulan surların uzunluğu, 140’ı bulan burçları, içindeki 400’e yakın sarnıcı, görkemli, yazıtlı ve bezemeli kapıları ile bir açık hava müzesi görünümündedir. Surlar Kızılkule’den başlayarak planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda Burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcuna inerek Tophane ve Tersaneyi geçip başladığı yer olan Kızılkule’de son bulur.
Kızılkule
Selçuklu sanatının eşsiz örneklerinden biri olan Kızılkule, kaleye bütünlük sağlayan planı ile Alanya’nın simgesi durumundadır. Selçukluların Akdeniz ile tanışmalarını simgeleyen tersane, 1227 yılında inşa edilmiştir. Tersaneyi güvence altına almak için yapıldığı sanılan tophane 12×14 metre ölçülerinde 2 katlı dikdörtgen planlı bir yapı olup, Alaeddin Keykubad döneminde yapılmıştır. Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta ve satılmakta, küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir.
kaynak: kuturportali.com
Kleopatra Plajı
Alanya’da çok güzel plajlar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi de tabi ki Kleopatra Plajı’dır. Alanya yarımadasının batı tarafında bulanan bu plaj, aynı zamanda Türkiye’nin de en önemli plajlarındandır. bilirsiniz. Sahil boyunca otel kompleksleri var, aynı zamanda yerel mutfağıyla sizi memnun edecek restoran ve kafeler de bulunmaktadır. Atatürk Parkı ve Bulvarı’nı da unutmamak lazım. Kristal berraklığında su ve ince mercan kumu, bir tablodan çıkmış gibi bir resim çizer ve sizi rahatlamaya davet eder. Jet ski, sörf veya uçurtma sörfü gibi çeşitli su sporları olanakları da mevcuttur.
Alanya Çarşısı
Alanya’yı ziyaret ederseniz, çarşıya yapılacak bir gezi elbette kaçırılmaması gereken bir tur – orada kalbinizin arzu edebileceği her şeyi bulacaksınız. Kıyafetler, saat, mücevher, lamba, Türk kahvesi gibi çeşitli ürünleri satın alabilirsiniz. Çarşı, çok sayıda cafeninde de bulunduğu Atatürk Bulvarı üzerindedir.
Kısa bir alışveriş turunun ardından kısa bir kahve molası verebilirsiniz.
Teleferik
Alanya’nın unutulmaz manzarasının keyfini çıkarmanın teleferikten daha iyi bir yolu var mı? Teleferik, plajdan dağın tepesine kadar uzanır ve size mak kalır. gündüzleri değil! Ay ışığında gemi yolculuğu size bu tatil cennetine yepyeni bir bakış açısı kazandıracak.
Damlataş Mağarası
Kleopatra Plajı’nın doğu ucunda yer alan Damlataş Mağarası, 1948 yılında liman çalışmaları sırasında keşfedilmiş ve o zamandan beri Alanya’nın en popüler cazibe merkezlerinden biri olmuştur. Mağaranın sıcaklığı tüm yıl boyunca 22 santigrat derece, bu da onu serinlemek için mükemmel bir yer yapıyor. Ayrıca içerideki havanın solunum yolu hastalıkları olan kişilere fayda sağlandığı ifade edilmektedir.
Alanya Limanı
Alanya limanı şimdi birçok kişi tarafından “Türk Rivierası’ndaki Ballermann” olarak anılmaktadır. Birçok disko, kulüp ve bar sizi tüm gece boyunca partiye davet ediyor. Her şey dahil parti geceleri ile tanınan parti gemileri de özellikle popülerdir.
Alanya Arkeoloji Müzesi
Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden getirilen Tunç Çağı, Urartu, Frig ve Lidya dönemlerine ait eserler ve çevreden o güne kadar toplanan eserler ile 1967 yılında açılmıştır. Sonraki yıllarda bölgedeki kazı çalışmalarından çıkan veya çeşitli yollarla müzeye getirilen eserlerle müze genişlemiş ve zenginleşmiştir. Müzenin arkeoloji ve etnografya bölümleri vardır. Arkeoloji bölümünde Alanya çevresinde bulunarak sergilenen en eski tarihli eser İsa’dan önce 625 yılına ait Fenike dilinde bir taş yazıttır. Müzenin en ünlü eseri ise mitolojide dramatik bir öyküsü olan Herakles’in heykelidir. İsa’dan sonra 2’nci yüzyıla tarihlenen bronz döküm Herakles Heykeli ayrı bir salonda sergilenmektedir.
Alanya Tersanesi
1228‘de yapılan Alaiye tersanesi ticari ve askerî açıdan önem taşımaktadır. Her ikisi de Alaaddin Keykubad döneminde yapılmış olan Alaiye ve Sinop Tersaneleri Akdeniz ve Karadeniz’de askerî ve ticari seferlere imkân vermiştir. İki kenti bağlayan bir Selçuklu ticaret rotası tesis edilmiş ve yol üzerinde birçok kervansaray yapılmıştır. Bu iki tersaneden dolayı Alaaddin Keykubad “İki Denizin Sultanı” unvanını almıştır. Alanya Tersanesi günümüze bozulmadan gelmiş tek Selçuklu tersanesidir.
Dimçay Barajı
2007 yılında tamamlanmış olup, ağırlıklı olarak kıyı kentlerine enerji ve su temini için kullanılmaktadır. Koyların ve Dimçay Nehri’nin serin suları, sıcak yaz günlerinde serinlemek için mükemmel bir tercih.
Dim Çayı
Torosların eteklerinden başlayan 60 km’lik yolculuğunu, Alanya’nın güneyindeki Tosmur ve Kestel Mahalleleri sınırlarında Akdeniz’e dökülerek tamamlayan Dim Çayı; oluşturduğu vadi boyunca sergilenen doğal güzellikler, yaz-kış serinliğini koruyan havası ve suyuyla, ilçeye gelen turistlerin uğramadan dönmediği ziyaret noktalarından biridir. Alanya ilçe merkezine yaklaşık 15 km mesafede bulunan Dim Çayı’na ulaşmak için sahil bölgesindeki yol ayrımlarından sonra katedilen ve kuzeye uzanan yol boyunca, çay kenarında konumlanmış çok sayıda restoran, kafe, çay bahçesi vb. tesis bulunmaktadır.
Tekne Turu
Altı saatlik bir tekne turunda harika bir Alanya turunun tadını çıkarabilirsiniz. Mürettebat müzik eşliğinde Alanya’nın tüm turistik yerlerini tekne ile gezin. Tekne tur sırasında üç veya dört kez durur, böylece denize girebilirsiniz. Biraz şansla yunusları veya deniz kaplumbağalarını da göreceksiniz. Gemide elbette size içecekler ve lezzetli bir barbekü sağlanacaktır.
Dalış Turları
Alanya’nın kristal berraklığındaki suyu ile dalış turları da dahil edilmelidir! Tesis bünyesindeki birçok dalış okulu, yeni başlayanlar ve ileri düzey dalgıçlar için kurslar sunmaktadır. Yeni başlayanlara ilk dalışlarından önce tüm önemli bilgiler verilir. Test olarak ilk olarak kıyıdaki sığ suda ilk denemeler yapılır. Bu başarılı bir şekilde geçilirse, kale tepesindeki ilk dalışa devam edilir. Orada mercanlar ve egzotik balıklarla nefes kesen bir su altı manzarası ile ödüllendirileceksiniz.
Tüm gün süren bir gezi, teknede öğle yemeği ve içecekler sizi bekliyor. Bu tür turlardan uzakta tanıtım dalışları, derin dalışlar, gece dalışları, mağara dalışları ve hatta batık dalışları mümkün!
Alanya Yakınlarında Gezilecek Yerler
Side
Antalya iline bağlı bir diğer tatil beldesidir ve Alanya’ya yaklaşık 60 kilometre uzaklıktadır. Antik kalıntıları ve güzel kumlu plajları ile tanınan antik bir liman kentidir. Antik kalıntılar arasında bir tiyatro, bir agora ve hatta bir Apollon tapınağının kalıntıları bulunmaktadır.
Eski şehrin eşsiz bir çekiciliği var ve bu sizi ona aşık edecek. Side Müzesi’nde bu şehrin zengin tarihi hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Limanda ayrıca özellikle çocuklar arasında popüler olan bir “korsan gemisi” turları da var.
Dim Mağarası
Alanya’ya 13 kilometre uzaklıkta, Dim yakınlarında eski bir Dim mağarası bulunmaktadır. Bu, Alanya’dan bir jeep safari ile keşfedilebilir. Orada gördüğünüz panoramik manzara nefes kesici ve gerçekten çoraplarımızı çaldı! Toros Dağları önünüzde uzanıyor ve bir mağara yolu sizi bir yeraltı gölüne götürüyor. Elbette mağara, sıcak yaz havasını serinletmek için de harika bir yol sunuyor.
Manavgat Teknu Turu,
Manavgat’ta yapılan tekne turunda saf huzur ve sessizlik ön plandadır. Oradan şehrin yanınızdan geçip gitmesini izleyebilir ve şanslıysanız suda çok sayıda kaplumbağa görebilirsiniz. Turun en önemli noktası olan Manavgat Şelalesi’ne varmadan önce teknede öğle yemeği ve yüzme molası da verilecektir. Ayrıca Türkiye’nin güneyindeki en büyük çiftçi pazarını da göreceksiniz.
Sapadere Kanyonu
Alanya’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta Sapadere Kanyonu bulunmaktadır. Burası parlak mavi suyu ile etkileyicidir. 30 dakikalık kısa bir yürüyüşten sonra güzel bir şelaleye ve bir su havuzuna varacaksınız. Yürüyüş parkuru da iyi gelişmiştir, bu da oradaki geziyi çok konforlu hale getirir.
Aslında su havuzlarında yüzebilirsiniz! Merdivenler var ya da yukarıdan atlayabilirsiniz. Dikkat! Su tabii ki çok ama çok soğuk. Ama belki de yürüyüşten sonra mükemmel bir ferahlık! Tabii ki, Türk mutfağının tadını çıkarabileceğiniz bir restoran da var.
İzmir
Konak Meydanı ve İzmir Saat Kulesi
İzmir’in bir fotoğrafını görürseniz veya bir kartpostal alırsanız, muhtemelen üzerinde Konak Meydanı ve ünlü Saat Kulesi’nin olduğunu göreceksiniz. İzmir’in en ünlü iki simgesidir.
Saat Kulesi, 1901 yılında Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıldönümü münasebetiyle inşa edilmiş ve Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından hediye edilmiştir. 82 fit (25 metre) yüksekliğindedir ve mermer ve taştan yapılmıştır.
Kemeraltı Çarşısı
Kemeraltı Çarşısı canlı bir enerji ve canlı bir atmosferle doludur. Avrupa’nın en eski ve en büyük pazarlarından biri olarak, tadabileceğiniz her türlü lezzetli yemeği bulabileceğiniz sayısız tezgah ve hem geleneksel hem de modern eğlenceli hediyelik eşyaları sunuyor.
Efes Antik Kenti
Efes’i ziyaret etmeden İzmir’e yapılan hiçbir gezi tamamlanmış sayılmaz. Türkiye’deki bu tarihi simge yapı, dünyanın antik harikalarından biri olan Artemis Tapınağı’na ev sahipliği yapmaktadır.
Bu antik arkeolojik şehir Yunanlılar tarafından inşa edilmiş ve Romalılar tarafından da yaşanmıştır. M.Ö. 10. yüzyıla kadar uzanır ve bir zamanlar gelişen bir şehirdi.
Şehrin çoğu harabe halinde olsa da, 24.000 kişilik amfitiyatrosu ve Celsus Kütüphanesi de dahil olmak üzere orijinal güzelliğinin çoğu kalıntılarda görülebilir.
Şirince
Efes’e günübirlik bir gezi yapmaya karar verdiyseniz, şirin Şirince köyüne bir durak eklemenizi şiddetle tavsiye ederiz.
Şirince, Türkiye’nin en güzel ve pitoresk köylerinden biridir ve Efes’e açılan kapı olan Selçuk’a arabayla sadece 15 dakika uzaklıkta olduğu için Arnavut kaldırımlı sokaklarının tadını çıkarmamak olmaz.
Smyrna Agora Arkeolojik Sit Alanı
İzmir’deki Smyrna Agorası, Türkiye’nin en büyüleyici tarihi yerlerinden ve açık hava müzesinden biridir.
Bu tarihi şehrin kalbinde, İzmir körfezinin kıyısında yer alan bu antik agora, İzmir’in görkemli geçmişini hatırlatıyor.
Antik Yunan ve Roma kalıntılarından oluşan etkileyici bir koleksiyona sahip olan ziyaretçiler, 4.000 metrekarelik arkeolojik kalıntıları keşfedebilir, binaları, antik bir caddeyi, taş sütunları ve hatta hala inanılmaz bir koruma durumunda olan bir mezarlığı keşfedebilir.
Büyüleyici mimarisine hayran kalırken kalıntılar arasında dolaşmak için zaman ayırın – özellikle de hassas Latin yazılarının taş eserlere oyulduğu ve geçmiş zamanların hikayesini anlattığı Kuzey Kapısı’ndaki bazilikada.
Her fırsatta keşfedilecek bir şey var! Antik kentin sadece bir kısmı bugün hayatta kalmış olsa da, bu arkeolojik mücevherler size Smyrna’nın zengin geçmişine eşsiz bir bakış atmanızı sağlayacaktır.
Asansör Binası
1907 yılında inşa edilen bu çarpıcı yenilik ve ilerleme anıtı, hem 155 basamaklı bir merdivenle hem de orijinal suyla çalışan asansörlerle erişilebilen 12. kattaki gözlem platformundan eşi benzeri olmayan muhteşem manzaralar sunuyor.
Ziyaretçiler, herhangi bir günde şehrin hareketli limanı ve sahilinin yanı sıra en güzel mimarisinden bazılarının hayranlık uyandıran manzaralarını bulmayı bekleyebilirler.
Asansör, yayaların tırmanmaya gerek kalmadan üst gezinti yoluna ulaşmalarına yardımcı olmanın bir yolu olarak inşa edildi.
Tarihe karşı bir tutkunuz varsa ve geçmişin yeniliklerini takdir ediyorsanız, o zaman İzmir Tarihi Asansörü’ne yapacağınız bir gezi şüphesiz buna değer – sonuçta, zamanda geriye böylesine olağanüstü bir yolculuk sunan başka kaç yer var?
Konak Pier
Konak Pier tarihle iç içedir ve görsel olarak büyüleyicidir, bu da onu İzmir’de bir akşam yürüyüşü için ziyaret etmek için mükemmel bir yer haline getirir.
1890 yılında Fransa’da Eyfel Kulesi’ni üreten aynı mimar ve mühendis olan Gustave Eiffel tarafından inşa edilen bu iskele, örnek bir mimari örneğidir.
Başlangıçta bir balık pazarına ve bugün bir alışveriş merkezine dönüşmeden önce bir gümrük binası olarak inşa edilmiştir.
Tarih veya mimariyle ilgilenmiyor olsanız bile, günümüz İzmir’inin yaşamına canlı bir bakış sunuyor.
Konak iskelesini ziyaret ederek körfezin pitoresk manzarasını seyredebilecek ve harika fotoğraflar çekmek için harika bir yer bulabileceksiniz.
Alışveriş merkezinde çeşitli kafeler, restoranlar ve eğlence tesisleri bulunmaktadır.
Kızlarağası Hanlar Çarşısı
Kızlarağası Hanlar Çarşısı, büyüleyici bir tarihe sahip bir mimari harikasıdır. Aslen 1744 yılında inşa edilmiş olup, limana yakın stratejik konumu nedeniyle İzmir’de her zaman bir ticaret merkezi olmuştur.
Onu bu kadar özel kılan şey, 1980’lerde restorasyonu sırasında korunan Ege mimarisinin geleneksel unsurlarıdır.
Öne çıkan özellikler arasında, 1675 tarihi ile yazılmış olan ön tarafta yer alan çeşme yer almaktadır. Çeşmenin arkasındaki düşünce, başka bir yere inşa edilip buraya taşındığı ya da han yapılmadan önce bir çeşmenin olduğudur.
Bu çarşıdan turistik biblolar bulabileceğiniz gibi, müzik aletleri gibi antikaların satışıyla da ünlüdür.
Kadifekale Kalesi
İzmir’de Pagos Dağı’nda bulunan bir kaledir. Kale aslen MÖ 3. yüzyılda Antik Yunanlılar tarafından inşa edilmiştir.
Kadifekale, MS 178’de Bergama Krallığı ve ardından Roma İmparatorluğu da dahil olmak üzere birçok fatih gördü. MS 395’te kaleyi restore eden Bizans egemenliğine girdi.
Bu kalenin kalıntıları, ziyaretçilerin görkemli arazisini ve eski yapıları, surları ve kulelerinin yanı sıra yüksekliğinden ve dik uçurum yüzlerinden nefes kesen manzaralara sahip bu antik Yunan şehrinin kalıntılarını keşfetmeleri için harika bir fırsattır.
Ayrıca, Kadifekale bölgesi boyunca, ziyaretçilerin kale ve arazisinde dolaşırken farklı unsurları hakkında daha fazla bilgi edinmelerine olanak tanıyan çok sayıda işaret vardır – Osmanlı kışlasının tarihini araştırmak veya Roma işgali sırasında inşa edilmiş eski bir sarnıcın kalıntılarına hayran kalmak.
İzmir Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
İzmir Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, çok çeşitli eserlerle geçmişe heyecan verici bir yolculuk sunuyor.
Binlerce giysi ve çanak çömlek esere ev sahipliği yapan müze, Selçuklu’nun en eski uygarlıklarına ait eserlerden oluşan kapsamlı koleksiyonuyla ziyaretçilerinin gözlerini kamaştırmayı vaat ediyor.
Müze dört katlıdır ve her odada büyüleyici fotoğraflar, dioramalar ve eserler bulunmaktadır. Antik yerel el sanatları ve gelenekleri hakkında samimi bir fikir edinebilirsiniz.
Çanak çömlek kullanımı, nakış ve keçe yapımının yanı sıra kalay kaplama, silah ve mücevher yapımı hakkında bilgi edinin.
İlgi çekici atmosferi, zengin sergi seçenekleri ve hem çocuklar hem de yetişkinler için eğitici aktiviteleri ile İzmir’in zengin arkeolojik mirası hakkında bilgi edinmenin bu büyüleyici müzeyi ziyaret etmekten daha iyi bir yolu yoktur.
Alsancak Kordonboyu
Şiirlere ve şarkılara esin kaynağı olmuş, romantik günbatımı, imbatı, kafeleri, balık lokantaları, şık mağazaları, geçit törenleri, koşu ve bisiklet parkurlarıyla ünlü Alsancak semti İzmir’in en popüler gezi ve eğlence merkezidir. Sahil şeridi “Kordonboyu” (I. Kordon), Kıbrıs Şehitleri Caddesi, çarşısı, Gündoğdu Meydanı, Cumhuriyet Meydanı, rum evleri, kiliseler, sinagoglar, kordonun ilk iskelesi olan Pasaport İskelesi, II.Kordon eğlence dolu zaman geçirilebilecek oldukça hareketli ve keyifli yerlerdir.
Kültürpark
Kültürpark, Konak ilçesinde bulunan büyük bir kent parkıdır. Çeşmeler, heykeller ve bisiklet yollarıyla dolu devasa bir alan. Bir tiyatro gösterisi izleyebilir veya bazı canlı müzik konserlerini izleyebilirsiniz.
Ya da sadece arkanıza yaslanın ve bakımlı çimlerde rahatlayın.
Sevdiklerinizi toplayın ve burada gün batımının tadını çıkarın, çünkü bu İzmir’de gece (yani akşam) yapılacak en iyi şeylerden biridir.
Atatürk Müzesi
5 Ekim 1962’den itibaren Atatürk İl Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi adını alan binanın mülkiyeti, 28 Aralık 1972’de dönemin Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı tarafından Maliye Bakanlığı kanalıyla İzmir Arkeoloji Müzesi’ne verilmiştir. 29 Ekim 1978’de restore edilerek törenle Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Etnografik eserlerin 1988 yılında açılan yeni Etnografya Müzesi’ne taşınmasından sonra Atatürk Müzesi olarak anılan müze, 1999-2001 yılları arasında yeni bir restorasyon geçirmiş, 2002’de kapılarını tekrar ziyarete açmıştır.
İzmir Fuar Merkezi
İzmir’in tanıtımı için bir hayli fazla öneme sahip İzmir Fuar merkezi, çok eski dönemlerden beri hem ulusal hem de global fuarlara ev sahipliği yapan bir yer. Geleneksel İzmir Fuar’ına ev sahipliği yapan alanda, TÜYAP kitap fuarı ve değişik kültürel organizasyonlar da yapılıyor. Konak’tan Basmane tarafına yürüyerek varılabilen fuar merkezi, tarihi Basmane garına oldukça yakın. Yeşil alan içerisine kurulan organizasyon alanı içerisinde; Palmiye ağaçları, yürüme parkuru, lunapark ve çeşitli bitkiler var. Fuardaki radyo müzesi de gezilecek yerler arasında.
Bergama
Bergama, bünyesinde barındırdığı Bergama Müzesi ile Türkiye’nin arkeolojik açıdan en değerli mekanlarından birine ev sahipliği yapar. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bergama Antik Kenti, tarihin sırlarını ve güzelliklerini keşfetmek için mükemmel bir başlangıç noktasıdır. Bu antik kentte yer alan Bergama Ulu Camii, Ege’nin en görkemli taş yapılarından biridir. Bergama Zeus Sunağı, Kızıl Avlu (Sarepeion Tapınağı) ve 14.000 kitaplık Bergama İlçe Halk Kütüphanesi ise bu ilçenin diğer ziyaret edilmesi gereken yerlerindendir. Doğa severler için ise fıstık çamlarıyla bezeli Kozak Yaylası kaçırılmamalıdır.
Seferihisar
Seferihisar, Ege’nin sakin köşelerinden biri olarak Türkiye’nin ilk sakin şehri unvanını taşıyor. İzmir’in bu eşsiz ilçesi, tarihi M.Ö. 1000 yılına, Akalar dönemine dek uzanan bir geçmişe sahip. Giritliler’in kurduğu bu kent, Urla Yarımadası’nın eşsiz güzelliklerini bünyesinde barındırıyor.
Zeytinin yeşiliyle, enginarın tadıyla ve narenciyenin ferahlatıcılığıyla Seferihisar, doğal zenginlikleri ve mavi bayraklı plajlarıyla tatilcilerin gözdesi. İlçe, organik ürün severler için de bir cennet; burada hem doğal ürünlerin tadını çıkarabilir hem de tarihi ve doğal güzelliklerin keyfini sürebilirsiniz.
Gümüldür
İzmir’in Menderes ilçesinin turistik yıldızlarından biri olan Gümüldür, Adnan Menderes Havalimanı’na sadece 35 kilometre, İzmir şehir merkezine ise 50 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Ege’nin kristal berraklığındaki deniziyle, sahil şeridinde maviyle yeşilin sıradışı dansını izleyebilirsiniz. Ayrıca, bu beldede yetiştirilen dünyaca ünlü satsuma mandalinalarının tatlı sıcaklığını hissetmek mümkün.
Gümüldür Plajı, mavi bayrak ödüllü sularıyla yüzme deneyiminizi bir üst seviyeye taşıyacak. Kızıl tonlarda bir gün batımı eşliğinde denizin tadını çıkarırken, tarihi dokunuşlardan da mahrum kalmayacaksınız.
Alaçatı
Yaz sezonu ile oldukça kabalık bir semte dönüşen Alaçatı’nın en önemli özelliklerinden biri, rüzgar sörfünün ve yamaç paraşütünün yapıldığı en iyi yerlerden biri olması. Burada, dar cadde ve sokaklar arasına inşa edilen taş evlerin gölgesinde gezmek muhteşem. Yel değirmenlerinin olduğu yerde çay keyfi, mavi bayraklı plajlarında yüzme deneyimini yaşamak için en iyi dönem mayıs. Böylece çok da kalabalıklaşmadan Alaçatı’nın en iyi yerlerini gezme şansınız olur. Ayrıca, Çeşme’nin merkezi de gezilecek yerler arasında. Uzun sahili, lüks balık restoranları ile misafirlerini bekleyen Çeşme’nin eşsiz plajları ve koylarında yüzme fırsatını değerlendirmelisiniz. Buradaki plaj ve koyları ele aldığımız makalemizi mutlaka okuyun.
Ilıca Plajı
Çeşme merkezi gezdikten sonra Ilıca plajına uğramadan Çeşme’yi terk etmeyin. Dünya’nın sayılı plajları arasında gösterilen Ilıca plajı sakin denizi ile Çeşmelilerin ve ilçeyi ziyaret edenlerin uğrak noktası. Buranın en büyük özelliği ise, denize karışan doğal kaplıca suları. Bu nedenle Ilıca plajındaki su sıcaklığı diğerlerine göre çok daha farklı. Su sıcak olduğundan dolayı erkenden başlayan deniz sezonu geç biter.
Foça
İzmir’in en meşhur ilçelerinden biri Foça, kendisine has doğa ve etkinlikleri ile bilinir. Sakin bir yüzme keyfi için tercih edilebilecek adreslerden biri, Foça’dır. Ayrıca, kültürel bir gezi için de Foça’ya uğramak gerekir. Çok eski medeniyetlerden kalma kaleler, antik kentler, müzeler ve tarihi konaklar… Siren kayalıkları, Sazlıca kamp alanı ve frigya tepesi de Foça’da gezilecek yerler arasında bulunuyor.
Antik dönemlerde bölgede sıkça görülen foklardan esinlenerek adını alan Foça, İzmir’in sadece 70 kilometre uzağında bir tatil cenneti olarak karşımıza çıkıyor. Çandarlı ile İzmir Körfezi’nin kucaklaştığı bu yarımada, doğal limanıyla tarihsel süreçte stratejik bir değere sahip olmuştur. Günümüzde Foça, beyaz badanalı evleri, sahil şeridini süsleyen rengarenk balıkçı tekneleri, huzur veren kafeleri ve deniz kıyısındaki yürüyüş yollarıyla ziyaretçilerini büyülemekte.
Urla
İzmir’in merkezine yaklaşık 38 kilometre mesafede bulunan ve zengin tarihine paralel bir doğal güzellikle bezeli Urla, turistik cazibe merkezlerinin başında geliyor. Antik dönemlerden günümüze uzanan tarihiyle, özellikle zeytinyağı üretimi konusunda antik çağların merkezi olmuş bir ilçedir. Bu geleneği sürdürerek, günümüzde de Urla, zeytinlikleriyle meşhurdur.
Modern turistik olanaklarla doğal atmosferini başarılı bir şekilde harmanlayan Urla, ziyaretçilerine birçok alternatif sunuyor. Urla yat limanı, lüks otelleri, hareketli gece hayatı ve elbette nefes kesen plajları ile tatilcilerin vazgeçilmezi. Bununla birlikte, doğaseverler için 12 Adalar ve İzmir Körfezi manzarası eşliğinde harika yürüyüş rotaları da mevcut. Urla Sanat Sokağı, el yapımı ürünleri ve antik eserleriyle adeta bir açık hava müzesini andırırken, Malgaca Pazarı yerel lezzetleriyle damakları şenlendiriyor. Melengeç, Altınköy, Demircili gibi mavi bayrakla ödüllendirilmiş plajlarında ise denizin tadını sonuna kadar çıkarabilirsiniz.
Altınkum
Çeşme’nin, hatta tüm Ege’nin en gözde plajlarından biri olan Altınkum Plajı, Çeşme’nin merkezine yalnızca 10 dakikalık bir mesafede bulunuyor. 150 metre uzunluğa ve 15 metre genişliğe sahip bu şirin plaj, adını altın rengi kumlarından alıyor. Mavi bayraklı bir plaj olan Altınkum, berrak ve masmavi sularıyla da göz dolduruyor. Özellikle çocuklu aileler için sığ ve güvenli yapısıyla ideal bir seçenek sunuyor.
Altınkum’un altın kumları kadar dikkat çeken bir özelliği de serin suları. İzmir bölgesinde en soğuk deniz sularından birine sahip olan bu plaj, yazın kavurucu sıcaklarında serinletici bir mola için mükemmel bir seçenek. Plajın hemen yanı başında çeşitli işletmeler, butik oteller ve su sporları imkanları mevcut.
Bursa
Orhan Gazi Türbesi
Tophane’de Orhan Gazi Türbesi’nin yanında yer almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi, vasiyeti üzerine Bursa’nın alınışından sonra “Gümüşlü Kümbet” olarak tanınan ve eski bir Bizans şapeli üzerine inşa edilen bu türbeye gömülmüştür. Ancak 1801 yılındaki yangın ile 1854 yılındaki depremler sonucunda tümüyle yıkılan bu yapı, 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yeniden yaptırtılmıştır. Kesme küfeki taş ile duvarları örülen yapının üzeri kubbe ile örtülmüştür. Sekizgen planlı olan yapının tonozlu bir girişi vardır. Türbenin ortasında Osman Bey’in her tarafı sedef kakmalı, parmaklıkla çevrili sandukası bulunmaktadır. Sandukanın üzeri, sırma işlemeli bir kadife ile örtülüdür. Türbe içinde ayrıca, Osman Bey’in oğlu İbrahim, Orhan Gazi’nin eşi Aspurça Hatun ve bazı yakınlarının sandukaları da bulunmaktadır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Uludağ Milli Parkı
Bursa denince akla gelen ilk simgelerden biri olan ve kentin 36 kilometre güneyinde yer alan, 2 bin 543 metre yüksekliğindeki Uludağ, ülkemizin en gözde kış sporları merkezlerinden bir tanesidir. Eşsiz güzellikleri, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilen Uludağ; kış turizminin yanı sıra yaz aylarında da, kampçılık, trekking ve günübirlik piknik etkinliklerine olanak sağlamasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Bu özellikleri ile Uludağ, dört mevsim turizme hizmet veren bir doğaya sahiptir. Milli parkın en yüksek noktası Uludağ Tepe’dir (2543 m). Diğer yükseltiler Zirvetepe (2468 m), Kuşaklıkaya (2232 m), Çobankaya (1750 m), Bakacak Tepe (1743 m)’dir. Sarıalan (1621 m), Kirazlıyayla (1505 m), Kadıyayla (1235 m) gibi yaylaları, Nilüfer Çayı’nın kolları olan Dombay Çukuru Dere, Softadere, Derinçay Dere gibi dereleri vardır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Ulu Camii
500 yılı aşkın bir süredir bu Türkiye’nin en büyük camisiydi. Cuma namazında yaklaşık 5.000 kişi birlikte dua ediyor ve 2.000 kişi de dışarıda namaz kılıyor. Bu devasa yapı 1396 yılında inşa edilmiş ve 1399 yılında tamamlanmıştır. Sultan Bayezid, Nikopolis savaşını kazanması halinde 20 cami yaptıracağına söz vermiştir. Sonunda savaşı kazandı, geri döndü ama bunun yerine 20 kubbeli Ulu Cami’yi inşa etti.
Yeşil Türbe
Bursa’nın Yeşil Türbesi, 5. Osmanlı Padişahı I. Mehmed’e adanmıştır. Mavi/yeşil yapı, şehir merkezinden çok uzak olmayan bir tepede ve Yeşil Cami’nin yanında yer almaktadır. Yeşil Türbe, içeriden renkli çinilerle güzel bir şekilde dekore edilmiştir. Ortada I. Mehmed’in türbesini ve diğer 7 mezarı bulacaksınız. Mezarın süper detaylı ahşap kapısı, 1421 yılında inşa edildiği zamandan kalma orijinal kapıdır. Bursa’da bulunan Yeşil Türbe’yi ziyaret etmek ücretsizdir.
Yeşil Camii
Yeşil Türbe’nin yanında, 1412 yılında inşa edilen UNESCO Dünya Mirası alanı olan Yeşil Cami’yi bulabilirsiniz. Ulu Cami’den çok daha detaylı olan Bursa’da ziyaret edilecek bu popüler yer, Bursa’ya seyahat ettiğinizde mutlaka görülmesi gereken bir yerdir.
Cumalıkızık
Bursa’da gezilecek en ünlü yerlerden biri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Cumalikizik’tir. 700 yıllık bu köy, Bursa şehir merkezine sadece 20 dakika uzaklıkta, Uludağ’ın eteklerindeki tepelerde yer almaktadır.
Arnavut kaldırımlı dar sokaklar, şimdi aile işletmesi restoranlar, hediyelik eşya dükkanları, çay evleri vb. olarak hizmet veren geleneksel evlerle sıralanmıştır.
Şehzade Mustafa Türbesi
Muradiye’de, II. Murat ve Alaattin Türbesi’nin güneybatısında bulunmaktadır. Türbe II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Türbe kapısının üzerindeki mermerde yer alan 0,15 x 0,30 metre boyutlarındaki iki satırlık kitabeden; Kanuni Sultan Süleyman’ın Konya Ovası’nda boğdurduğu oğlu Şehzade Mustafa için yaptırıldığı öğrenilmiştir.
Tophane Parkı
Şehrin muhteşem manzarasına sahip Tophane Parkı’nı ziyaret etmek için birçok neden var. Her şeyden önce Bursa’nın kurucusu ve oğlu Osman ve Orhan’ın mezarlarını ziyaret edebileceğiniz için. Bunun yanı sıra Bursa’da görülecek en iyi yerlerden birine rastlayacaksınız: tarihi saat kulesi. Teraslardan birinden şehir manzarası ise olağanüstüdür.
Umurbey İpek Üretimi Yaşayan Müzesi
Bursa şehri ipek ticareti ile ünlüdür ve bir ipek müzesini ziyaret etmek bir zorunluluktur. Umurbey İpeği size ipek böceğinden son ürüne kadar ipeğin nasıl yapıldığını öğretecek.
Irgandi Köprüsü
Dünyada üzerinde dükkan bulunan sadece bir avuç köprü olduğunu biliyor muydunuz? Bunlardan biri Bursa’da bulunabilir ve Irgandi Köprüsü olarak adlandırılır, Floransa’daki Ponte Vecchio’nun küçük kardeşi olarak görülebilir.
El sanatlarını sergileyen yerel sanatçıların bulunduğu şirin küçük bir alışveriş caddesidir.
Koza Han
1491 yılında, II. Bayezid tarafından İstanbul’daki cami ve medresesine gelir sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. Gazi Orhan Camii ile Ulu Camii arasındaki geniş bir alana kurulmuştur. Çoğunlukla kesme taş, yer yer tuğlanın da kullanıldığı han, iki katlı olup odalarının önü revaktır. Revak kısmı 40 beton kubbeden oluşmaktadır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere toplam 95 odası vardır. Üst katta bulunan odaların tamamı ipek ve ipek ürünleri satan dükkanlar olarak kullanılmaktadır. Üst katta güneye açılan bir kapısı ile alt katta Orhan Cami tarafına ve kuzeyinde kapalı çarşıya açılan kapıları vardır. Kuzeye açılan büyük taş kapısı firuze çinilerle süslüdür.
Avlusunda altı şadırvan olan kubbeli bir mescit bulunmaktadır. Günümüzde Koza Han’ın iç avlusu insanların dinlenebilecekleri kafe ve çay bahçesi olarak düzenlenmiştir. Hanın mimarı Abdül-Ula Bin Pulad Şah, inşaat ustası da Şuca Bin Karaca’dır. Han-ı Cedid-i Evvel, Simşek Hanı, Beylik Kervansarayı, Cedid-i Amire ve Yeni Kervansaray gibi isimlerle anılan Koza Han, eskiden olduğu gibi şimdi de Bursa’nın ipek ve ticaret merkezidir.
Bursa Surları
Böyle tarihi bir şehirde surların önemli bir kısmının hala korunmuş durumda olduğunu göreceksiniz. Duvarlardan eski Bursa şehrinin ve Ulu Cami’nin muhteşem manzarasına izleyeceksiniz. Ayrıca harika manzaralı birkaç çay ve kahve mekanı da bulacaksınız.
Bursa Teleferik
Şehir merkezine oldukça yakın olan Teleferik ile Uludağ’ın zirvesine çıkabilirsiniz. Birbirine bağlanan iki gondolun toplam uzunluğu yaklaşık 10 kilometredir ve bu da onu dünyanın en uzun teleferik yolculuklarından biri yapar. Bursa teleferiği sizi 40 dakika içinde şehrin 2.500 metreden daha yüksekte bulunan Uludağ Dağı’nın zirvesine çıkarıyor.
İnkaya Tarihi Çınar
Uludağ’ın eteklerinde yüksek yolları keşfederken Türkiye’nin en büyük ağacının yanından geçmeniz gerekiyor. Bu tarihi Çınar Ağacı’nın 600 yıldan daha eski olduğu tahmin edilmektedir.
Bursa Kapalı Çarşı
Orhangazi zamanında hanların araları çatı ile kapatılarak kapalı çarşılar meydana getirilmeye başlanmış ve Kapalı Çarşı’nın ilk hali bu şekilde oluşmuştur. Daha sonraki yıllarda Sahaflar, Akatarlar, İvaz Paşa, Gelincik, Sipahiler, Karacabey (Yorgancılar, Sandıkçılar) eski bakırcılar çarşıları eklenerek Kapalı Çarşı’yı oluşturmuşlardır. 1958 yılında tamamen yanan çarşı yeniden inşa edilmiştir; ilk halinde olduğu gibi tek katlı olarak değil; alttan zemin kat, sokak seviyesinde ve yolların iki tarafında dükkanlar ve dükkanların üst katları olarak inşa edilmiştir. Çarşının üstü de modern bir şekilde kapatılmıştır. 1855 depreminde yıkıldıktan sonra üstü açık kalan İvaz Paşa ve Eski Bakırcılar Çarşıları da 1960 yılında restore edilerek üstleri kapatılmıştır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Kültürpark
1955 yılında Reşat Oyal tarafından “Kültürpark” adıyla hizmete açılmış olan park, kentin düzenlenmiş ilk büyük yeşil alandır. 393 bin metrekarelik alana kurulu parkın içinde sandalla gezilebilen göl çevresinde çay bahçeleri, lokantalar, barlar ve dinlenme alanları bulunur. Arkeoloji Müzesi, Belediye Konservatuarı, Açık Hava Tiyatrosu, Nikah Salonu ve Lunapark Kültürpark’ın içinde yer alan yapılardır. Kültürpark 1963’te düzenlenen ilk festivalden bu yana Uluslararası Bursa Festivali’ne de ev sahipliği yapmaktadır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Orhan Gazi Türbesi
Osmangazi’nin oğlu ve Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı olan Sultan Orhan 1281-1362 yılları arasında yaşamıştır. Yaşadığı dönemde Bursa ve çevresini Bizanslılar’dan almış devlet teşkilatlarını oluşturmuş ve il Osmanlı parasını bastırmıştır. Orhangazi Türbesi Hisar Semti’ndeki Tophane Parkı’nda Bursa’nın fethinden önce şehrin metropolit manastırı olarak kullanılan Sainte Elie Manastırı’nın bir bölümü üzerine inşa edilmiştir. Osmangazi Türbesi’nin tam karşısında bulunan türbe Sainte Elie Manastırı’nın zemin mozaikleri üzerine inşa edilmiştir. Kare planlı olarak yapılan türbenin her cephesinde üçer pencere bulunmaktadır. İç duvarları beyaz badanalı olup pencerelerin üzerinde alınlık şeklinde sade süslemeler bulunmaktadır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Ördekli Hamamı Kültür Merkezi
Hamam; “çifte hamam” tipolojisine uygundur. Eski “Yeni Hamam” olarak da bilinir. Yapımına Yıldırım Bayezid döneminde başlanmış olup, Bursa’nın Timur ordusu tarafından işgali nedeniyle yarım kalmıştır. Hamam Çelebi Mehmed döneminde tamamlanmıştır. 1485’te Çandarlı İbrahim Paşa, hamamın duvarına bir çeşme yaptırmıştır. Uzun bir süre harap durumda olan yapı, 2006-2008 yılları arasında kültür merkezi işlevi verilerek, restore edilmiştir. Hamam bünyesinde; biri büyük diğeri küçük iki adet seminer salonu, fuaye salonu, kahve salonu, sergi salonları, geleneksel sanatlar kurs ve uygulama salonları ve Türk mutfağından yemeklerin sunulacağı bölümler yer almaktadır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Kükürtlü Kaplıcaları
Bademli Bahçe Kaynağı’na bağlı olan bu kaplıcalar, Bursa merkezi ile Çekirge arasında Kükürtlü Bahçesi’nin arkasındadır. Yedi kaynağı vardır. Kükürtlü ve radyoaktif olan bu sular, banyo ve içme olarak Vakıfbahçe Kaynağı ile aynı özelliklere sahiptir. Ayrıca kükürtlü suları damar hastalıklarına ve kronik iltihaplı hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıcanın erkekler kısmını Sultan I. Murad Hüdavendigâr, kadınlar kısmını da Sultan II. Bayezid yaptırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde de eklemeler yapılmıştır. Kaplıcalar günümüzde Uludağ Üniversitesi bünyesinde, Atatürk Rehabilitasyon ve Araştırma Merkezi olarak faaliyet göstermektedir. Kükürtlü Kaplıcaları’nda su sıcaklığı 54-84 derece arasında değişmektedir.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Ayvaini Mağarası
Mustafakemalpaşa İlçesi’nin yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında Doğanalan Köyü yakınlarında başlayan mağara 5.5 kilometre sonra Bursa, Ayvaköy civarında sonlanmaktadır. Her iki yönden girişi bulunan mağara, girişlerinin sarp olması nedeniyle turizme kapalı olmakla beraber profesyonel dağcı ve mağaracılar tarafından tercih edilebilir. İçinden geçen Karadonlu Deresi mağara boyunca 60’tan fazla irili ufaklı gölet oluşturmuştur. Her adımda mağarayı süsleyen sarkıtlar, dikitler ve travertenler birer doğa harikasıdır. Doğanalan Köyü, Söğütalan’a yaklaşık 12 kilometre uzaklıktadır. Mağaranın başlangıç kısmına ulaşabilmek için, Doğanalan Köyü’nden kuzeydoğu yönüne giden stabilize yoldan yaklaşık 2 kilometre ilerlemek gerekir.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Bursa Arkeoloji Müzesi
Bursa’da Müze kurulması amacıyla eserler ilk kez 1904’den 1972’ye kadar Bursa Erkek Lisesi’nde toplanmıştır. 1972 yılında Reşat Oyal Kültür Parkı içerisinde yeni yapılan binaya taşınmıştır. Bithynia ve Mysia bölgelerinde bulunan eserlerin sergilendiği müzede, M.Ö. 3 bin yılından Bizans Dönemi sonlarına ait eserler yer almaktadır. Müzede 25 bin eser yer almaktadır, 2 bin kadarı sergilenmektedir.
Müzede sergilenen eserler arasında; Yortan kültürüne ait pişmiş toprak mezar buluntuları, Antandros Nekropol’ünden figürinler, kap kacak ve süs eşyaları, Karacabey’in Şükraniye Köyü’nde bulunmuş dünyadaki üç örnekten biri olan Greko-Pers mezar steli, Roma Dönemi’ne ait taş eserler, Zeus ve Herakles tasvirleri, Kybele heykelleri, Athena ve Apollon’un bronz büstleri, değişik formdaki keramik kaplar bulunmaktadır. Bizans Dönemi’ne ait gümüş, bronz ve pişmiş toprak eserler ile Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait altın, gümüş ve bronz sikkelerin yer aldığı Bursa Arkeoloji Müzesi’nin bahçesinde de zengin bir stel koleksiyonu sergilenmektedir. Bölgede bulunan, pişmiş toprak kaplar, sikkeler, taş eserler ve cam eserler bir arada teşhir için kullanılan dört salonda sergilenmektedir.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Mudanya Mütareke Evi Müzesi
Mudanya Mütareke Evi Müzesi 11 Ekim 1922 tarihinde, TBMM Hükümeti ile İhtilaf Devletleri arasındaki Türk-Yunan savaşına son veren ateşkes anlaşmasının imzalandığı ve işgalci güçlere karşı siyasi alanda zafer kazandığı yerdir. Bursa’ya 30 dakika uzaklıktaki Mudanya sahil yolu üzerinde yer alan, 19. yüzyıl başlarına ait Art Nouveo üsluplu yalı, 1937 yılından beri müze olarak kullanılmaktadır.
Müzede Kurtuluş Savaşı ve mütarekeye ait çeşitli doküman, belge ve malzemeler ile döneme ait eşyalar sergilenmektedir. Bodrum ve çatı katının dışında iki katlı olan binanın birinci katında; Türk ve İtilaf devletlerinin çalışma odaları ve mütarekenin yapılıp imza edildiği salon yer almaktadır.
İkinci katta ise; Türkiye adına görüşmelere katılan İsmet İnönü ve Asım Gündüz Paşa ile yaverlerinin yatak odaları bulunuyor.
Bir hafta süren ateşkes görüşmelerinde İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy ile İtalya’yı General Monbelli’nin temsil ettiği görüşmelerin yapıldığı müze binası (anlaşmanın imzalandığı masa takımı ve yazı takımları gibi) dönemin eşyalarıyla birlikte aynen korunmuştur. Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye’nin ilk siyasi başarısına ev sahipliği yapan bu tarihi bina, XIX yüzyıl sonlarında Rus asıllı tüccar Aleksandr Ganyanof tarafından yapılmıştır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Mardin
Mardin Ulu Camii
Artuklu Dönemi mimari örneklerinden, dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin’in sembolü olan Mardin Ulu Cami kayıtlara göre iki minareli inşa edilmiştir. Caminin bugün mevcut olan tek minaresinin kare kaidesindeki yazıt, yapım tarihini 1176 olarak vermektedir, fakat bugünkü minare 1888/1889 yıllarında yeni ve elektik bir üslupla yapılmıştır. Bazı Süryani yazarlar kiliseden çevrildiğini söylerler. Yapı kiliseden çevrilmemiş olsa bile, yerinde eski bir kilisenin bulunması muhtemeldir.
Yapı 12’nci yüzyıl Artuklu Dönemi mimarisinin temel özelliklerini yansıtır. Erken dönemde özellikle güneydoğuda meydana çıkan, mihrap önü kubbeli enine gelişen cami plan ve formunun çok önemli bir örneğidir. Yapının malzemesi düzgün kesme taştır. Ulu Cami’nin kubbesi dıştan yivleme tekniğiyle yapılmıştır. İlk olarak bu binada kullanılmış ve sonraları Mardin’de gelenek halini almıştır ki bazı geç dönem Artuklu yapılarında karakteristiktir. Caminin dikdörtgen avlusu kuzeyinde kalır. Avlunun güneyinde mihrap duvarına paralel, beşik tonozlu üç neften oluşan, mihrap duvarına yakın iki nefin kubbe ile kesildiği, enine gelişmiş, mihrap önü kubbeli bir şema görülür. Bu şema, aynı zamanda, çevredeki birçok yapı tarafından taklit edilmiş bir modeldir.
Mardin Kalesi
Kartal Yuvası olarak da bilinen ve Mardin’in ikonik yapılarından biri olan Mardin Kalesi, tarih boyunca Sümerler, Babilliler, Asurlular, Selçuklular, Romalılar ve Osmanlılar tarafından savunma amaçlı kullanılmıştır.
Tarihi Mardin Evleri
Tarihi Mardin evleri, birçok kişinin hafızasında yer alan, en çok hatırlanan ve Mardin ile ilgili tüm fotoğraf paylaşımlarında görülebilen şehrin simgesidir. Mardin’e Orta Çağ görünümü veren, yerel sarı kireç taşından ve duvar işçiliğinden yapılan tarihi Mardin evleri, geleneksel Artuklu mimarisinde inşa edilmiş sanat eserleridir.
Mardin Sokakları
Mardin, birçok simgesel tarihi binaya ev sahipliği yapsa da, çoğu ziyaretçinin şehirde yapmayı en sevdiği şey, şehrin Arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşmak, binaların ince korunmuş taş cephelerinde küçük ayrıntıları aramak ve sıska arka sokakları keşfetmektir.
Mardin bir tepe yamacına yayıldığı için, bazı şeritleri birbirine bağlayan dik merdivenlerle amaçsız bir yürüyüşte bol bol iniş ve çıkış bekleyin. İyi yürüyüş ayakkabıları giyin.
Eski şehir bölgesinin çoğu araç trafiğine kapalıdır ve bu da burayı keşfetmeyi bir zevk haline getirir. Aşağıda Mezopotamya Ovaları boyunca çeşitli noktalarda geniş manzaralar var.
Birçoğu restore edilmiş taştan oyma evlerde bulunan çok sayıda kafe, Mardin’in etrafına dağılmıştır ve yürürken harika molalar verir.
Ulu Camii
Mardin’in Midyat ilçesinde bulunan Ulu Cami, şehrin simge yapılarından biridir ve kitabesi caminin 1176 yılından daha eski olduğunu göstermektedir. Mardin Ulu Camii, tarih ve inanç turları için ziyaret edilen yerlerden biridir.
Mardin şehrinde birçok etkileyici yapı inşa eden Artukluların eserlerinden biridir. Cami, sağlam mimarisi ile günümüze kadar ulaşmıştır. Ulu Cami, her köşesini süsleyen taş desenleri ile insanların ilgisini çekmektedir.
Kubbeleri, taş kabartmaları, ahşap oymaları ve dini süslemeleri ile ziyaretçilerini büyüleyen Mardin Ulu Camii’nde muhteşem manzarayı inceleyerek harika fotoğraflar çekebilirsiniz.
Kasımiye Medresesi
Her tarih ve kültür meraklısının görmesi gereken yerlerden biri de Kasımiye Medresesi’dir. Medrese, Midyat’ta yer almaktadır. Mardin merkezden Midyat’a 1 saatlik bir minibüs yolculuğu ile ulaşabilirsiniz.
Kasımiye Medresesi’nin yapımına da Artuklular döneminde başlanmış ancak Akkoyunlular döneminde uzun bir süre sonra tamamlanmıştır. Geniş avlusu ve teraslı odaları ile medrese, Türkiye’nin en iyi medreselerinden biri olarak kabul edilir.
Medrese 2 katlı ve bir eyvan olarak tasarlanmıştır. Taş ve ahşap işçiliğinin en güzel örneğini Kasımiye Medresesi’nde görebilirsiniz. Medrese yassı kesme taşlardan inşa edilmiştir. Medresesi ziyaret etmek isterseniz, medresenin içini süsleyen motiflere hayran kalacaksınız.
Medresenin dışına yapılan cami, türbe, çeşmeler ve süs havuzları medreseye ayrı bir güzellik kazandırmaktadır. Karla kaplı medrese kubbelerinin manzarası özellikle kış aylarında çok güzeldir.
Mardin Çarşısı
Mardin’in çarşı alanı, Cumhuriyet Caddesi’nin ana caddesinin dışında, yokuştan aşağıya dökülüyor.
Merdivenlerle birbirine bağlanan dar Arnavut kaldırımlı sokaklardan oluşan bu mahalle, bu antik kentin hareketli kalbini içinize çekmek için geldiğiniz yerdir.
Şeritlerin çoğuna arabalarla erişilemediğinden, eşekler burada bazı tüccarlar tarafından hala ulaşım için kullanılıyor ve onları (genellikle püsküllü koşum takımları lanse ederek) malları taşımak için arabaları çekerken gözetleyeceksiniz.
Bazı tezgahlar artık kendilerini turistik hediyelik eşyalara adamış olsa da, burası hala sebze ve taze ürün satıcıları ile gelişen bir yerel pazar; yatak çerçevelerinden mutfak gereçlerine kadar her şeyi satan dükkanlar; ve ahşap işçileri, metal işçileri ve diğer zanaatkarlarla geleneksel el sanatları atölyeleri.
Gezmek için büyüleyici bir yer ve Mardin’in en çok ziyaret edilecek yerleri arasında yer alıyor.
Kırklar Kilisesi
Mardin’de gezilecek çok sayıda kilise var. Mardin’in en ünlü kiliselerinden biri olan ve merkezi bir konumda bulunan Kırk Şehitler Kilisesi, Mardin’in en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Mardin’de yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilen kilise, gezi listenizde olması gereken en güzel yerlerden biridir.
Kilise, rengarenk çiçeklerle süslenmiş devasa bir avlu, geniş teraslar ve bölgede eşi benzeri olmayan taş oymalar ile inşa edilmiştir. Kilise sağlam mimarisi ile 1500 yılı aşkın bir süre ayakta kalmayı başarmıştır. Özellikle kilisede yer alan duvar resimleri sanat ve tarih severlerin ilgisini çekmektedir. Kırk Şehitler Kilisesi, Midyat geziniz sırasında ziyaret edebileceğiniz en güzel kiliselerden biridir.
Mardin Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Müze binası ve içerisinde sergilenen birçok eser ile turistlerin ilgisini çekmektedir. Müze binası 1895 yılında Antakya Patriği tarafından patrikhane olarak yaptırılmıştır. 1988 yılında restorasyon çalışmaları yapılan bina, 1995 yılında müze olarak kapılarını açmıştır. Müzede 3 ayrı sergi odası bulunmaktadır. Ayrıca çocuklar ve yetişkinler için eğitici ve eğlendirici aktiviteler de yer almaktadır. Müzenin kütüphane ve sanat galerisi alanlarında bu etkinliklere katılabilirsiniz.
Müzenin her bölümünde birbirinden farklı tarihi eserler sergileniyor. Müzede yer alan eserlerden bazıları; Sergilenen eserler arasında Asur ve Roma, Bizans, Zengi ve Eyyubi dönemlerine ait eserler yer alırken, etnografik parçalar, mozaikler, mezar taşları ve sütun başlıkları da sergilenen eserler arasında yer alıyor. Tüm bunların yanı sıra; Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Mezopotamya kültürlerinden Eski Tunç Çağı, Selçuklu, Urartu, Asur, Yunan, Helenistik, Bizans, Pers, Roma, Artuklu ve Osmanlı dönemlerine ait zengin bir koleksiyon bulunmaktadır. Mardin’in köklü tarihini yansıtan müzeyi ziyaret ederek eserlere yakından bakabilirsiniz.
Deyrulzafaran Süryani Manastırı
Mardin’de gezilecek çok güzel manastırlar var ve bunlardan biri de Deyrulzafaran Manastırı. Manastır, Mardin ovasına hakim bir tepede yer almaktadır. Manastır, Mardin merkeze yaklaşık 5 km, Midyat’a ise yaklaşık 70 km uzaklıkta yer almaktadır. Manastır, mimarisi ve manzarası ile Mardin’de gezilecek en iyi yerlerden biridir.
Deyrulzafaran Manastırı: M.S. M.Ö. 500 yılında inşa edilmiştir. Meryem Ana Kilisesi, Güneş Tapınağı ve Azizler Evi gibi önemli yapılarla bağlantısı vardır ve bu yapı uzun süre Süryanilerin bölgedeki en önemli dini merkezlerinden biri olmuştur. Sağlam yapısı ile manastır bir dönem kale olarak da kullanılmıştır.
Taş manastır, harika bir manzara sunan terasları, pencereleri ve devasa kapıları ile görenleri büyüleyen yerlerden biridir. Deyrulzafaran Manastırı’nda Süryanilerin dini eğitim verdiği taş odaları ziyaret etme fırsatınız olacak. Geniş bir avluya sahip olan manastır 3 katlı olarak inşa edilmiştir. Yaz ve kış aylarında manastırın kültürel, tarihi ve dini turları düzenlenmektedir.
Meryem Ana Kilisesi
Mardin’de inanç gezileri için özel olarak ziyaret edilen yerlerden biri de Meryem Ana Kilisesi’dir. Kilise, Mardin ve Midyat’ın simge yapılarından biridir ve 2000 yıllık bir tarihe sahiptir. Mardin’de birçok tarihi mekanda olduğu gibi kilisede de taş işçiliğinin en güzel örneklerini görebilirsiniz. Kilise tasarımı ile turistlerin beğenisini kazanmış yerlerden biridir.
Kilise, Yukarı Mezopotamya’daki en önemli kutsal yerlerden ve dini eğitim kurumlarından biriydi. Aslına sadık kalınarak yapılan restorasyonun ardından 1995 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. Kilisenin geniş avlusunu çevreleyen sınıfları ve keşiş odalarını ziyaret edebilir; Devasa çan kulesinin, el yapımı taş işçiliğinin ve kubbelerin harika fotoğraflarını çekebilirsiniz.
Abdüllatif Camii / Latifiye Camii – Mardin
Günümüzdeki minare ise 1845’te Musul Valisi Gürcü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mardin ‘deki son Artuklu eserlerinden olan, enine dikdörtgen planlı ve mihrab önü kubbeli yapının portalı iyi korunmuştur.
Beyazsu
Midyat İlçesi’nin yaklaşık 15-20 kilometre güneyinde ve Nusaybin İlçesi’nin yaklaşık 20-25 kilometre kuzeyinde iki ilçeyi birbirine bağlayan kara yolunun üzerinde yer almaktadır. Midyat’ın güneyinde kalan plato ve tepelerin eteğinden kaynağını alan Beyazsu Deresi bir vadi içerisinde Nusaybin’e doğru akar. Beyazsu, Mardin’in kurak ve ağaçsız coğrafyasında, serin ve berrak suyu, yöreye özgü ağaçları ve yeşilliği ile vaha gibidir. Mardin ve diğer ilçelerin içme suyu da Beyazsu kaynağından temin edilmektedir. Dört mevsim boyunca Mardin’in su gereksinimini karşılayan Beyazsu, yaz aylarında dinlenme ve yeme-içme alanı olarak bölge halkının ikinci bir gereksinimine daha yanıt vermektedir.
yazsu Irmağı üzerinde kurulu balıkçı lokantaları gelen ziyaretçilere Beyazsu’dan avlamış oldukları balıkları sunar. Geleneksel tahtlar şeklinde yapılmış masaları ve şark köşesi tarzında derenin üzerine kurulmuş oturma yerleri ile balıkçı lokantaları yöreye özgü bir görünüm sergilerler.
Mardin Kent Müzesi (Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi)
Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi, şehrin merkezinde yer alan müzelerden biridir ve birçok eseri bünyesinde barındırmaktadır. 2009 yılında ziyarete açılan müze, II. Abdülhamit döneminde inşa edilen bir binada yer alıyor. Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’nde binlerce yıllık kültürü yansıtan el sanatları, yöresel kıyafetler ve antikalar gibi birçok eser sergileniyor.
Müzenin sanat galerisinde eski Mardin tablolarına, yağlı boya tablolara ve birçok farklı tabloya yakından bakabilirsiniz. Müze, pazartesi günleri hariç 08:30-17:30 saatleri arasında ziyarete açıktır.
Zinciriye Medresesi
Artuklu döneminin en güzel mimari eserlerinden biridir. Medrese, geçmişte Anadolu’nun en saygın kurumlarından biri olduğunu kanıtlamıştır. Mardin’in merkezinde bulunan çarşı içerisinde yer alan medreseye ulaşım oldukça kolaydır. 1385 yılında Artuklu sultanı tarafından yaptırılan Zinciriye medresesi oldukça geniş bir yer kaplar ve medrese dikdörtgen şeklinde inşa edilmiştir.
Medrese iki katlıdır ve avlusu çeşitli çiçeklerle süslüdür. Zinciriye medresesinin birçok alanı ziyarete açıktır. Medresenin yapımında oyma taşlar kullanılmış olup, yapıda yer alan duvar motifleri görülmeye değerdir. Medrese, iyi korunmuş tarihi yapılardan biridir ve Mardin’in en iyi turistik yerlerinden biridir.
Dara Antik Kenti
Dara Ören Yeri olarak da bilinen Dara Antik Kenti, Mardin’den Nusaybin’e giden yol üzerinde yer alıyor. Tarihi yerlere ilginiz varsa ve Mardin’i ziyaret etmek istiyorsanız antik kenti mutlaka gezi listenize almalısınız. Antik kent, adını Pers Kralı III. Dara’dan almıştır. Antik kentin M.Ö. 530 ile 750 yılları arasında inşa edildiği tahmin edilmektedir.
Antik kentte görülmeye değer pek çok yer bulunmaktadır. Antik kentin aynı zamanda askeri garnizon olarak da kullanıldığına inanılmaktadır. Antik kentin ilgi çekici yerlerinden biri de yeraltı zindanlarıdır.
Dara Antik Kenti’nde kazı çalışmaları halen devam etmektedir. Görüntüsü ile birçok kişiyi kendine hayran bırakan antik kent, en iyi turistik noktalardan biridir. Antik kentin bulunduğu bölgede tarihle iç içe keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Mardin’in en önemli cazibe merkezlerinden biri olan Dara Antik Kenti’ne giriş ücretsizdir. Antik kenti ziyaret etmek isterseniz yürüyüş için rahat ayakkabılar giymeniz önerilir.
Mor Yakup Kilisesi
Mor Yakup Kilisesi, Mardin Nusaybin’in en çok ziyaret edilen dini yapılarından biridir. M.S. 419 yılında Aziz Yakup için yaptırılmıştır. Kilise, bölgedeki en önemli Ortodoks kiliselerinden biridir ve Yukarı Mezopotamya’daki en eski kiliselerden biri olarak kabul edilir. Binlerce kişi tarafından ziyaret edilen Aziz Yakup Kilisesi, Zeynel Abidin Camii ile birlikte 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklenmiştir.
Antik çağda, kilise bazı eğitim kurslarına ev sahipliği yaptı ve bölgedeki en iyi eğitim kurumlarından biriydi. Felsefe, mantık, edebiyat, geometri ve astroloji Kilise’de verilen eğitimlerden bazılarıdır.
Kilise 19. yüzyıla kadar manastır olarak hizmet vermiştir. Kilise, mimari özelliklerini ve atmosferini korumayı başarmış yapılardan biridir. Bu yüzden dünyanın birçok ülkesinden Mardin’e gelen turistler tarafından ziyaret edilmektedir.
Şatana Ailesi Evi / Eski Ptt Binası – Mardin
1890 yılında Şatana ailesi tarafından Ermeni mimar Lole’ye yaptırılmış ve Mardin sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan yapı, Şehidiye Camii’nin karşısında zengin ve görkemli taş işçiliğiyle dikkati çeker. Bina 1950 yılından itibaren PTT binası olarak kullanılmıştır. Bugün bina Artuklu Üniversitesi’ne devredilmiş olup Turizm Uygulama Oteli olarak kullanılması düşünülmektedir.
Mor Gabriel Manastırı
Mardin Midyat’ta bulunan Mor Gabriel Manastırı, Deyrulumur Manastırı olarak da biliniyor. Mor Gabriel Manastırı 1600 yıllık bir geçmişe sahiptir ve halen faaliyettedir. Bu yüzden dünyanın en eski aktif manastırı olma özelliğini taşıyor. Süryani Ortodoks manastırı olan Mor Gabriel Manastırı, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.
Mardin’in sembol değerlerinden biri olan Mor Gabriel Manastırı, 397 yılında inşa edilmiştir. Manastır sadece dini bir merkez değil, aynı zamanda bir eğitim merkezi ve kültürel bir semboldür. Süryani Ortodoks kültürünün ve tarihinin önemli bir parçası olarak kabul edilir. Manastırda çok sayıda tarihi eser, el yazması ve sanat eseri bulunmaktadır.
Midyat Mağaraları
Midyat, Mardin’in en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Binlerce yıllık tarihe sahip tarihi yapılar, taş evler, kiliseler ve manastırlar gibi yapıların yanı sıra Kapadokya’dakine benzer şekilde mağara evler de ünlüdür. Farklı büyüklükteki bu mağara evlerin bazıları otel ve restoran olarak hizmet veriyor. Midyat Mağaraları’nı ziyaret ederek unutulmaz bir gezi deneyimi yaşayabilirsiniz. Hatıra olarak saklamak için çok güzel fotoğraflar da çekebilirsiniz.
Hem Midyat’ın merkezinde hem de yakınında en ünlüsü Linveyri Şifa Mağarası olmak üzere birçok etkileyici mağara bulunmaktadır. Mağaranın tavanından şifalı olduğu bilinen su damlaları akıyor. Bu suların özellikle cilt problemlerine iyi geldiği bilinmektedir.
Midyat Kent Müzesi
Mardin’de iki farklı kent müzesi bulunmaktadır. Bunlardan biri de Midyat’ta bulunan Kent Müzesi’dir. Müze, Midyat Belediyesi tarafından işletilmektedir. Müzenin bulunduğu bina eskiden kervansaray olarak kullanılmış. Yapının bir kısmı mağaradır ve müze mağaranın içinde yer almaktadır.
Mağaranın yapısı müzenin onarım çalışmaları sırasında korunmuştur. Müzede birçok eser sergilenmektedir. Sümer, Akad, Mittan, Hitit, Asur, İskit, Babil, Pers, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin yanı sıra çeşitli eski eserlerde sergilenmektedir. Müzenin odalarında yöresel teknikler kullanılarak işlenmiş halı ve takı aksesuarları sergilenmektedir. Bu ürünleri satın almak isterseniz müzenin bulunduğu yerde çok sayıda dükkan bulunuyor.
Mor Hobil-Mor Abrohom Manastırı
Mor Hobil-Mor Abrohom Manastırı, Midyat’ın merkezine 1 km mesafede yer almaktadır. Manastır, 5. yüzyılda Mor Gabriel manastırında eğitim almış iki rahip tarafından inşa edilmiştir. Manastır oldukça geniş bir alanı kaplar ve manastırın bir bölümü Süryaniler tarafından mezarlık olarak kullanılır.
Manastırın çevresinde muhtemelen Romalılara ait mezarlar bulundu. Manastırda iki ayrı kilisenin yanı sıra Meryem Ana’nın kubbesi de bulunuyor. Manastır günümüzde hala kullanılmaktadır ve manastırın birçok bölümü restore edilmiştir. Manastırda birçok eser de sergilenmektedir. Manastırın bahçesi adeta bir açık hava müzesini andırıyor.
Midyat Konuk Evi
3 katlı tarihi bir yapı olan Midyat Konukevi, Midyat İlçe Hükümeti tarafından satın alınmış ve restore edilmiştir. Kayaya oyulmuş oda, tarihi binanın en alt katında yer alıyor ve farklı bir bölümde yer alıyor. İkinci katta güzel bir teras ve 3 oda bulunmaktadır. Üçüncü kat bir teras ve iki odadan oluşmaktadır. Binanın çatısında Midyat’ın en güzel manzarasına sahipsiniz. Tarihi yapının bazı film dizilerine de ev sahipliği yaptığı biliniyor.
Mardin Yaşayan Müze
Mardin’in yaşayan müzesi olarak bilinen ve Mardin’in kültürel ve sanatsal yönlerini tanıtmak amacıyla kurulan müze, 2021 yılında kapılarını ziyaretçilerine açtı. Mardin’in kültürel zenginlikleri, Mardin’i ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunuluyor.
Müzeyi ziyaret ettiğinizde Mardin’de bulunan el yapımı bakır, gümüş ve çeşitli el sanatları ile ilgili detayları görebilirsiniz. Ayrıca müze, ziyaretçilerine bilgiden uzak pratik bir şekilde nasıl yapacaklarını öğretiyor.
Denizli
Pamukkale Travertenleri
Pamukkale’nin göz kamaştırıcı beyaz kalsit uçurumu, bölgenin kaplıcalarından gelen kalsiyum birikintileri tarafından oluşturulmuştur. Sarkıtların kireçtaşı mağaralarında oluşması gibi, tortular da dik yamaçlarda büyür ve yavaş yavaş doğal teraslar oluşturmak için yayılır.
Pamukkale “pamuk kalesi” anlamına gelir ve bu travertenlerin göz kamaştırıcı beyaz rengi, tuhaf bir tür doğal kale gibi görünür.
Travertenleri deneyimlemenin en iyi yolu, Pamukkale köyündeki tepenin tabanından zirvedeki Hierapolis antik kentinin merkezi girişine giden teras sırt bölümünde yukarı veya aşağı yürümektir. Burası yürüyebileceğiniz tek bölüm ve travertenlere sadece çıplak ayakla çıkmanıza izin veriliyor.
Hierapolis Kent Kalıntıları
İlk olarak MÖ 190’dan kısa bir süre sonra Bergama Kralı II. Eumenes tarafından kurulan Hierapolis, aslen müstahkem bir askeri koloniydi. Orijinal şehir, MS 60 yılında bir depremle yıkıldı ve yeniden inşasından sonra ihtişamlı günleri başladı.
Şehir, 2. ve 3. yüzyıllarda en büyük refahını yaşadı ve muslukta bulunan doğal kaplıcaları ile önemli bir spa merkezi haline geldi.
Sütunlu büyük bir caddenin kalıntıları, kuzeydeki nekropol ile güney ucundaki bir Bizans kilisesi arasında uzanan, bir kilometreden biraz fazla bir süre boyunca aşağıdaki travertenlere paralel olarak uzanmaktadır.
Kiliseden doğu yolunu izlerseniz, Apollon Tapınağı’na ve ünlü Plutonium’a (tapınağın altında zehirli gaz kaynağı olan bir mağara) gelirsiniz. Burada rahipler kahine danışır, yükselen gazın öldürdüğü kuşları ve küçük hayvanları getirirlerdi.
Hierapolis Tiyatrosu
Kalıntılarının büyük bir kısmına bakan bir yamaçta, 100 metreden uzun cephesi ve her biri 26 sıralı iki oturma yeri ile Hierapolis tiyatrosu bulunmaktadır.
Roma İmparatorları Hadrian ve Septimius Severus dönemlerinde inşa edilen tiyatro, inanılmaz derecede iyi korunmuştur. İmparatorluk kutuları (VIP konukların eğlenceyi izleyeceği yer) ve sahne boyunca bazı dekoratif paneller hala hayatta kalırken, orijinal detaylarının çoğunu korumuştur. En üst oturma katmanlarından güzel manzaralar vardır.
Pamukkale Antik Havuzu
Tıpkı Romalıların yaptığı gibi – ama togalar olmadan – onarıcı bir sıcak havuzda ıslanmak istiyorsanız, o zaman başka yere bakmanıza gerek yok.
Müze ile Apollon Tapınağı arasında, sitenin tam ortasında yer alan Pamukkale Antik Havuzu, 36 santigrat derece sabit olan mineral bakımından zengin kaplıca suyunda yorgun seyahat kaslarını yatıştırmanıza olanak tanır.
Etrafınızdaki suya dağılmış yarı batık sütunlar ve düşmüş mermer parçaları ile muhtemelen sahip olabileceğiniz en atmosferik kaplıca deneyimidir, ancak aynı zamanda çok popülerdir, bu yüzden kalabalığa hazırlanın.
Pamukkale’yi ziyaret eden büyük tur otobüslerinin çoğu, Hierapolis bölgesinde antik havuz ve tiyatro dışında çok az şey yapıyor, bu yüzden kalabalık olmadan ıslanmak istiyorsanız, erken veya geç gelmeye çalışın.
Hieropolis Müzesi
Hierapolis’e adanmış bu küçük ama mükemmel müze, antik havuz kompleksinin önünde ve traverten yolundan çıkan sitenin merkezi girişinin hemen arkasında yer alan antik kentin eski Roma hamamının içinde yer almaktadır.
Burayı ziyaret etmek, bir zamanlar önemli olan bu şehrin güzel sanat eserlerini ve kültürel mirasını sergileyen sergilerle şehri canlandırmaya yardımcı olacaktır.
Müzenin üç odasında, muhteşem ve karmaşık taş kabartmalar, lahitler ve heykeller de dahil olmak üzere çeşitli buluntular sergiliyor.
Dışarıdaki bahçede daha çok stel, sütun başlıkları, mezarlar ve yazıtlı taş kabartmalar sergilenmektedir.
Laodikeia Harabeleri
Pamukkale’nin yaklaşık 12 kilometre güneyinde bulunan sevimli Laodikeia, bir zamanlar Cicero’ya ev sahipliği yapıyordu. Bu Roma ticaret merkezi, hareketli bir sanayi, tıp ve ticaret şehriydi.
Hıristiyanlık daha önceki pagan dinlerinden devralmaya başladığında, burada büyük bir Hıristiyan ve Yahudi nüfusu yaşıyordu.
Kalıntılar oldukça fotojenik ve erken Roma yerleşiminin tapınaklarından ve tiyatrolarından daha sonraki Hıristiyan erken Bizans dönemine kadar ilginç bir kalıntı karışımı var.
Pamukkale bölgesi güzergahının biraz dışında (buradaki çok sayıda tur genellikle sadece traverten terasları ve Hierapolis’i ziyaret eder), bu nedenle kalabalık değil.
Afrodisias
Modern araştırmalar, Afrodisias’ı çok az kişinin ziyaret ettiği bir yerden Türkiye’nin en önemli tarihi yerlerinden birine dönüştürmüştür.
Pamukkale’nin yaklaşık 97 kilometre güneybatısında yer alan alan, bölgenin MÖ 4. binyılda yerleştiğini gösteren Kalkolitik buluntular üretti ve erken Tunç Çağı çanak çömlek buluntuları da burada Hitit döneminde bir Asur ticaret kolonisi olduğunu gösteriyor.
Yerleşimin altın çağı, Helenistik ve Roma dönemlerinde, kutsal alanının yaygın Afrodit kültünün merkezi haline geldiği ve şehrin aynı zamanda heykel, tıp ve felsefe okullarıyla da ünlü olduğu zamandı.
Afrodit Tapınağı yaklaşık olarak MÖ 100’de inşa edilmiştir ve hala 14 ayakta duran sütuna sahiptir (ikisi yerinde arşitravlıdır). 5. yüzyılda Bizanslılar bu pagan tapınağını üç nefli bir bazilikaya dönüştürdüler.
Kuzeyde, 30.000 seyirci alabilen devasa ve iyi korunmuş Stadyum var. Tapınağın güneyinde, bölgedeki en iyi korunmuş anıt olan kabartma ve heykellerle süslü bouleuterion yer almaktadır.
Kervansaraylar
Kervansaraylar, bu bölgenin Orta Anadolu’ya giden önemli bir ticaret yolunun parçası olduğu günlerin bir kalıntısı olan Pamukkale’yi çevreleyen bölgenin ovalarını işaret ediyor.
Denizli’den Dinar’a giden yol üzerinde, 1253 yılında Emir Karasungur tarafından kurulan bir Selçuklu kervansarayı olan Akhan duruyor. Mermer cepheli doğu cephesi, kemerli avlusu ve üç nefli kışlık salonu vardır.
Denizli’nin 55 kilometre doğusundaki Çardak ilçesi yakınlarında Çardakhan bulunmaktadır. Bu Selçuklu kervansarayının iki büyük kulesi ve portalin üzerinde iki aslanla çevrili bir kitabe vardır. 1230 yılında general Rasideddin İyaz tarafından bağışlanmıştır.
Karahayıt Kaplıcaları
Bu kavurucu, mineral bakımından zengin kaplıcalar (55 santigrat dereceye kadar sıcaklıklar), Pamukkale’ye sadece beş kilometre uzaklıktaki tebeşir kaplı kayalardan fışkırıyor.
Sudaki çeşitli oksitlerin (demir oksit dahil) varlığı, kaynakların kalsiyum karbonatını çeşitli renklerle renklendirmiştir.
Kaynakların altında, kalbinizin içene kadar ıslanabileceğiniz küçük bir yüzme havuzu var. Burası yorgun seyahat kaslarını yatıştırmak ve bir veya iki saat yola ara vermek için harika bir yerdir.
Yerli turistler arasında çok popüler ama büyük tur otobüsü güzergahlarında değil, bu yüzden Pamukkale’nin antik havuzuna kıyasla sadece bir avuç ziyaretçi alıyor.
Denizli Teleferik
Denizli, Pamukkale’nin yaklaşık 17 kilometre güneyindedir. Herkes Pamukkale’ye giderken Denizli’den geçer, ancak çok azı burada durur. Denizli, biri 18. yüzyılın başında ve diğeri 1899’da olmak üzere iki kez depremlerle yıkıldı. Bu, şehri tarihi öneme sahip yapılardan mahrum bıraktı.
Şehrin eteklerinde, 1.500 metre yüksekliğindeki bir dağ zirvesine çıkan bir teleferik olan Denizli teleferik vardır. Tepeden, tüm ova ve ötesindeki Pamukkale’ye kadar olan manzara, görülmeye değer.
Işıklı Göl
Işıklı Gölü, Denizli’nin Çivril ilçesinde yer alır. Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile A Sınıfı Sulak Alan statüsüne alınmıştır. Yaklaşık 800 metre rakımda, alanı ise 3500 hektar civarındadır. Göl, Büyük Menderes Nehri, Karanlık Dere ve Kuti Çayı ile beslenmektedir. Doğudan gelen su kaynaklarıyla beslenen gölün doğu, batı ve güney kıyılarında setler yapılmıştır. Bu nedenle gölde su seviyesi yükselmiş ve sazlıklar azalmıştır.
Göl, su kuşları için de önemli bir yaşam ortamı oluşturmaktadır. Bölgede kuluçkaya yatan türlerden; Küçük Baladan, Alaca Balıkçıl, Küçük Ak Balıkçıl, Büyük Ak Balıkçıl, Erguvan Balıkçıl, Çeltikçi, Boz Kaz, Angıt, Pasbaş Dalağan, Deniz Kartalı, Saz Delicesi, Kızıl Şahin, Uzunbacak, Gülen Sumru, Bıyıklı Sumru, Akkanatlı Sumru ve Kır İncirkuşu önemli örneklerdir.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Seyir Tepesi Şehir Ormanı
Seyir Tepesi Şehir Ormanı, Çamlık Parkı ve Pamukkale Üniversitesi kampüsünün üst tarafında, şehir merkezinde yer alıyor.
405 bin metrekarelik alanda kurulan Seyir Tepesi’nde 27 metrelik dev horoz heykeli en çok rağbet gören noktalardan biridir. Seyir Tepesi Denizli manzarasını farklı bir şekilde izleme imkanı sunan seyir salıncağının yanı sıra, 725 metre mesafeli ve 5 duraklı “Zipline Kuleleri”, 680 metre uzunluğundaki 40 araç kapasiteli “Dağ Kızağı”, 36 oyunlu, 3 katlı ve 10 metre yüksekliğe sahip “Macera Parkuru” ile macera severlerin ilgisini çekiyor.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Honaz Dağı Milli Parkı
Denizli Honaz, Pamukkale ve Serinhisar ilçeleri sınırları içinde yer alan Honaz Dağı ve çevresinden oluşur. Honaz Dağı yüksekliği 2.571 metre rakımla Ege Bölgesi’nin en yüksek noktasıdır. Akdeniz ikliminin hakim olduğu milli park; flora, fauna ve jeolojik olarak zengin özellikler göstermektedir. Ormanlarla kaplı olan dağın özel iklim koşulları dolayısıyla bitki çeşitliliği zengin olup, çevresindeki diğer alanlardan daha çok bitki türü bulunmaktadır.
kaynak:kulturportali.gov.tr
Keloğlan Mağarası
Keloğlan Mağarası Denizli İli, Acıpayam İlçesi’nin 18 kilometre doğusunda bulunan Dodurgalar Mahallesi’nin 3 kilometre batısındaki Mallı Dağı’nın doğu yamacındadır. Mağara içerisinde çok miktarda dikit, sarkıt ve sütun bulunmaktadır. Mağaranın bol çatlaklı yapısı nedeniyle karstlaşmaya son derece uygun, Jura-krtase kireç taşları içinde gelişen mağara birçok damlataş sütunları ile birbirine geçen çok sayıda adacığa ayrıldığından girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir.
Kaklık Mağarası
Kaklık Mağarası Denizli Ankara karayolunda Denizli il merkezine 30 kilometre mesafede Honaz ilçesi Kaklık Mahallesi’ndedir. Mağara içerisinde termal su bulunmaktadır.
Berrak, renksiz ve kükürt kokulu olan suyun bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Ayrıca mağaranın yakınında yüzme havuzu, küçük amfi tiyatro, seyir alanları, kafeterya ve kameriyeler mayıs 2002 tarihinden itibaren ziyaretçilerin hizmetine sunulmuştur.
Kaklık Mağarası’nın doğrudan güneş ışığı alan ve sürekli su damlayan duvarlarında, sık bir yosun ve küçük yapraklı sarmaşık türü bitkiler bitmiştir.
Atatürk Evi Etnografya Müzesi
Binanın yapılış tarihi hakkında kesin bir belge bulunmamakla birlikte halktan edinilen bilgilere göre 19. yüzyıl sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bina, Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak kullanılmış ve Ulu Önder Atatürk, 4 Şubat 1931 tarihinde Denizli’ye gelişlerinde burada bir gece konuk edilmiştir. Onarım ve yeniden teşhir tanzimi ile Atatürk’ün Denizli’yi onurlandırmalarının 68. yılı olan 4 Şubat 1999 tarihinde yeniden hizmete girmiştir.
Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi’nin alt katında etnografik eserler sergilenmektedir. Ziyaretçi girişinin solundaki ve sağındaki iki odada, duvar ve yer vitrinlerinde gümüş ve bafon kadın takıları, işlemeli kadın cepkenleri, el işlemeleri ile fincan zarfları bulunmaktadır. Sağdaki ikinci odada ahşap oyma hat örnekleri yer almaktadır. Alt kattaki en geniş ve üçüncü odada, vitrinler içerisinde değişik tipte tüfekler, kılıçlar, Yatağan palaları, tabancalar, işlemeli kadın giysileri, geleneksel el işlemeleri sergilenmektedir. Ayrıca İzmir’in düşman işgaline karşı 16 Mayıs 1919 tarihinde Denizli Bayramyeri meydanında düzenlenen mitingde kullanılan sancak ile Milli Mücadele’de büyük yararlılıkları görülen Çal ilçesi Selcen köyünden olan Hüseyin Efe’ye (Hüseyin Çavuş) ait giysi sergilenmektedir.
Serbanşah / Savranşah Camii
Hicri 1298, Miladi 1882 tarihinde yapılmıştır. Caminin giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesi üzerinde Ömer Ağa adında bir zat tarafından yaptırıldığı ve “Didi tarih bir müferrah mabet oldu çehriya” yazısı bulunmaktadır. Uzunlamasına dikdörtgen planlıdır. Ortada üçerden altı ahşap sütunun taşıdığı kemerler cami mekanının mihrap duvarını dikey olarak üç sahına ayırmaktadır. Duvarlar pencere alt seviyesine kadar içten moloz taş ve tuğla, dışta ise muntazam blok taşlardan örgülüdür. Blok taşların büyük bir kısmı devşirme görünümündedir. Bu kesimden yukarısı ise kerpiç örgülüdür. Cami mekanını aydınlatan pencereler iki sıra halinde, yan duvarlarda altta üçer pencere, mihrap duvarında ise iki pencere olarak görülür. Üst sırada ise kuzey duvarı dışında üçer pencere bulunmaktadır. Üst sıra pencereler sivri kemerli, alçı şebekeli ve vitraylıdır. Giriş kapısı yuvarlak kemerli, dikdörtgen şeklinde kademeli ahşap silmelerle tezyin edilmiştir. Kapı kemeri üzerinde bir kartuş içinde caminin kitabesi yer almıştır. Kartuşun üzerinde sivri kemer içinde devşirme olduğu anlaşılan dikdörtgen şeklinde geometrik ve stilize kabartmalı taş pano yer almaktadır. Ahşap kapı kanatları dikdörtgen ve kare şeklinde ayna panolarla süslenmiştir.
Çanakkale
Kaz Dağları
Kaz Dağları, Türkiye’nin kuzeybatısında, Balıkesir ve Çanakkale illeri arasında yer alan ve doğal güzellikleriyle ünlü bir dağ silsilesidir. Bu bölge, zengin biyolojik çeşitliliği, temiz havası ve etkileyici manzaralarıyla bilinir. Aynı zamanda mitolojik hikayeleri ve tarihi zenginlikleriyle de dikkat çeker.
Kaz Dağları’nın en yüksek zirvesi 1774 metre yüksekliğindeki Karataş Tepesi’dir. Bölge, özellikle yürüyüş, kampçılık ve doğa fotoğrafçılığı gibi açık hava aktiviteleri için oldukça popülerdir. Ayrıca, burada bulunan şelaleler, yaylalar ve ormanlık alanlar, doğa tutkunlarına eşsiz bir deneyim sunar.
Mitolojik olarak, Kaz Dağları, Homeros’un “İlyada” destanında İda Dağı olarak anılır ve Zeus’un Troya Savaşı’nı izlediği yer olarak bilinir. Ayrıca, Afrodit, Hera ve Athena’nın katıldığı ünlü güzellik yarışmasının da burada yapıldığı söylenir.
Bölge, aynı zamanda yerel halk için de büyük bir kültürel ve ekonomik öneme sahiptir. Zeytin ağaçları, şifalı bitkiler ve geleneksel tarım yöntemleriyle elde edilen ürünler, Kaz Dağları’nın etrafındaki köylerde yaşayan insanlar için önemli bir geçim kaynağıdır.
Kaz Dağları’nın korunması ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılması, hem çevresel hem de kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle, bölgeyi ziyaret edenlerin doğal ve tarihi değerlere saygı göstermesi, çevreyi temiz tutması ve yerel kültüre duyarlı olması büyük bir önem taşır.
Çanakkale Şehitler Abidesi
Çanakkale Şehitler Abidesi, Türkiye’nin Çanakkale ilinin Gelibolu Yarımadası’nda yer alan ve 1915 yılında Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden Türk askerlerinin anısına yapılmış olan bir anıttır. Bu abide, Türk milletinin bağımsızlık ve vatan sevgisini simgeler ve her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlar.
Abidenin yapımına 1954 yılında başlanmış ve 1960 yılında tamamlanmıştır. 41,7 metre yüksekliğindeki bu anıt, dört büyük ayağın üzerine oturtulmuş bir yapıya sahiptir ve üst kısmında devasa bir kubbe bulunur. Abidenin alt kısmında, savaşta hayatını kaybeden askerlerin isimlerinin yazılı olduğu bir şehitlik yer almaktadır.
Anıtın çevresinde, ziyaretçilerin savaşın yaşandığı toprakları ve stratejik noktaları görebileceği seyir terasları bulunmaktadır. Ayrıca, Çanakkale Savaşı’nın tarihini ve kahramanlıklarını anlatan müzeler ve sergi alanları da mevcuttur.
Çanakkale Şehitler Abidesi, yalnızca Türk halkı için değil, dünya genelinde barışın ve dostluğun önemini vurgulayan bir sembol olarak kabul edilir. Bu anıt, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması ve gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması adına önemli bir hatırlatıcıdır. Ziyaretçiler, burada hem tarihî bilgi edinir hem de savaşın zorluklarını ve kahramanlıklarını derinlemesine hissederler.
Kilitbahir Kalesi
Çanakkale Boğazı’nın en dar noktasında yer alan tarihi bir kaledir. Kilitbahir, adını “denizin kilidi” anlamına gelen Türkçe kelimelerden alır ve bu ad, kalenin stratejik önemini yansıtır.
Kale, Osmanlı Padişahı II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmet) tarafından 1452 yılında, İstanbul’un fethinden hemen önce inşa edilmiştir. Bu kale, İstanbul’u fethetme planlarının bir parçası olarak Çanakkale Boğazı’nı kontrol altında tutmak amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda, boğazdan geçen düşman gemilerini engellemek ve Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentine giden deniz yolunu korumak için de kullanılmıştır.
Kilitbahir Kalesi, üçgen bir yapıya sahiptir ve oldukça etkileyici bir tasarıma sahiptir. Kalenin içinde, askerlerin barınması için kullanılan odalar, cephanelikler ve su sarnıçları bulunmaktadır. Ayrıca, kalenin surları ve kuleleri, düşman saldırılarına karşı güçlü bir savunma sağlamak için inşa edilmiştir.
Kilitbahir Kalesi, özellikle Çanakkale Savaşı sırasında büyük bir öneme sahip olmuştur. 1915 yılında, I. Dünya Savaşı sırasında, itilaf devletlerinin donanmaları boğazı geçmeye çalışırken, kale Türk ordusu tarafından savunulmuş ve önemli bir direniş noktası olmuştur.
Bugün, Kilitbahir Kalesi, tarih ve kültür meraklıları için popüler bir turistik cazibe merkezidir. Ziyaretçiler, kaleyi gezebilir, boğazın muhteşem manzarasının tadını çıkarabilir ve Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri mimarisinin örneklerini yakından inceleyebilirler. Ayrıca, kale çevresinde Çanakkale Savaşı ile ilgili birçok anıt ve müze de bulunmaktadır.
Kilitbahir Kalesi, Türk tarihinin önemli bir parçası olarak, geçmişin izlerini günümüze taşıyan değerli bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir.
Çanakkale Deniz Müzesi
Türkiye’nin Çanakkale ilinde yer alan önemli bir müzedir. Bu müze, Çanakkale Savaşı ve denizcilik tarihine dair geniş bir koleksiyona sahiptir ve ziyaretçilerine hem tarihi hem de kültürel bir deneyim sunar.
Müze, 1915 yılında gerçekleşen Çanakkale Savaşı’nın anılarını canlı tutmak amacıyla kurulmuştur. Bu savaş, Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’ndaki zaferlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Müze, savaş sırasında kullanılan gemi modelleri, silahlar, haritalar, belgeler ve kişisel eşyalar gibi birçok önemli eseri barındırır. Ziyaretçiler, bu objeler aracılığıyla savaşın tarihini ve denizcilik kültürünü daha yakından tanıma fırsatı bulurlar.
Müzenin en ilgi çekici bölümlerinden biri, Nusret Mayın Gemisi’nin bir replikasıdır. Nusret, Çanakkale Savaşı sırasında stratejik mayınlar döşeyerek düşman gemilerinin geçişini engellemiş ve savaşın seyrini değiştirmiştir. Bu geminin hikayesi, müzenin ziyaretçilerine savaşın ne kadar çetin koşullar altında geçtiğini ve denizcilerin kahramanlıklarını anlatır.
Çanakkale Deniz Müzesi’nin bir diğer önemli bölümü ise kale ve tabyalar sergisidir. Çanakkale Boğazı’nı koruyan bu yapılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri mimarisinin önemli örneklerindendir. Sergide, bu kale ve tabyaların detaylı maketleri, fotoğrafları ve belgeleri yer alır.
Müze ayrıca, denizcilik tarihine dair çeşitli tematik sergilere de ev sahipliği yapar. Bu sergiler, ziyaretçilere denizciliğin tarihsel gelişimini, deniz savaşlarını ve denizcilik teknolojisinin evrimini anlatır.
Çanakkale Deniz Müzesi, sadece bir tarih müzesi değil, aynı zamanda eğitici bir merkezdir. Okullar ve gruplar için düzenlenen rehberli turlar ve eğitim programları, genç kuşakların milli tarih ve denizcilik bilincini artırmayı amaçlar.
Sonuç olarak, Çanakkale Deniz Müzesi, zengin koleksiyonu ve eğitici etkinlikleriyle hem tarih meraklıları hem de denizcilik tutkunları için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Çanakkale’yi ziyaret eden herkesin bu müzeye uğraması, hem tarihi anlamak hem de denizciliğin önemini kavramak açısından büyük bir fırsat olacaktır.
Çanakkale Arkeoloji Müzesi
Türkiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini keşfetmek isteyenler için önemli bir durak noktasıdır. 1984 yılında açılan müze, Çanakkale ili ve çevresindeki arkeolojik kazılardan elde edilen eserlerin sergilendiği bir merkezdir. Müze, Troya, Assos, Parion gibi antik kentlerden çıkarılan buluntularla ziyaretçilerine tarih öncesi dönemlerden Roma İmparatorluğu’na kadar uzanan geniş bir yelpazede bilgi sunar.
Müzede sergilenen eserler arasında heykeller, seramikler, lahitler, mozaikler ve çeşitli günlük eşyalar bulunmaktadır. Özellikle Troya kazılarından elde edilen eserler, müzenin en dikkat çeken parçaları arasında yer alır. Bu eserler, Homeros’un ünlü İlyada Destanı’na da konu olan Troya Savaşı’nın izlerini taşır.
Çanakkale Arkeoloji Müzesi, sadece tarihi eserleri sergilemekle kalmaz, aynı zamanda çeşitli etkinlikler ve eğitim programları düzenleyerek toplumun kültürel bilincini artırmayı hedefler. Ayrıca, müze koleksiyonlarını dijital platformlarda da sergileyerek, daha geniş kitlelere ulaşmayı amaçlamaktadır.
Ziyaretçiler, müzeyi gezdikten sonra Çanakkale’nin diğer tarihi ve turistik yerlerini de keşfedebilirler. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Kilitbahir Kalesi ve Çanakkale Şehitler Anıtı, bu bölgenin tarihî dokusunu tamamlayan diğer önemli noktalardır.
Sonuç olarak, Çanakkale Arkeoloji Müzesi, tarih ve kültür meraklıları için eşsiz bir deneyim sunar. Bu müze, geçmişin izlerini günümüze taşıyarak, ziyaretçilerine unutulmaz bir yolculuk vaat eder.
Çanakkale Şehitlik Anıtı
Türkiye’nin Çanakkale ilinde yer alan ve I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden Türk askerleri anısına yapılmış bir anıttır. Bu anıt, Gelibolu Yarımadası’nda, Morto Koyu’na bakan Hisarlık Tepesi üzerinde bulunmaktadır. Anıt, aynı zamanda Çanakkale Zaferi’nin ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesel bir ifadesidir.
1954 yılında yapımına başlanan ve 1960 yılında tamamlanan Çanakkale Şehitlik Anıtı, 41.7 metre yüksekliğindedir. Anıtın dört ayağı, Türk milletinin birlik ve beraberliğini simgelerken, üst kısmındaki blok ise Türk bayrağını temsil etmektedir. Anıtın altında, şehitlerin isimlerinin yazılı olduğu levhalar ve Çanakkale Savaşları’na dair çeşitli bilgiler bulunmaktadır.
Anıt, sadece bir hatırlatma değil, aynı zamanda bir eğitim ve kültür merkezi olarak da hizmet vermektedir. Her yıl 18 Mart tarihinde, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde, binlerce insan bu anıta gelerek şehitlerini anar ve saygı duruşunda bulunur.
Çanakkale Şehitlik Anıtı, Türkiye’nin dört bir yanından ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ziyaretçilere, tarih boyunca süren mücadelelerin ve fedakarlıkların unutulmaması gerektiğini hatırlatır. Bu anıt, aynı zamanda barış ve dostluk mesajları vererek, gelecekte benzer acıların yaşanmaması için de bir uyarı niteliğindedir.
Assos Antik Kenti
Türkiye’nin Çanakkale iline bağlı Ayvacık ilçesinde yer alan tarihi ve turistik bir bölgedir. Antik çağda Assos olarak bilinen bu yer, günümüzde Behramkale Köyü sınırları içinde bulunmaktadır. Assos, M.Ö. 7. yüzyılda Aioller tarafından kurulmuş olup, tarih boyunca Lidya, Pers, Pergamon, Roma ve Bizans gibi medeniyetlerin egemenliğinde kalmıştır.
Assos Antik Kenti’nin en dikkat çekici yapılarından biri Athena Tapınağı’dır. Dor düzeninde inşa edilmiş olan bu tapınak, deniz seviyesinden yaklaşık 238 metre yükseklikte yer almakta ve muhteşem bir Ege Denizi manzarasına sahiptir. Athena Tapınağı, Anadolu’nun en eski Dor tapınaklarından biri olarak bilinir.
Kentin diğer önemli yapıları arasında agora, tiyatro, nekropol ve surlar bulunmaktadır. Agora, antik kentin sosyal ve ticari merkezi olarak kullanılmıştır. Assos Tiyatrosu ise, M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilmiş olup, yaklaşık 5000 kişilik kapasiteye sahiptir. Nekropol (mezarlık) bölgesi, kentin batısında yer almakta ve çeşitli dönemlere ait mezar yapıları içermektedir.
Assos, aynı zamanda ünlü filozof Aristoteles’in bir dönem yaşayıp ders verdiği yer olarak da bilinir. Aristoteles, buradaki felsefe okulunda öğrencilerine eğitim vermiş ve eserlerini kaleme almıştır.
Günümüzde Assos Antik Kenti, hem yerli hem de yabancı turistler için önemli bir cazibe merkezi olmuştur. Ziyaretçiler, tarihi yapıları keşfetmenin yanı sıra, bölgedeki doğal güzelliklerin ve denizin tadını çıkarabilirler.
Assos Antik Kenti, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle Türkiye’nin önemli turistik bölgelerinden biri olup, ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunmaktadır. Eğer tarihe ve arkeolojiye ilgi duyuyorsanız, Assos’u mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Truva Antik Kenti
Truva Antik Kenti, diğer adıyla Troya, Türkiye’nin Çanakkale ilinde bulunan ve dünya tarihinin en önemli arkeolojik alanlarından biri olarak kabul edilen bir yerdir. Homeros’un ünlü eseri “İlyada”da anlatılan Truva Savaşı’nın geçtiği yer olarak bilinir.
Truva, M.Ö. 3000’lere kadar uzanan uzun ve karmaşık bir tarihe sahiptir. Şehir, farklı dönemlerde tekrar tekrar inşa edilmiş ve her biri farklı bir kültürel ve tarihi dönemi temsil eden dokuz katmandan oluşur.
Başlıca Özellikleri:
1. Truva Savaşı: Homeros’un “İlyada” destanında anlatılan bu efsanevi savaş, Truva’nın en bilinen özelliğidir. Paris’in Sparta Kraliçesi Helen’i kaçırması üzerine, Yunanistan’dan gelen birleşik orduların Truva’ya saldırmasıyla başlayan bu savaş, mitoloji ve edebiyat dünyasında büyük bir yer tutar.
2. Arkeolojik Buluntular: Schliemann tarafından 19. yüzyılda başlatılan kazılar, Truva’nın katmanlarını ortaya çıkarmış ve bu antik kentin tarihine ışık tutmuştur. Bu kazılarda bulunan eserler, Truva’nın zengin kültürel geçmişini ve ticaret yollarındaki önemini göstermektedir.
3. Truva Atı: Truva Savaşı’nın en meşhur hikayelerinden biri olan Truva Atı, Yunan askerlerinin tahta bir at içine saklanarak şehre sızdığı ve Truva’yı fethettiği efsanesiyle bilinir. Günümüzde Truva’da bu efsaneyi simgeleyen büyük bir tahta at heykeli bulunmaktadır.
4. UNESCO Dünya Mirası Listesi: Truva, 1998 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir. Bu, kentin tarihi ve kültürel öneminin uluslararası düzeyde tanındığını gösterir.
Ziyaretçi Bilgisi:
Truva Antik Kenti, hem tarih meraklıları hem de turistler için önemli bir destinasyondur. Ziyaretçiler, kentteki kazılardan çıkan eserleri ve bilgi panolarını inceleyerek Truva’nın büyüleyici geçmişi hakkında bilgi edinebilirler. Ayrıca, Çanakkale’de bulunan Truva Müzesi de ziyaretçilere kapsamlı bir deneyim sunmaktadır.
Sonuç olarak, Truva Antik Kenti, zengin tarihi, efsanevi hikayeleri ve arkeolojik önemi ile Türkiye’nin ve dünyanın en önemli kültürel miraslarından biridir.
Çanakkale Saat Kulesi
Çanakkale Saat Kulesi, Türkiye’nin Çanakkale ilinde yer alan ve şehrin simgelerinden biri olan tarihi bir yapıdır. 1897 yılında, Çanakkale valisi Cemil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kule, hem tarihi hem de mimari açıdan önemli bir eserdir ve turistlerin sıkça ziyaret ettiği bir yerdir.
Kulenin mimarisi oldukça etkileyicidir. Dört katlı olan bu kule, kesme taş kullanılarak inşa edilmiştir. Osmanlı dönemi mimarisinin özelliklerini taşıyan yapı, üst kısmında bulunan saat ile daha da dikkat çekicidir. Her bir yüzünde saat bulunan kule, o dönemde hem şehrin estetiğine katkı sağlamış hem de halkın zamanı kolayca takip edebilmesine yardımcı olmuştur.
Çanakkale Saat Kulesi, şehrin merkezinde yer aldığı için ulaşımı da oldukça kolaydır. Etrafında çeşitli kafeler, restoranlar ve dükkanlar bulunur, bu da ziyaretçilerin hem tarihi yapıyı görmelerine hem de keyifli vakit geçirmelerine olanak tanır.
Bugün de Çanakkale’nin önemli bir turistik noktası olan saat kulesi, tarih ve kültür meraklıları için mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. Kule, sadece bir zaman göstergecisi olmaktan öte, Çanakkale’nin zengin tarihini ve kültürel mirasını yansıtan önemli bir semboldür.
Çanakkale Aynalı Çarşı
Türkiye’nin Çanakkale ilinde bulunan ve tarihi önemi olan bir çarşıdır. Bu çarşı, Osmanlı döneminden kalma olup, özellikle I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Savaşları’nda önemli bir yer tutmuştur. Çanakkale türküleri ve halk şarkılarında da sıkça adı geçen Aynalı Çarşı, bölge halkı ve ziyaretçiler için tarihi ve kültürel bir cazibe merkezidir.
Adını, kapı ve vitrinlerinde kullanılan aynalardan alan bu çarşı, zamanında farklı zanaatkarların dükkanlarına ev sahipliği yapmıştır. Bakırcılar, kalaycılar, demirciler ve daha birçok zanaatkar burada ürünlerini sergiler ve satardı. Günümüzde ise Aynalı Çarşı, hediyelik eşya dükkanları, yöresel ürünler satan mağazalar ve turistik işletmeler ile doludur.
Aynalı Çarşı’nın mimarisi ve iç tasarımı, ziyaretçilere Osmanlı döneminin atmosferini hissettirmekte ve tarihi dokusunu korumaktadır. Bu nedenle, tarih ve kültür meraklıları için oldukça ilgi çekici bir durak olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, Çanakkale Savaşı’nın ruhunu ve anılarını canlı tutan bu çarşı, milli hafızamızda önemli bir yer tutar.
Çanakkale’ye yolu düşen herkesin mutlaka görmesi gereken bu tarihi çarşı, hem alışveriş yapmak hem de tarihin derinliklerinde bir yolculuğa çıkmak için ideal bir mekandır. Aynalı Çarşı, Çanakkale’nin zengin tarihini ve kültürel mirasını yansıtan özel bir yerdir.
Mıhlı Şelalesi
Çanakkale’nin gizli cennetlerinden biri olan Mıhlı Şelalesi, doğal güzellikleri ve huzur veren atmosferi ile ziyaretçilerini büyülemektedir. Bu şelale, Kaz Dağları’nın eteklerinde yer alır ve doğaseverler için mükemmel bir kaçış noktasıdır.
Mıhlı Şelalesi, yoğun şehir hayatından kaçmak isteyenler için ideal bir destinasyondur. Şelalenin etrafındaki yürüyüş yolları, doğa yürüyüşü yapmayı sevenler için harika fırsatlar sunar. Ayrıca, şelalenin suları yaz aylarında serinlemek için harika bir doğal havuz oluşturur.
Bölgedeki zengin bitki örtüsü ve kuş sesleri, ziyaretçilere huzurlu bir ortam sağlar. Mıhlı Şelalesi’ne ulaşmak için Ayvacık ilçesinden kısa bir yolculuk yapmanız yeterlidir. Şelale çevresinde bulunan piknik alanları, aileler ve arkadaş grupları için güzel vakit geçirme imkanı sunar.
Mıhlı Şelalesi’ni ziyaret ettiğinizde, yanınıza rahat yürüyüş ayakkabıları ve su geçirmez kıyafetler almayı unutmayın. Ayrıca, doğayı korumak adına çevreye zarar vermemeye özen göstermeniz önemlidir. Şelalenin güzelliklerini keşfederken, aynı zamanda doğanın tadını çıkarabilir ve unutulmaz anılar biriktirebilirsiniz.
Sonuç olarak, Çanakkale’nin Mıhlı Şelalesi, doğayla iç içe huzurlu bir gün geçirmek isteyen herkes için mükemmel bir seçenektir. Eğer yolunuz Çanakkale’ye düşerse, bu saklı cenneti mutlaka ziyaret edin ve doğanın eşsiz güzelliklerinin tadını çıkarın.
Çimpe Kalesi
Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa kıtasındaki ilk toprak parçası olarak bilinir ve stratejik önemi oldukça büyüktür. Bu kale, Çanakkale Boğazı’nın savunmasında ve Osmanlı’nın Balkanlar’a yayılma sürecinde kritik bir rol oynamıştır.
Kalenin tarihine bakacak olursak, 1352 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından ele geçirilmiştir. Bu fetih, Osmanlı’nın Avrupa’ya açılan kapısı olarak kabul edilir. Ayrıca, Çimpe Kalesi’nin alınması, Osmanlı’nın Bizans İmparatorluğu üzerindeki baskısını artırmış ve Balkanlar’da genişlemesinin önünü açmıştır.
Çimpe Kalesi’nin mimarisi de dikkat çekicidir. Tipik Osmanlı kale mimarisi özelliklerini taşıyan yapı, savunma amaçlı kalın duvarlar ve yüksek kulelerle donatılmıştır. Kalede, askerlerin ikamet edebileceği bölümler, depolar ve su sarnıçları gibi çeşitli yapılar bulunur.
Günümüzde, Çimpe Kalesi’ni ziyaret ederek tarihin bu önemli dönemine tanıklık edebilirsiniz. Kale, tarih meraklıları ve gezginler için önemli bir durak noktasıdır. Çanakkale’nin bu tarihi mirası, Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş dönemlerine dair önemli ipuçları sunar.
Kısacası, Çimpe Kalesi sadece bir askeri yapı değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’daki ilk adımı ve tarihsel süreçlerin şekillendiği bir noktadır. Bu nedenle, hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir.
Gökçeada
Türkiye’nin en batısında yer alan ve Çanakkale iline bağlı olan bir adadır. Ege Denizi’nde yer alan bu ada, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleri ile bilinir. Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adası olma özelliğini taşır ve aynı zamanda sakin yaşam tarzı ve tertemiz plajları ile ziyaretçilerin ilgisini çeker.
Adanın tarihi, antik dönemlere kadar uzanır ve bu nedenle birçok tarihi kalıntıya ev sahipliği yapar. Osmanlı döneminde de önemli bir yerleşim yeri olan Gökçeada, bu dönemden kalma camiler ve kiliseler gibi mimari yapılarla zengindir.
Gökçeada’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri de zengin doğasıdır. Adada bulunan Tuz Gölü, doğal güzelliği ve kuş gözlemciliği için ideal bir yerdir. Ayrıca, adanın zeytin ağaçları ve organik tarım yapılan alanları da oldukça meşhurdur.
Gökçeada’nın mutfağı da adanın çekiciliğini artıran unsurlardan biridir. Özellikle taze deniz ürünleri ve yerel otlardan yapılan yemekler, ziyaretçilere unutulmaz lezzetler sunar.
Sonuç olarak, Gökçeada hem tarihi ve kültürel zenginlikleri hem de doğal güzellikleri ile keşfedilmeye değer bir yerdir. Eğer sakin ve huzurlu bir tatil arıyorsanız, Gökçeada sizin için mükemmel bir seçenek olabilir.
Bozcaada
Türkiye’nin kuzeybatısında, Çanakkale iline bağlı küçük ama büyüleyici bir adadır. Ege Denizi’nde yer alan bu ada, tarihi, doğal güzellikleri, şarapları ve sakin atmosferi ile ünlüdür. Bozcaada, özellikle yaz aylarında hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeker.
Adanın tarihi oldukça eskiye dayanır. Antik çağlarda Leukophrys adıyla bilinen Bozcaada, hem Yunan hem de Roma dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de stratejik bir konuma sahip olan ada, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmıştır.
Bozcaada’nın en dikkat çeken özelliklerinden biri, iyi korunmuş tarihi dokusudur. Ada merkezinde yer alan Bozcaada Kalesi, Osmanlı döneminden kalma ve ziyaretçilerine muhteşem deniz manzaraları sunar. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, beyaz badanalı evleri ve renkli kapılarıyla ada merkezi, adeta bir kartpostal görüntüsü sunar.
Doğal güzellikleri ile de ünlü olan Bozcaada, berrak ve temiz plajlarıyla da tanınır. Ayazma Plajı, Habbele Plajı ve Akvaryum Koyu, deniz severlerin mutlaka uğraması gereken yerlerdendir. Ayrıca ada, rüzgar sörfü ve dalış gibi su sporları için de uygundur.
Bozcaada’nın üzüm bağları ve şarapları da oldukça ünlüdür. Ada, binlerce yıldır üzüm yetiştiriciliği ve şarap üretimiyle uğraşmaktadır. Bu nedenle, Bozcaada’ya gelen ziyaretçiler, yerel şarapları tatma ve bağ turları yapma fırsatını kaçırmamalıdır.
Adanın mutfağı da son derece zengindir. Taze deniz ürünleri, zeytinyağlı mezeler ve Ege’ye özgü ot yemekleri, Bozcaada’nın gastronomik zenginliğini oluşturur. Ayrıca, ada sokaklarında bulunan birçok restoran ve kafe, ziyaretçilere keyifli bir yemek deneyimi sunar.
Sonuç olarak, Bozcaada, tarihi ve doğal güzellikleri, lezzetli şarapları ve sakin atmosferi ile ziyaretçilerine unutulmaz bir tatil deneyimi sunar. Eğer henüz Bozcaada’yı ziyaret etmediyseniz, bu büyüleyici adayı keşfetmek için bir plan yapmanızı öneririm.
Çanakkale Kadırga Koyu
Türkiye’nin Ege Bölgesi’nde, Çanakkale iline bağlı Ayvacık ilçesinde yer alan muhteşem bir koydur. Bu koy, tarihi ve doğal güzellikleri ile bilinir ve özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çeker.
Kadırga Koyu, berrak ve temiz denizi ile ünlüdür. Deniz suyu genellikle serin ve dalgasızdır, bu da yüzme ve dalış gibi su sporları için oldukça elverişlidir. Koyun sahili, ince kumdan oluşur ve bu da güneşlenmek için ideal bir ortam sunar. Ayrıca, çevresindeki çam ormanları ve doğal güzellikler, doğa yürüyüşleri ve piknikler için mükemmel bir atmosfer yaratır.
Tarihi açıdan da önemli bir yere sahip olan Kadırga Koyu, antik dönemlere uzanan kalıntılarıyla da dikkat çeker. Bölgede yer alan Assos Antik Kenti, tarih meraklıları için mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Antik tiyatro, Athena Tapınağı ve antik liman, burada görülebilecek önemli yapılar arasındadır.
Kadırga Koyu’nda konaklama imkanları da oldukça çeşitlidir. Kamp alanları, pansiyonlar ve oteller, ziyaretçilere farklı bütçe ve tercihlere uygun seçenekler sunar. Ayrıca, koyun çevresinde yer alan restoranlar, Ege mutfağının lezzetlerini tatma fırsatı sunar. Özellikle taze deniz ürünleri ve zeytinyağlı mezeler, ziyaretçilerin beğenisini kazanır.
Sonuç olarak, Çanakkale Kadırga Koyu, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve konforlu konaklama imkanları ile hem dinlenmek hem de keşif yapmak isteyenler için ideal bir destinasyondur. Bu eşsiz koyda, şehir hayatının stresinden uzaklaşıp, doğa ile iç içe huzurlu bir tatil geçirebilirsiniz.
Namazgah Tabyası
Türkiye’nin tarihi ve kültürel miraslarından biri olarak öne çıkan önemli bir yapıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu tabya, özellikle Çanakkale Savaşı sırasında stratejik bir rol oynamıştır. Namazgah Tabyası’nın inşası, Osmanlı ordusunun düşman saldırılarına karşı savunma hattını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Tabya, adını askerlerin toplu halde namaz kılmak için kullandıkları geniş alandan alır. Bu alan, hem dini ibadetlerin yerine getirildiği hem de askerlerin moral ve motivasyonunun yükseltildiği bir yer olarak hizmet etmiştir. Namazgah Tabyası, güçlü surları, topçu bataryaları ve gözlem kuleleri ile dikkat çeker. Bu mimari özellikleri, dönemin askeri mühendislik bilgisi ve teknoloji seviyesini gözler önüne sermektedir.
Günümüzde Namazgah Tabyası, tarih meraklıları ve turistler için popüler bir ziyaret noktasıdır. Tabyanın restorasyon çalışmaları, tarihi dokunun korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına yardımcı olmuştur. Ziyaretçiler, burada Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri stratejilerini ve Çanakkale Savaşı’nın önemli anılarını daha yakından tanıma fırsatı bulur.
Sonuç olarak, Namazgah Tabyası, Türkiye’nin zengin tarihi mirasının bir parçası olarak, geçmişin izlerini günümüze taşıyan önemli bir yapıdır. Hem askeri hem de kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir ve mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alır.
Çanakkale Seramik Müzesi
Türkiye’nin Çanakkale ilinde yer alan ve seramik sanatının tarihini ve gelişimini sergileyen önemli bir kültürel mekandır. Çanakkale’nin hem tarihi hem de sanatsal zenginliklerini gözler önüne seren bu müze, ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunar.
Müze, Çanakkale’nin seramik sanatındaki köklü geçmişini ve bu sanatın nasıl evrildiğini detaylı bir şekilde anlatır. Sergilerde, antik döneme ait seramik eserlerden modern seramik sanatına kadar geniş bir yelpazede eserler yer alır. Bu eserler, ziyaretçilere sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz, aynı zamanda seramik sanatının teknik ve estetik yönlerini de keşfetme fırsatı verir.
Çanakkale Seramik Müzesi’nde düzenlenen atölye çalışmaları ve eğitim programları, özellikle sanata ilgi duyan gençler ve çocuklar için ilham verici olabilir. Bu etkinlikler, katılımcılara seramik yapımının inceliklerini öğrenme ve kendi eserlerini yaratma fırsatı tanır.
Müze, aynı zamanda çeşitli sergiler, konferanslar ve seminerler düzenleyerek seramik sanatını ve tarihini daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlar. Bu etkinlikler, hem sanatseverler hem de akademik çevreler için önemli bir bilgi kaynağı oluşturur.
Sonuç olarak, Çanakkale Seramik Müzesi, hem yerel halk hem de turistler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir mekandır. Seramik sanatının zengin tarihini ve güzelliklerini keşfetmek isteyen herkes için bu müze, unutulmaz bir deneyim sunar.
Çanakkale Kent Müzesi
Çanakkale’nin tarihini, kültürünü ve sosyal yaşamını yansıtan önemli bir müzedir. 2009 yılında açılan müze, şehirdeki yaşamın farklı dönemlerine dair zengin bir koleksiyona sahiptir. Müze, hem yerli hem de yabancı ziyaretçilere Çanakkale’nin geçmişine dair kapsamlı bir bakış sunar.
Müze, çeşitli sergi salonları ve etkinlik alanları ile dikkat çeker. Burada, Çanakkale’nin antik çağlardan günümüze kadar olan tarihine dair önemli eserler sergilenir. Ayrıca, Çanakkale Savaşları’na dair özel bölümler de bulunmaktadır. Bu bölümlerde, savaşın etkileri ve bölge halkının yaşamı üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde anlatılır.
Çanakkale Kent Müzesi, sadece tarihi eserlerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda şehrin kültürel ve sosyal hayatını da gözler önüne serer. Yerel sanatçılar tarafından yapılan eserler, el sanatları, günlük yaşam objeleri ve fotoğraflar müzede önemli bir yer tutar. Böylece ziyaretçiler, Çanakkale’nin sadece tarihi değil, aynı zamanda kültürel zenginliklerini de keşfetme fırsatı bulurlar.
Müze, eğitim ve kültür etkinlikleri ile de aktif bir rol oynar. Öğrencilere yönelik eğitim programları, atölye çalışmaları ve seminerler düzenlenir. Bu sayede, genç nesillerin tarih ve kültür bilincinin artırılması hedeflenir.
Çanakkale Kent Müzesi, modern müzecilik anlayışıyla tasarlanmış olup, interaktif sergiler ve multimedya sunumları ile ziyaretçilerine dinamik bir deneyim sunar. Müze, şehir merkezinde yer aldığı için ulaşımı oldukça kolaydır ve her yaştan ziyaretçiye hitap eder.
Sonuç olarak, Çanakkale Kent Müzesi, şehrin tarihini ve kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına büyük bir öneme sahiptir. Çanakkale’yi daha yakından tanımak isteyen herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yerdir.
Ayazma Plajı
Ayazma Plajı, Bozcaada’nın en popüler plajlarından biridir. Altın sarısı kumsalı ve berrak, serin deniziyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deniz keyfi sunar. Plajın suyu genellikle soğuktur, bu da yazın sıcak günlerinde serinlemek için mükemmel bir fırsat sunar. Ayrıca, plajın çevresinde çeşitli kafe ve restoranlar bulunmakta olup, ziyaretçilere yerel lezzetleri tatma imkanı sunar.
Ayazma Plajı’na ulaşım oldukça kolaydır. Bozcaada’nın merkezinden kalkan minibüslerle plaja ulaşabilirsiniz. Ayrıca, plajın yakınında otopark alanları da mevcuttur, bu da özel araçlarıyla gelen ziyaretçiler için büyük bir avantajdır.
Ayazma Plajı, sadece deniz ve kumla sınırlı değildir. Çevresindeki doğal güzellikler ve tarihi mekanlar ile de ziyaretçilerine farklı aktiviteler sunar. Özellikle gün batımında plajdan izlenen manzara, görülmeye değerdir.
Sonuç olarak Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde yer alan Ayazma Plajı, hem doğal güzellikleri hem de sunduğu olanaklarla tatilciler için ideal bir destinasyondur. Eğer yolunuz Çanakkale’ye düşerse, Ayazma Plajı’nı ziyaret etmeyi ihmal etmeyin.
Çanakkale Seyit Onbaşı Anıtı
Türkiye’nin Çanakkale ilinde yer alan ve Çanakkale Savaşı’nın kahramanlarından biri olan Seyit Onbaşı’yı anmak amacıyla dikilmiş önemli bir anıttır. Seyit Onbaşı, 18 Mart 1915 tarihinde gerçekleşen Çanakkale Deniz Savaşları sırasında gösterdiği olağanüstü cesaret ve kahramanlıkla tanınır.
Seyit Onbaşı, savaş sırasında bozulmuş olan vinç sistemi nedeniyle 276 kilogramlık top mermisini sırtlayarak topa yerleştirip ateşlemiş ve düşman gemilerine büyük zarar vermiştir. Bu olay, savaşın seyrini değiştiren önemli anlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Seyit Onbaşı’nın bu kahramanlığı, Türk milletinin direniş ve fedakarlık ruhunu simgeler.
Çanakkale Seyit Onbaşı Anıtı, Eceabat ilçesinin Kilitbahir köyünde yer almaktadır. Anıt, 1992 yılında inşa edilmiştir ve Seyit Onbaşı’nın kahramanlığına dair bir heykel ve bilgi panoları içermektedir. Anıt, hem yerli hem de yabancı turistler için önemli bir ziyaret noktasıdır ve Çanakkale Savaşı’nın anısını yaşatmak adına büyük bir öneme sahiptir.
Ziyaretçiler, anıtın bulunduğu alanda Seyit Onbaşı’nın hikayesini öğrenebilir, Çanakkale Savaşı’nın tarihini daha yakından tanıyabilir ve bu tarihi olayın önemini yerinde hissedebilirler. Ayrıca, anıtın bulunduğu bölgeden Çanakkale Boğazı’nın muhteşem manzarasını izlemek de mümkündür.
Kefalos Plajı
Yunanistan’ın Kos Adası’nda yer alan ve güzelliği ile ünlü bir plajdır. Bu plaj, berrak suları, altın rengi kumsalı ve huzur veren atmosferi ile ziyaretçilerini büyüler. Kefalos Plajı, özellikle su sporları tutkunları için ideal bir mekandır; sörf, rüzgar sörfü ve dalış gibi aktiviteler burada oldukça popülerdir.
Plajın çevresinde birçok restoran, kafe ve bar bulunmaktadır. Bu mekanlarda yerel Yunan mutfağının lezzetlerini tadabilir ve serinletici içeceklerle günün yorgunluğunu atabilirsiniz. Ayrıca, plaj boyunca uzanan yürüyüş yollarında yürüyüş yapabilir ve muhteşem manzaraların tadını çıkarabilirsiniz.
Kefalos Plajı’na ulaşım da oldukça kolaydır. Kos Adası’nın merkezinden düzenli olarak otobüs seferleri düzenlenmektedir ve plajın yakınında otopark imkanları da mevcuttur. Kefalos Plajı, hem dinlenmek hem de eğlenmek için mükemmel bir destinasyon sunar.
Eğer huzurlu bir tatil geçirmek, berrak sularda yüzmek ve Yunan kültürünü yakından tanımak istiyorsanız, Kefalos Plajı kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden biridir.
Hamzaköy Plajı
Marmara Bölgesi’nin gizli cennetlerinden biri olarak bilinir. Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde yer alan bu plaj, doğal güzellikleri ve sakin atmosferi ile ziyaretçilerine huzurlu bir kaçış sunar.
Plajın en dikkat çekici özelliklerinden biri berrak ve temiz denizidir. Mavi bayraklı bu plaj, yüzme ve güneşlenme için ideal bir ortam sağlar. İnce kumlu sahili, yürüyüş yapmayı ve çocuklarla keyifli vakit geçirmeyi sevenler için mükemmel bir zemindir.
Hamzaköy Plajı’nın çevresinde, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak çeşitli tesisler bulunur. Kafe ve restoranlar, misafirlere lezzetli yemekler ve serinletici içecekler sunar. Ayrıca, plajın yakınlarında konaklama imkanı sağlayan oteller ve pansiyonlar da mevcuttur.
Doğa severler için Hamzaköy Plajı, çevresindeki yürüyüş yolları ve piknik alanları ile de cazip bir destinasyondur. Tarihi dokusu ile ünlü Gelibolu yarımadasında olması, bölgeye yapılacak kültürel geziler için de güzel bir fırsat yaratır.
Sonuç olarak, Hamzaköy Plajı, huzur arayanların, doğa ile iç içe olmak isteyenlerin ve tarihe meraklı gezginlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yerdir. Bu saklı cennet, her yaştan ziyaretçiye unutulmaz anılar vaat eder.
Güzelyalı Plajı
Türkiye’nin sahil bölgelerinden birinde yer alan popüler bir plajdır. Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası haline gelir. Plaj, berrak mavi denizi ve temiz kumsalı ile bilinir, bu da ziyaretçilere huzurlu ve keyifli bir deneyim sunar.
Plajın sunduğu olanaklar arasında şezlong ve şemsiye kiralama, plaj voleybolu sahası, kafe ve restoranlar bulunur. Ayrıca, su sporları yapmak isteyenler için çeşitli aktiviteler de mevcuttur. Deniz bisikleti, jet ski ve rüzgar sörfü gibi etkinlikler, adrenalin sevenler için ideal seçeneklerdir.
Güzelyalı Plajı, aileler için de uygun bir ortam sunar. Çocuklar için oyun alanları ve sığ deniz bölümleri güvenli bir yüzme deneyimi sağlar. Plajın etrafında yürüyüş yapabileceğiniz ve bisiklete binebileceğiniz yollar da bulunur.
Ulaşım açısından, Güzelyalı Plajı’na toplu taşıma araçları veya özel araç ile kolayca erişim mümkündür. Ayrıca, plaja yakın oteller ve konaklama yerleri de mevcuttur, bu da uzun süreli konaklamalar için ideal bir seçenek sunar.
Sonuç olarak, Güzelyalı Plajı, hem dinlenmek hem de eğlenmek için mükemmel bir destinasyon olarak öne çıkar. İster tek başınıza, ister ailenizle ya da arkadaşlarınızla gidin, burada geçireceğiniz zaman unutulmaz olacaktır.
Çanakkale Tarihe Saygı Parkı
Türkiye’nin Çanakkale ilinde yer alan ve Çanakkale Savaşları’nın anısına yapılmış önemli bir anıt parkıdır. Bu park, ziyaretçilerine hem tarihi bir yolculuk sunmakta hem de savaşta hayatını kaybeden askerlerin anısını yaşatmaktadır.
Park, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içerisinde yer almaktadır ve 1973 yılında milli park ilan edilmiştir. Bu bölge, 1915 yılında gerçekleşen Çanakkale Savaşları’nın en yoğun çatışmalarının yaşandığı yerdir. Tarihe Saygı Parkı, bu çatışmalarda hayatını kaybeden askerler için yapılmış birçok anıt ve şehitliği barındırır.
Çanakkale Şehitler Abidesi, parkın en dikkat çekici yapılarından biridir. 1960 yılında tamamlanan bu abide, 41,7 metre yüksekliğinde olup, dört sütun üzerine oturtulmuş devasa bir yapıdan oluşur. Bu anıt, savaşta hayatını kaybeden tüm Türk askerlerine adanmıştır.
Ayrıca parkta 57. Alay Şehitliği, Conkbayırı, Anzak Koyu ve Lone Pine gibi önemli tarihi noktalar da bulunmaktadır. Bu alanlar, savaş sırasında stratejik öneme sahip olup, bugün anıtlaştırılmış durumdadır.
Park, ziyaretçilere savaşın zorluklarını ve askerlerin fedakarlıklarını daha iyi anlamaları için çeşitli sergiler ve bilgilendirme tabelaları sunar. Burada yer alan müzeler ve rehberli turlar, ziyaretçilere Çanakkale Savaşları hakkında derinlemesine bilgiler sunar.
Çanakkale Tarihe Saygı Parkı, sadece Türkler için değil, aynı zamanda Anzak askerleri ve diğer müttefik kuvvetler için de büyük bir öneme sahiptir. Her yıl özellikle 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde ve 25 Nisan Anzak Günü’nde çeşitli anma törenleri düzenlenir.
Sonuç olarak, Çanakkale Tarihe Saygı Parkı, Türkiye’nin tarihi mirasının önemli bir parçasıdır ve ziyaretçilerine hem eğitimsel hem de duygusal bir deneyim sunar. Burayı ziyaret etmek, geçmişte yaşananların önemini ve fedakarlıkların büyüklüğünü hatırlamak için değerli bir fırsattır.
Sokakağzı Plajı
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı olan Sokakağzı Plajı, Türkiye’nin Ege Bölgesi’nde yer alan gizli kalmış cennet köşelerden biridir. Temiz denizi, sakin atmosferi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüleyen bu plaj, şehir hayatının karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için ideal bir kaçış noktasıdır.
Sokakağzı Plajı’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri, berrak ve serin sularıdır. Plaj, incecik kumları ve sığ denizi ile özellikle çocuklu aileler için güvenli ve eğlenceli bir ortam sunar. Ayrıca, denizin dibini görebileceğiniz kadar temiz olması, yüzme ve dalış meraklıları için de cazip bir seçenek haline getirir.
Plajın çevresinde, yerel halkın işlettiği küçük restoranlar ve kafeler bulunmaktadır. Bu mekanlarda taze deniz ürünleri, zeytinyağlı Ege mezeleri ve ev yapımı tatlılar gibi lezzetleri tadabilirsiniz. Sokakağzı’nın samimi ve sıcak atmosferi, ziyaretçilerine kendilerini evlerinde hissettirecek türden bir misafirperverlik sunar.
Sokakağzı Plajı’na ulaşım genellikle özel araçlarla sağlanmaktadır, ancak yaz aylarında toplu taşıma seçenekleri de mevcuttur. Plaj çevresinde konaklama imkanları da bulunmaktadır; butik oteller, pansiyonlar ve kamp alanları ile her bütçeye uygun seçenekler sunulmaktadır.
Doğal güzelliklerin tadını çıkarabileceğiniz yürüyüş yolları, tarihi kalıntılar ve çevredeki diğer koylar, Sokakağzı Plajı’nı daha da özel kılmaktadır. Özellikle gün batımında plajın muhteşem manzarası, fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler yakalama fırsatı sunar.
Sonuç olarak, Çanakkale Sokakağzı Plajı, huzur dolu bir tatil geçirmek isteyenler için mükemmel bir destinasyondur. Hem doğayla iç içe olmak hem de Ege’nin eşsiz güzelliklerini keşfetmek isteyenler için bu plaj, unutulmaz anılar biriktirilecek bir yerdir.
Güneyli Köyü Sahili
Çanakkale’nin Güneyli Köyü Sahili, doğal güzellikleri ve huzurlu atmosferi ile ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. Bu sahil, Ege Denizi’nin masmavi sularıyla buluşan altın sarısı kumları ve çevresindeki yemyeşil doğası ile dikkat çeker. Hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeken Güneyli Köyü Sahili, sakin ve dingin bir tatil arayanlar için ideal bir destinasyondur.
Sahil boyunca yürüyüş yapabilir, denizin tadını çıkarabilir veya güneşlenerek dinlenebilirsiniz. Ayrıca, balık tutma ve su sporları gibi aktiviteler de mevcuttur. Sahilin yakınlarında bulunan küçük restoranlarda Ege mutfağının lezzetli yemeklerini tadabilir ve taze deniz ürünlerinin keyfini çıkarabilirsiniz.
Güneyli Köyü’nün misafirperver insanları, ziyaretçilere sıcak bir karşılama sunar. Köyün tarihi ve kültürel dokusu, sahil ziyaretinin yanı sıra keşfedilmeyi bekleyen birçok güzellik barındırır. Tarihi yapılar, eski taş evler ve köy meydanındaki kahvehaneler, köyün otantik atmosferini yaşamanıza olanak tanır.
Çanakkale’nin diğer turistik yerlerine de oldukça yakın olan Güneyli Köyü Sahili, hem doğa ile iç içe olmak isteyenler hem de tarihi ve kültürel zenginlikleri keşfetmek isteyenler için mükemmel bir seçenektir. Bu huzur dolu bölge, şehir hayatının stresinden uzaklaşmak ve doğanın tadını çıkarmak isteyen herkes için ideal bir kaçış noktasıdır.
Anzak Koyu
Çanakkale iline bağlı Gelibolu Yarımadası’nda yer alan tarihi ve önemli bir yerdir. Bu koy, özellikle I. Dünya Savaşı sırasında Gelibolu Savaşı’nda önemli bir rol oynamıştır. 25 Nisan 1915 tarihinde, Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu (ANZAC) askerleri bu koydan çıkarma yaparak Gelibolu Yarımadası’na ayak basmışlardır. Bu tarih, Avustralya ve Yeni Zelanda’da Anzak Günü olarak anılmakta ve her yıl 25 Nisan’da törenlerle kutlanmaktadır.
Anzak Koyu’nun tarihi ve kültürel önemi yalnızca askeri geçmişiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda, bu bölge barış ve dostluk mesajlarının vurgulandığı bir yer haline gelmiştir. Her yıl pek çok Avustralyalı ve Yeni Zelandalı, atalarının anısına burayı ziyaret eder ve çeşitli anma etkinliklerine katılır.
Koy, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içinde yer almakta ve ziyaretçilerine etkileyici bir doğal güzellik sunmaktadır. Koyun çevresi, yemyeşil ormanlar, temiz kumsallar ve berrak deniziyle dikkat çeker. Bu doğal güzellikler, tarihin derin izlerini taşıyan bu bölgeye ayrı bir anlam katmaktadır.
Anzak Koyu’nu ziyaret etmek isteyenler için Gelibolu Yarımadası’na ulaşım oldukça kolaydır. Çanakkale il merkezinden kalkan feribotlar ve kara yolu ile bölgeye ulaşmak mümkündür. Özellikle Anzak Günü’nde düzenlenen anma törenlerine katılmak, bu tarihi ve duygusal deneyimi daha da anlamlı kılabilir.
Sonuç olarak, Anzak Koyu, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. Bu özel yer, geçmişin acı hatıralarını barış ve dostluk mesajlarıyla geleceğe taşımaktadır.
Geyikli Plajı
Çanakkale, Türkiye’nin batısında yer alan tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bir şehirdir. Bu güzelliklerden biri de Geyikli Plajı’dır. Geyikli, Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı sakin ve huzurlu bir tatil beldesidir. Geyikli Plajı, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeken bir destinasyondur.
Geyikli Plajı, incecik kumları ve berrak denizi ile öne çıkar. Plajın uzunluğu ve genişliği, ziyaretçilere rahatça güneşlenme ve denizin tadını çıkarma imkanı sunar. Ayrıca, plajın etrafında doğal bitki örtüsü ve zeytin ağaçları, ziyaretçilere doğayla iç içe bir atmosfer sağlar.
Geyikli Plajı’nda su sporları yapabilir, yürüyüş yaparak çevreyi keşfedebilir veya bir sahil kafesinde oturup manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Plajın yakınında konaklama seçenekleri de mevcuttur; oteller, pansiyonlar ve kiralık yazlık evler gibi farklı bütçelere uygun seçenekler bulabilirsiniz.
Çanakkale Boğazı’na yakın olması nedeniyle Geyikli Plajı, tarihi ve kültürel geziler için de ideal bir konumda yer alır. Yakınlardaki Troya Antik Kenti ve Assos gibi tarihi yerleri ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca, Geyikli’den feribotla Bozcaada’ya geçerek adanın güzelliklerini keşfetmek de mümkündür.
Sonuç olarak, Çanakkale Geyikli Plajı, huzurlu bir tatil arayışında olanlar için mükemmel bir seçenektir. Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve çeşitli aktiviteleri ile unutulmaz bir tatil deneyimi sunar.
Çanakkale Kum Adası
Türkiye’nin kuzeybatısında, Çanakkale Boğazı’nın girişinde yer alan küçük ama oldukça etkileyici bir adadır. Bu ada, doğal güzellikleri, tarihi kalıntıları ve sakin atmosferi ile bilinir. Özellikle yaz aylarında ziyaretçilerin ilgisini çeken Kum Adası, plajları ve berrak denizi ile ünlüdür.
Kum Adası’nın tarihi, antik dönemlere kadar uzanır. Ada, stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu yüzden, adada çeşitli arkeolojik kalıntılar ve tarihî eserler görmek mümkündür. Özellikle Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma yapılar, tarih meraklılarının ilgisini çeker.
Doğa severler için Kum Adası, tam bir cennettir. Ada, zengin bitki örtüsü ve çeşitli kuş türlerine ev sahipliği yapar. Ayrıca, deniz altı yaşamı da oldukça çeşitlidir ve bu nedenle dalış yapmak isteyenler için ideal bir yerdir. Adanın çevresindeki su altı mağaraları ve renkli mercan resifleri, dalış tutkunları için eşsiz deneyimler sunar.
Adaya ulaşım oldukça kolaydır. Çanakkale merkezden düzenlenen feribot seferleri ile kısa sürede adaya ulaşabilirsiniz. Ayrıca, adada konaklama seçenekleri de bulunmaktadır. Küçük butik oteller ve pansiyonlar, ziyaretçilere rahat bir konaklama imkânı sunar.
Kum Adası, huzur dolu doğası, tarihi zenginlikleri ve temiz plajları ile ziyaretçilerine unutulmaz bir tatil deneyimi sunar. Eğer siz de şehir hayatının stresinden uzaklaşıp, doğa ile iç içe bir tatil geçirmek istiyorsanız, Çanakkale Kum Adası’nı mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Çanakkale Zargana Plajı
Türkiye’nin kuzeybatısında, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü Çanakkale ilinde yer almaktadır. Bu plaj, hem yerli hem de yabancı turistler için popüler bir destinasyon haline gelmiştir. İşte Çanakkale Zargana Plajı hakkında bilmeniz gereken bazı önemli noktalar:
Konumu ve Ulaşım
Zargana Plajı, Çanakkale şehir merkezine oldukça yakın bir konumda yer alır. Şehir merkezinden kısa bir araç yolculuğuyla kolayca ulaşılabilir. Ayrıca, plaja toplu taşıma araçlarıyla da erişim mümkündür.
Plaj Özellikleri
– Temiz ve Bakımlı: Zargana Plajı, temiz suyu ve bakımlı kumsalıyla bilinir. Bu özelliğiyle aileler için güvenli bir yüzme ortamı sunar.
– Doğal Güzellikler: Etrafı yeşil alanlarla çevrili olan plaj, doğayla iç içe bir tatil deneyimi sunar. Plajın arkasında yer alan ağaçlık alanlar, piknik yapmak için ideal yerlerdir.
– Su Sporları: Plajda çeşitli su sporları yapma imkanı bulunmaktadır. Özellikle sörf ve yelken gibi aktiviteler oldukça popülerdir.
– Kafe ve Restoranlar: Plaja yakın bölgede çeşitli kafe ve restoranlar bulunur. Burada yöresel lezzetleri tadabilir ve dinlenme imkanı bulabilirsiniz.
Aktiviteler
– Yüzme ve Güneşlenme: Zargana Plajı’nda en çok tercih edilen aktivitelerden biri yüzme ve güneşlenmedir. Plajın geniş kumsalı, rahatça güneşlenmek için idealdir.
– Doğa Yürüyüşleri: Plajın çevresinde yer alan doğal alanlar, doğa yürüyüşleri yapmak için mükemmel bir ortam sunar.
– Balık Tutma: Deniz kenarında balık tutma meraklıları için de uygun alanlar bulunmaktadır.
Konaklama
Çanakkale Zargana Plajı yakınlarında çeşitli konaklama seçenekleri de mevcuttur. Otellerden pansiyonlara kadar çeşitli alternatifler bulabilirsiniz. Erken rezervasyon yaparak uygun fiyatlarla konaklama imkanına sahip olabilirsiniz.
Tarihi ve Kültürel Zenginlikler
Çanakkale, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle de ünlüdür. Plaj ziyaretinizin yanı sıra, Troya Antik Kenti, Çanakkale Şehitler Anıtı ve Kaz Dağları gibi önemli turistik yerleri de ziyaret edebilirsiniz.
Çanakkale Zargana Plajı, deniz, kum ve güneşin tadını çıkarırken aynı zamanda tarihi ve doğal güzellikleri keşfetmek isteyenler için mükemmel bir seçenektir. Unutulmaz bir tatil deneyimi yaşamak için bu güzel plajı ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz.
Çanakkale Dalyan Gölü
Türkiye’nin Çanakkale ilinde yer alan doğal güzelliklerden biridir. Dalyan Gölü, özellikle huzurlu ve sakin atmosferi ile bilinir. Doğal yapısı ve çevresindeki bitki örtüsü ile doğa severler ve fotoğrafçılar için ideal bir mekandır.
Göl, birçok kuş türüne ev sahipliği yapar ve bu nedenle kuş gözlemcileri için de popüler bir destinasyondur. Ayrıca balıkçılık da gölde sıkça yapılan aktivitelerden biridir. Gölde bulunan balık çeşitliliği, amatör ve profesyonel balıkçılar için cazip bir alan oluşturur.
Dalyan Gölü’nün çevresinde yürüyüş yapabilir, piknik alanlarında keyifli vakit geçirebilir ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Özellikle bahar ve yaz aylarında gölün etrafında doğanın canlandığını görmek mümkündür.
Çanakkale Dalyan Gölü, hem yerel halk hem de ziyaretçiler için dinlendirici bir kaçamak noktasıdır. Şehir hayatının stresinden uzaklaşmak ve doğayla iç içe bir gün geçirmek isteyenler için ideal bir seçenek sunar.
Kepez Plajı
Çanakkale’nin Kepez Plajı, şehir merkezine yakın konumuyla yerli ve yabancı turistlerin sıklıkla tercih ettiği popüler bir tatil bölgesidir. Kepez Plajı, berrak ve temiz denizi, ince kumlu plajı ve sakin atmosferi ile bilinir. Bu plaj, huzur dolu bir gün geçirmek ve denizin tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir yerdir.
Kepez Plajı’nın sunduğu imkânlar arasında şezlong ve şemsiye kiralama, duş ve tuvaletler, kafe ve restoranlar yer alır. Ayrıca, çocuklu aileler için güvenli bir yüzme alanı ve oyun parkları da bulunmaktadır. Plajın yakınında yer alan tesisler, ziyaretçilere konforlu bir deneyim sunmak için çeşitli hizmetler sunar.
Kepez Plajı, doğa ile iç içe olmayı sevenler için de cazip bir destinasyondur. Çevresindeki yürüyüş yolları ve piknik alanları, doğa tutkunları için keyifli zaman geçirme fırsatı sunar. Ayrıca, plaj yakınlarında yer alan tarihi ve kültürel mekânlar, ziyaretçilere bölgenin zengin geçmişi hakkında bilgi edinme imkânı sağlar.
Sonuç olarak, Kepez Plajı, Çanakkale’de deniz, kum ve güneşin tadını çıkarmak isteyenler için mükemmel bir seçenektir. Hem dinlenmek hem de eğlenceli zamanlar geçirmek isteyenler için ideal bir tatil noktasıdır.
Çanakkale Adatepe
Çanakkale’nin şirin köylerinden biri olan Adatepe, Kaz Dağları’nın eteklerinde yer alır ve doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve sakin atmosferi ile ünlüdür. Köy, taş evleri, dar sokakları ve zeytin ağaçları ile adeta bir zaman tünelinde yolculuk yapıyormuş hissi verir.
Adatepe’nin tarihi, Antik Yunan dönemine kadar uzanır ve köyde bu döneme ait kalıntılara rastlamak mümkündür. Özellikle Zeus Altarı, ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken tarihi yerlerden biridir. Köyün çevresindeki doğal güzellikler ise doğa yürüyüşleri ve piknikler için idealdir.
Adatepe’nin sakin atmosferi, büyük şehirlerin gürültüsünden kaçmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktasıdır. Burada, yerel halkın misafirperverliği ve köyün huzurlu ortamı, ziyaretçilerin kendilerini evlerinde hissetmelerini sağlar. Ayrıca köyde bulunan butik oteller ve pansiyonlar, konforlu bir konaklama imkanı sunar.
Köyde, zeytinyağı üretimi de oldukça yaygındır ve Adatepe’nin zeytinyağı, lezzeti ile ünlüdür. Zeytinyağı fabrikalarını ziyaret ederek, üretim süreci hakkında bilgi alabilir ve taze zeytinyağı satın alabilirsiniz.
Sonuç olarak, Çanakkale Adatepe Köyü, tarihi ve doğal güzellikleri, sakin atmosferi ve samimi insanları ile mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Bu köyde geçireceğiniz zaman, size unutulmaz anılar ve huzur dolu anlar yaşatacaktır.
Rumeli Mecidiye Tabyası
Çanakkale Boğazı’nda bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen önemli bir savunma yapısıdır. Bu tabya, 19. yüzyılın ortalarında Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilmiştir ve adını da bu padişahtan alır.
Rumeli Mecidiye Tabyası, Çanakkale Savaşı sırasında büyük bir stratejik öneme sahip olmuştur. Özellikle 18 Mart 1915’teki deniz savaşında, Müttefik donanmasının boğazı geçme girişimlerini durdurmada kritik bir rol oynamıştır. Burada görev yapan askerler, güçlü top bataryaları ile düşman gemilerine ciddi zararlar vermişlerdir. En bilinen hikaye ise Seyit Onbaşı’nın, bir top mermisini sırtlayarak topa yerleştirmesi ve bu atışın bir düşman gemisini batırmasıdır. Bu kahramanlık, tabyanın ve Çanakkale Savaşı’nın sembollerinden biri haline gelmiştir.
Günümüzde Rumeli Mecidiye Tabyası, tarih meraklıları ve turistler için ziyaret edilebilecek önemli bir tarihi mekandır. Tabya, Çanakkale’nin tarihini ve burada yaşanan büyük mücadeleyi anlamak isteyenler için önemli bir durak olmuştur. Ziyaretçiler, burada hem savaşın izlerini görebilir hem de Çanakkale Boğazı’nın muhteşem manzarasının tadını çıkarabilirler.
Sonuç olarak, Rumeli Mecidiye Tabyası, hem Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri mimarisinin önemli bir örneği hem de Çanakkale Savaşı’nın unutulmaz hatıralarını taşıyan bir mekandır. Bu tarihi yapı, geçmişin izlerini günümüze taşıyarak, tarihe ilgi duyan herkes için değerli bir ziyaret noktası olmayı sürdürüyor.
Çanakkale Piri Reis Müzesi
Türkiye’nin önemli kültürel ve tarihi merkezlerinden biridir. Müze, adını ünlü Osmanlı denizcisi ve haritacısı Piri Reis’ten alır ve onun anısını yaşatmayı amaçlar. Piri Reis, özellikle 1513 yılında çizdiği Dünya Haritası ile tanınır. Bu harita, zamanının en detaylı ve doğru haritalarından biri olarak kabul edilir.
Müze, Piri Reis’in eserlerini, denizcilik aletlerini ve haritalarını sergiler. Ayrıca, Osmanlı denizcilik tarihine dair birçok önemli belge ve eseri de barındırır. Müze, ziyaretçilerine Piri Reis’in hayatı, eserleri ve Osmanlı dönemi denizcilik tarihi hakkında kapsamlı bilgiler sunar.
Müze binası, modern mimarisi ve teknolojik altyapısı ile dikkat çeker. Ziyaretçiler, interaktif sergiler ve dijital gösterimler aracılığıyla Piri Reis’in dünyasına adım atabilirler. Ayrıca, müzede düzenlenen eğitim programları ve atölyeler sayesinde, özellikle genç nesillerin denizcilik tarihine olan ilgisi artırılmaktadır.
Çanakkale Piri Reis Müzesi, sadece tarih meraklıları için değil, aynı zamanda denizcilik ve haritacılıkla ilgilenen herkes için önemli bir ziyaret noktasıdır. Müze, Çanakkale’nin zengin kültürel mirasının bir parçası olarak, yerli ve yabancı turistler için etkileyici bir deneyim sunmaktadır.
Muğla
Saklıkent Kanyonu
Antalya-Muğla sınırını çizen Eşen Çayı’nın kolu olan Karaçay’ın oluşturduğu bir kanyon ve Türkiye’nin önemli doğal güzelliklerinden biridir. Yaklaşık 18 km uzunluğunda ve 200-600 metre arasında değişen yüksekliğe sahiptir. Bazı bölümlerinde kaya aralığı 2 metreye kadar daralmaktadır.
Kanyonun soğuk suları ve dar geçitleri sayesinde ziyaretçilere benzersiz bir doğa deneyimi sunar. Kanyonun sonuna kadar giden ziyaretçiler doğal bir duş imkanı bulabilmektedir. Ancak küçük çocukların kanyonda gezinmesi tavsiye edilmez.
1996 yılında bölge, Saklıkent Milli Parkı olarak ilan edilmiştir. Doğa harikası olarak kabul edilen Saklıkent Kanyonu, Türkiye’nin önemli doğal güzelliklerinden biri ve ziyaretçiler tarafından popüler bir turistik destinasyon olarak görülmektedir.
Dalaman Çayı
Muğla ilinin güneybatısında yer alan bir nehirdir. Bu akarsu, Gölhisar ilçesinin güneyindeki Yeşilgöl dağlarından doğar ve Çameli, Acıpayam, Ortaca ve Dalaman ilçe sınırlarını çizerek Akdeniz’e dökülür. Rafting için çok tercih edilen Dalaman Çayı, çılgınca akan suları ile hem eğlence hem de dinlenme imkanı sunmaktadır. Özellikle Eşler Dağı’ndan beslenen Dalaman Çayı, Muğla’nın doğal güzelliklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Uyku Vadisi
Muğla ilinin Milas ilçesine bağlı Gökçeler Köyü’nde konumlanmaktadır. Bodrum Milas Havalimanı’na 11 kilometre, Milas ilçe merkezine ise 20 kilometre mesafede yer alır.
Uyku Vadisi, biyolojik çeşitliliği ve doğal güzellikleriyle Türkiye’nin önemli cazibe noktalarından biridir. Zeytinlikleri, çam ağaçları ve kayalık kanyonlarıyla dikkat çeken vadi, ziyaretçilerine huzurlu bir ortam sunar.
Uyku Vadisi’ne ulaşım Milas merkezden özel araç veya taksi ile yaklaşık 15-20 dakika sürmektedir. Ayrıca, Gökçeler Köyü’nden vadiye yürüyerek de ulaşmak mümkündür.
Bölgede bulunan Uyku Vadisi Turistik Tesisleri, konukları ağırlamaktadır. Tesis, çeşitli oda özellikleri, şömine, balkon, klima gibi imkanlar sunmaktadır.
Uyku Vadisi, aynı zamanda organik zeytinyağı üreticisi olan Milas Uyku Vadisi Tarım Kooperatifi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Kooperatif, bölgedeki zeytinlerden elde ettiği yüksek kaliteli, sağlıklı zeytinyağlarını satışa sunmaktadır.
Sonuç olarak, Uyku Vadisi, Muğla’nın doğal güzellikleri arasında önemli bir yer tutmakta ve ziyaretçilerine huzurlu, dinlendirici bir ortam sunmaktadır.
Turgut Şelalesi
Türkiye’nin Muğla ilinin Marmaris ilçesinde bulunan doğal güzelliklerinden biridir. Şelale, Marmaris merkezden yaklaşık 25-30 km uzaklıkta yer almaktadır.
Turgut Şelalesi, tek bir şelale değil, birden fazla şelaleden oluşan bir kompleks. Şelalenin yüksekliği ortalama 10 metre ve genişliği yaklaşık 15 metredir. 16 Etrafı yemyeşil bitki örtüsü ile çevrili olan şelale, ziyaretçilere doğa ve huzur dolu bir ortam sunmaktadır.
Ulaşımı kolay olan Turgut Şelalesi’ne, Marmaris’ten düzenli otobüs ve minibüs seferleri bulunmaktadır. Ayrıca özel aracınızla da ulaşabilirsiniz. 1415 Şelalenin etrafında piknik alanları, doğal havuzlar ve yürüyüş rotaları da yer almaktadır.
Ziyaretçiler tarafından Turgut Şelalesi’nin doğal güzelliği ve huzur verici atmosferi beğenilse de, yolun bozuk olması ve şelalenin beklentileri tam olarak karşılamaması gibi olumsuz yorumlar da yapılmaktadır.
Yuvarlakçay
Muğla iline bağlı bir köydür ve Türkiye’nin güneybatısında yer alır. Genellikle doğal güzellikleriyle tanınır. Özellikle yaz aylarında serinlemek için popüler bir mekan olan Yuvarlakçay, temiz ve berrak suyu ile bilinir. Çevresindeki yeşil doğa ve ormanlık alanlar, ziyaretçilere güzel bir doğa deneyimi sunar.
Burada ayrıca yerel mutfağın tadına bakabileceğiniz restoranlar ve kafeler bulabilirsiniz. Eğer doğa yürüyüşü yapmayı seviyorsanız, Yuvarlakçay çevresindeki patikalar da keşfetmek için ideal olabilir. Muğla’nın diğer popüler turistik bölgelerine de yakın bir konumda bulunur, bu nedenle bölgede gezilecek birçok yer vardır.
Azmak Nehri
Türkiye’nin güneydoğusunda, özellikle Muğla ilinin Akyaka ilçesi yakınlarında yer alan bir akarsudur. Bu nehir, genellikle berrak ve soğuk suyu ile bilinir, bu da onun çevresindeki doğal güzellikleri ve ekosistemleri zenginleştirir. Azmak Nehri, Akyaka’nın popüler turistik yerlerinden biri olup, özellikle tekne turları ve doğa yürüyüşleri için tercih edilir.
Nehir, Gökova Körfezi’ne doğru akar ve çevresindeki doğal yaşamı destekler. Ayrıca, Azmak Nehri’nin etrafındaki zeytinlikler, ormanlar ve tarım alanları, bölgenin tarım ekonomisi açısından önemli bir rol oynar.
Bu bölge, hem doğal güzellikleri hem de sakin atmosferi ile birçok ziyaretçi çeker ve yerli halk için de önemli bir dinlenme ve eğlence mekânı olarak hizmet eder.
Kelebekler Vadisi
Türkiye’nin Muğla iline bağlı Fethiye ilçesinde bulunan doğal bir vadi ve popüler bir turistik destinasyondur. Adını, bölgedeki çeşitli kelebek türlerinden alır ve özellikle yaz aylarında bu kelebeklerin vadiyi süslediği görülür.
Kelebekler Vadisi, denizle birleşen doğal güzellikleri ve zengin bitki örtüsü ile ünlüdür. Erişimi genellikle tekne turları veya yürüyüş yolları aracılığıyla sağlanır çünkü vadi, çevresindeki dağlarla çevrilidir ve kara yolu ile doğrudan erişim mümkün değildir.
Vadinin özellikleri:
Doğal Güzellikler: Kelebekler Vadisi, yeşil doğası, temiz denizi ve etkileyici kayalıkları ile bilinir. Aynı zamanda vadi içindeki şelaleler ve küçük dere yatakları da ziyaretçilere hoş bir doğa deneyimi sunar.
Kelebek Çeşitliliği: Özellikle yaz aylarında, vadide birçok farklı kelebek türü gözlemlenebilir. Bu durum, bölgenin adını aldığı “Kelebekler Vadisi” ismini pekiştirir.
Aktiviteler: Yüzme, doğa yürüyüşleri ve kamp yapmak gibi açık hava etkinlikleri vadide popülerdir. Ayrıca, bölge fotoğrafçılar ve doğa severler için oldukça çekicidir.
Konaklama: Vadide çeşitli konaklama seçenekleri mevcuttur, bunlar arasında bungalovlar ve kamp alanları bulunur. Elektrik ve su gibi modern olanaklar sınırlı olabilir, bu nedenle ziyaretçilerin hazırlıklı gelmeleri önerilir.
Kelebekler Vadisi, doğal güzellikleri ve huzurlu atmosferi ile doğa tutkunları için ideal bir kaçış noktasıdır.
Sultaniye Kaplıcaları
Türkiye’nin Muğla iline bağlı Dalyan beldesinde yer alan ünlü kaplıca ve termal su kaynaklarıdır. Bu kaplıcalar, hem sağlık hem de rahatlama amacıyla ziyaret edilen bir destinasyon olup, bölgenin doğal ve tarihi güzellikleriyle birleşir.
Özellikleri:
Termal Sular: Sultaniye Kaplıcaları, çeşitli mineraller ve elementler içeren termal sulardan oluşur. Bu suların şifalı olduğu ve çeşitli sağlık sorunlarına iyi geldiği düşünülür. Suyun sıcaklığı genellikle 39-42°C arasında değişir.
Kaplıca Havuzları: Kaplıcalar, açık ve kapalı havuzlar şeklinde düzenlenmiştir. Sıcak su havuzları, ziyaretçilerin rahatlaması ve sağlık yararlarından faydalanması için idealdir. Ayrıca, suların mineral içeriği, cilt sorunlarına ve eklem ağrılarına iyi geldiği iddia edilir.
Çamur Banyoları: Kaplıcalarda ayrıca çamur banyoları da bulunur. Çamur banyoları, cildin beslenmesi ve toksinlerden arınması açısından popüler bir seçenektir.
Doğal Güzellikler: Kaplıcalar, Dalyan’ın doğal güzellikleriyle çevrilidir. Özellikle Dalyan Çayı, Caretta caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanı olan İztuzu Plajı ve Kaunos Antik Kenti gibi turistik yerlere yakındır. Bu nedenle, kaplıca ziyaretinizin yanında bu doğal ve tarihi alanları da keşfetmek mümkündür.
Tarih ve Kültür: Kaplıcalar, antik dönemlerden beri bilinen bir sağlık kaynağıdır. Dalyan bölgesi, tarih boyunca Roma ve Bizans dönemlerinde de kaplıca kültürüyle ünlüydü.
Ulaşım:
Sultaniye Kaplıcaları, Muğla’nın Dalyan beldesinde yer alır. Muğla şehir merkezinden yaklaşık 80 km uzaklıktadır. Dalyan’a otobüs, taksi veya özel araç ile ulaşım sağlanabilir. Dalyan merkezden kaplıcalara ulaşım ise genellikle kısa bir mesafedir.
Sultaniye Kaplıcaları, hem sağlık hem de huzur arayanlar için popüler bir destinasyon olup, Muğla bölgesinin sunduğu doğal ve tarihi güzelliklerin keyfini çıkarabileceğiniz bir mekândır.
Likya Yolu
Türkiye’nin güneybatısında yer alan ve dünyanın en güzel yürüyüş rotalarından biri olarak kabul edilen bir doğa yürüyüşü parkurudur. 1999 yılında Kate Clow tarafından açılan bu rota, Fethiye’den başlayarak Antalya’ya kadar uzanır ve yaklaşık 540 kilometre uzunluğundadır. Tarih ve doğanın iç içe geçtiği bu parkur, antik Likya uygarlığına ait kalıntılar, muhteşem Akdeniz manzaraları ve çeşitli bitki örtüsüyle ünlüdür.
Likya Yolu, yürüyüşçülere farklı zorluk seviyelerinde parkurlar sunar. Bu rota üzerinde, dağ köylerinden geçebilir, tarihi kalıntıları keşfedebilir ve Akdeniz’in berrak sularında serinleyebilirsiniz. Yol boyunca konaklama seçenekleri arasında kamp yapma, pansiyonlarda kalma veya köy evlerinde misafir olma gibi alternatifler bulunur.
Yolculuğunuz sırasında, Likya’nın büyüleyici tarihini ve kültürel mirasını keşfetme şansına sahip olursunuz. Antik tiyatrolar, kaya mezarları ve mozaikler gibi birçok arkeolojik alan, geçmişin izlerini günümüze taşır. Ayrıca, doğa severler için bitki örtüsü ve yerel fauna da oldukça ilgi çekicidir.
Likya Yolu, hem deneyimli yürüyüşçüler hem de doğa yürüyüşüne yeni başlayanlar için uygundur. Rota, genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yürüyüş için en ideal zamanlardır, çünkü bu dönemlerde hava koşulları daha ılımandır. Ancak, yaz aylarında sıcaklıkların yüksek olduğunu ve kış aylarında bazı bölümlerin geçilmesinin zor olabileceğini unutmamak gerekir.
Sonuç olarak, Likya Yolu, doğayla iç içe bir macera arayanlar için mükemmel bir seçenektir. Hem fiziksel hem de ruhsal bir yenilenme sunan bu yürüyüş rotası, keşfedilmeyi bekleyen sayısız güzellik ve gizemle doludur. Eğer siz de doğa yürüyüşlerinden hoşlanıyorsanız, Likya Yolu’nu mutlaka listenize eklemelisiniz.
Sedir Adası
Türkiye’nin Muğla iline bağlı Ula ilçesi sınırları içerisinde yer alan, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle ünlü bir adadır. Adanın en dikkat çekici özelliği, altın sarısı rengindeki kumları ve turkuaz renkli denizidir. Sedir Adası, Kleopatra Adası olarak da bilinir çünkü rivayete göre, Mısır Kraliçesi Kleopatra bu adada yüzmüştür ve kumlarının Mısır’dan özel olarak getirildiği söylenir.
Adanın tarihi oldukça eskiye dayanır. Antik dönemde Kedrai olarak bilinen bu yerleşim, Romalılar ve Bizanslılar döneminde de önemini korumuştur. Adada antik tiyatro kalıntıları, agora ve çeşitli yapılar bulunmaktadır. Bu tarihi kalıntılar, ziyaretçilere geçmişin izlerini sürme fırsatı sunar.
Sedir Adası’na ulaşım oldukça kolaydır. Marmaris’ten kalkan teknelerle adaya yaklaşık 30 dakikada ulaşılabilir. Özellikle yaz aylarında, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşan ada, doğa ve tarih tutkunları için eşsiz bir destinasyondur.
Sonuç olarak, Sedir Adası, muhteşem doğası, eşsiz kumları ve zengin tarihiyle mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. Ziyaretçilere hem dinlenme hem de keşif imkanı sunan bu ada, unutulmaz anılar biriktirmek için ideal bir destinasyondur.
Zeki Müren Sanat Müzesi
Türkiye’nin en sevilen sanatçılarından biri olan Zeki Müren’in anısına açılmış bir müzedir. 2000 yılında Bodrum’da açılan bu müze, sanatçının yaşamını, kariyerini ve sanatını ziyaretçilere daha yakından tanıtmayı amaçlamaktadır.
Müze, Zeki Müren’in Bodrum’da yaşadığı evde kurulmuştur. Dolayısıyla, ziyaretçiler yalnızca sanatçının eserlerini görmekle kalmaz, aynı zamanda onun yaşadığı ortamı da deneyimleme fırsatı bulurlar. Müze koleksiyonunda Zeki Müren’in sahne kostümleri, ödülleri, kişisel eşyaları, tabloları ve el yazısıyla yazdığı notlar gibi birçok değerli obje bulunmaktadır. Bu eşyalar, sanatçının hayatına ve kariyerine dair önemli ipuçları sunmaktadır.
Zeki Müren, “Sanat Güneşi” olarak anılan, Türk sanat müziği ve Türk halk müziği alanında önemli katkılarda bulunmuş bir sanatçıdır. Aynı zamanda besteci, şair, ve aktör olarak da tanınır. Müze, onun çok yönlü sanatçı kimliğini ve sanata olan tutkusunu yansıtmak için titizlikle hazırlanmıştır.
Müze ziyaretçileri, Zeki Müren’in yaşamı ve sanatı hakkında bilgi edinirken, onun müziğini dinleme şansına da sahip olurlar. Ayrıca, müze dönem dönem özel sergilere ve etkinliklere ev sahipliği yaparak Zeki Müren’in mirasını canlı tutmaya çalışmaktadır.
Zeki Müren Sanat Müzesi, Türk sanat müziğine ve kültürüne ilgi duyan herkes için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir mekandır. Hem Zeki Müren hayranları hem de genel sanatseverler için ilham verici ve öğretici bir deneyim sunar.
Kızlan Yel Değirmenleri
Muğla’nın Datça ilçesine bağlı Kızlan Köyü’nde yer alan tarihi yel değirmenleridir. Bu değirmenler, yaklaşık 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiştir ve bölgenin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Kızlan Yel Değirmenleri, genellikle taş ve ahşap malzemeler kullanılarak inşa edilmiştir. Bu değirmenler, rüzgar enerjisini kullanarak buğday ve diğer tahılları öğütmek için tasarlanmıştır. Değirmenlerin döner yapısı, rüzgarın yönüne göre kanatlarını ayarlayarak optimum verimlilik sağlar.
Günümüzde Kızlan Yel Değirmenleri, turistlerin ilgisini çeken önemli bir cazibe merkezidir. Ziyaretçiler, bu tarihi yapıları gezip incelerken aynı zamanda muhteşem Datça manzarasının tadını çıkarabilirler. Değirmenlerin bazıları restore edilmiş ve turistik amaçlarla kullanılmaktadır. Ayrıca, bu bölge fotoğrafçılar için de popüler bir mekandır; çünkü değirmenler ve çevresi, harika fotoğraf kareleri için eşsiz fırsatlar sunar.
Kızlan Yel Değirmenleri, sadece tarihi ve kültürel değeriyle değil, aynı zamanda sürdürülebilir enerji kullanımı konusunda da günümüz insanlarına ilham verebilir. Rüzgar enerjisinin kullanımı, çevre dostu ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak önemini korumaktadır.
Özetle, Kızlan Yel Değirmenleri, Datça’nın tarihi ve kültürel zenginliklerinden biri olup, hem geçmişin izlerini sürmek isteyen tarih meraklıları hem de doğal güzelliklerin tadını çıkarmak isteyen doğa severler için ideal bir destinasyondur.
Can Yücel’in Evi
Türk edebiyatının önemli şairlerinden Can Yücel’in yaşadığı ve eserlerini kaleme aldığı tarihi bir mekandır. Datça’da yer alan bu ev, şairin yaşamının son yıllarını geçirdiği ve ilham aldığı yer olması bakımından oldukça önemlidir.
Can Yücel, 1990’lı yılların başında İstanbul’un kalabalığından ve karmaşasından uzaklaşmak amacıyla Datça’ya yerleşmiş ve burada sakin bir hayat sürmüştür. Evin bulunduğu Reşadiye Mahallesi, sessizliği ve doğasıyla şairin ruhuna hitap eden bir yer olmuştur. Bahçesinde limon ağaçları, rengarenk çiçekler ve kuş sesleri eşliğinde yaşayan Can Yücel, birçok şiirini bu huzurlu ortamda yazmıştır.
Bugün Can Yücel’in Evi, edebiyatseverler ve ziyaretçiler için önemli bir durak haline gelmiştir. Evde Can Yücel’in kişisel eşyaları, kitapları ve hatıraları sergilenmekte; ziyaretçilere şairin dünyasına bir pencere açılmaktadır. Ayrıca evin bahçesi, Can Yücel’in şiirlerinde sıkça bahsettiği doğal güzellikleri yansıtmaktadır.
Can Yücel’in Evi, sadece bir müze olmanın ötesinde, aynı zamanda şairin özgür ruhunu ve yaşam felsefesini yansıtan bir sanat merkezi olarak da hizmet vermektedir. Ziyaretçiler burada edebiyat sohbetlerine katılabilir, şiir dinletileri ve çeşitli kültürel etkinliklere dahil olabilirler.
Sonuç olarak, Can Yücel’in Evi, Türk edebiyatının önemli bir figürünün yaşamını ve eserlerini daha yakından tanımak isteyenler için mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. Datça’nın doğal güzellikleriyle birleşen bu ev, ziyaretçilerine hem tarihi bir yolculuk hem de şairin dünyasında kısa bir mola sunmaktadır.
Toparlar Şelalesi
Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Toparlar Mahallesi’nde yer alan doğal bir güzelliktir. Bu şelale, doğanın sunduğu huzuru ve serinliği arayan yerli ve yabancı turistler için popüler bir destinasyon haline gelmiştir.
Toparlar Şelalesi’ne ulaşmak için hem aracınızı kullanabilir hem de belirli bir noktadan sonra doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Şelaleye ulaşan yürüyüş parkuru oldukça keyiflidir ve yol boyunca yeşillikler içerisinde doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Parkur boyunca karşınıza çıkacak küçük dereler ve ağaçların gölgesinde dinlenme fırsatları ile yolculuğunuz daha da zevkli hale gelecektir.
Şelale, özellikle yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal bir yerdir. Şelalenin döküldüğü yerde oluşan doğal havuzda yüzme imkânı bulunur. Ayrıca, etrafında piknik yapmak için uygun alanlar da mevcuttur. Şelalenin huzur veren sesi ve temiz havası, ziyaretçilere günlük hayatın stresinden uzaklaşma fırsatı sunar.
Fotoğrafçılıkla ilgilenenler için de Toparlar Şelalesi oldukça cazip bir mekandır. Doğal güzellikleri ve hareketli suyun oluşturduğu efektler, harika kareler yakalamanız için ideal ortamlar sunar.
Eğer yolunuz Muğla’ya düşerse, Toparlar Şelalesi’ni ziyaret etmeyi ve bu doğal güzelliğin tadını çıkarmayı ihmal etmeyin. Bu eşsiz doğa harikası, size unutulmaz anılar kazandıracaktır.
Damla Deresi
Muğla ilinde bulunan doğal güzelliklerden biridir. Muğla’nın eşsiz doğası ve zengin tarihi dokusu, bu tür saklı cennetleri barındırmaktadır. Damla Deresi, özellikle doğa severler ve macera arayanlar için keşfedilmesi gereken bir yerdir.
Bu dere, berrak ve serin sularıyla bilinir. Çevresindeki bitki örtüsü ve doğal yaşam alanı, ziyaretçilere huzur verici ve dinlendirici bir atmosfer sunar. Doğa yürüyüşleri, piknikler ve fotoğrafçılık için ideal bir mekandır.
Damla Deresi’ne ulaşım genellikle kolaydır, ancak bazı bölümleri zorlu patikalardan geçmeyi gerektirebilir. Bu yüzden rahat ve sağlam yürüyüş ayakkabıları giymek önemlidir. Ayrıca, doğayı koruma bilinciyle hareket ederek çevreyi temiz tutmak ve doğaya zarar vermemek de ziyaretçilerin dikkat etmesi gereken bir husustur.
Muğla bölgesine yolunuz düşerse, Damla Deresi’ni ziyaret listenize eklemeyi unutmayın. Bu doğal güzellik, hem ruhunuzu hem de bedeninizi dinlendirecek bir kaçamak sunacaktır.
Beçin Kalesi
Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan tarihi ve kültürel bir zenginliktir. Bu kale, özellikle Menteşe Beyliği döneminde önemli bir yerleşim merkezi olarak dikkat çekmiştir. İşte Beçin Kalesi hakkında bazı önemli bilgiler:
Tarihi ve Mimari Özellikler
– Yapım Tarihi: Beçin Kalesi’nin yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, Bizans dönemine kadar uzandığı düşünülmektedir. Ancak, kale özellikle 13. ve 14. yüzyıllarda Menteşe Beyliği tarafından önemli ölçüde kullanılmış ve geliştirilmiştir.
– Mimari Yapı: Kale, surlarla çevrili olup, iç ve dış kaleden oluşmaktadır. İç kale, beylerin ve yöneticilerin yaşadığı alan olup, daha korunaklı bir yapıya sahiptir. Dış kale ise daha geniş bir alana yayılmış olup, halkın yaşadığı ve ticari faaliyetlerin yürütüldüğü bir bölgedir.
– Önemli Yapılar: Kale içinde çeşitli yapılar bulunmaktadır. Bunlar arasında cami, hamam, medrese ve çeşitli konutlar yer alır. Özellikle Orhan Bey Camii ve Medrese, dikkat çeken tarihi yapılar arasındadır.
Kültürel ve Stratejik Önemi
– Menteşe Beyliği: Beçin Kalesi, Menteşe Beyliği’nin başkenti olarak uzun yıllar hizmet vermiştir. Bu dönemde, bölgenin siyasi, ekonomik ve kültürel merkezi olmuştur.
– Ticaret Yolu: Kaleyi önemli kılan unsurlardan biri de, ticaret yolları üzerinde stratejik bir konumda bulunmasıdır. Bu sayede, Beçin Kalesi hem askeri hem de ticari açıdan büyük bir önem kazanmıştır.
Günümüzde Beçin Kalesi
– Turizm: Günümüzde Beçin Kalesi, ziyaretçilere açık olup, tarihi ve kültürel miras olarak büyük ilgi görmektedir. Kaleyi ziyaret edenler, hem tarihi yapıları keşfetme hem de Muğla’nın doğal güzelliklerini görme fırsatı bulurlar.
– Restorasyon Çalışmaları: Kalede zaman zaman restorasyon çalışmaları yapılmakta olup, yapılar korunarak gelecek nesillere aktarılmaya çalışılmaktadır.
Beçin Kalesi, Muğla’nın tarihi zenginliklerinden biri olarak mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Hem tarihe ilgi duyanlar hem de doğa severler için eşsiz bir deneyim sunmaktadır.
Labranda Antik Kenti
Muğla’nın Milas ilçesi yakınlarında yer alan ve antik çağlardan günümüze kadar gelmiş önemli bir arkeolojik alanıdır. Bu antik kent, özellikle Karya Krallığı döneminde büyük bir dini merkez olarak bilinir ve Zeus Labrandos Kutsal Alanı ile ünlenmiştir.
Labranda’nın tarihi MÖ 5. yüzyıla kadar uzanır. Kent, Karyalılar tarafından Zeus Labrandos’a adanmış bir kutsal alan olarak inşa edilmiştir. Zeus Labrandos, çift yüzlü balta taşıyan bir tanrı olarak tasvir edilirdi ve bu sembol, Karya kültüründe önemli bir yer tutardı.
Antik kentte, Zeus Tapınağı’nın yanı sıra çeşitli stoa’lar (sütunlu galeriler), konutlar, hamamlar ve diğer dini yapılar bulunmaktadır. Yapıların çoğu, özellikle MÖ 4. yüzyılda Karya Satrabı Mausolos döneminde inşa edilmiştir. Mausolos döneminde Labranda, büyük bir inşaat faaliyetine sahne olmuş ve bölgedeki en önemli kutsal alanlardan biri haline gelmiştir.
Labranda’nın en dikkat çekici yapılarından biri, mermer döşemeleri ve görkemli sütunlarıyla ünlü olan Zeus Tapınağı’dır. Tapınak, antik dönemin mimari estetiğini ve mühendislik bilgisini gözler önüne seren harika bir örnektir. Ayrıca, antik kentin çevresinde yer alan doğal su kaynakları ve su kemerleri de dikkat çekicidir.
Günümüzde Labranda Antik Kenti, arkeologlar ve tarih meraklıları için önemli bir araştırma ve ziyaret noktasıdır. Ziyaretçiler, antik kalıntılar arasında dolaşarak Karya Krallığı’nın zengin kültürel mirasını keşfedebilirler. Ayrıca, kentin bulunduğu bölgede yapılan kazılar, antik çağlara dair önemli bilgiler sunmaya devam etmektedir.
Labranda Antik Kenti, sadece arkeolojik açıdan değil, aynı zamanda doğal güzellikleriyle de ziyaretçilerini büyüleyen bir yerdir. Muğla’ya yolunuz düşerse, bu tarihi ve kültürel hazinenin sunduğu eşsiz deneyimi kaçırmamanızı öneririz.
Euromos Antik Kenti
Türkiye’nin Muğla iline bağlı Milas ilçesinde yer alan antik bir yerleşimdir. Bu antik kent, Helenistik ve Roma dönemlerinden kalma birçok önemli yapıyı bünyesinde barındırır. Euromos, özellikle iyi korunmuş tapınağı ile tanınır.
**Zeus Tapınağı:** Euromos’un en dikkat çekici yapısı kuşkusuz Zeus Tapınağı’dır. Tapınak, Roma dönemine tarihlenir ve Korint düzeninde inşa edilmiştir. Tapınağın birçok sütunu günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır, bu da onu bölgedeki en iyi korunmuş yapılardan biri yapar.
**Tarih ve Arkeoloji:** Euromos, MÖ 6. yüzyılda kurulmuş ve zamanla önemli bir yerleşim merkezi haline gelmiştir. Kent, hem stratejik konumu hem de zengin tarım arazileri ile dikkat çekmiştir. Arkeolojik kazılar, kentin tarihi hakkında daha fazla bilgi edinmemizi sağlamış ve Euromos’un bir ticaret merkezi olarak da önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştur.
**Diğer Yapılar:** Zeus Tapınağı dışında, Euromos’ta bir agora (pazar yeri), tiyatro ve çeşitli kamu yapıları da bulunmaktadır. Bu yapılar, antik dönemde kentin sosyal ve kültürel yaşamının ne kadar zengin olduğunu gözler önüne serer.
**Ziyaret ve Koruma:** Euromos Antik Kenti, arkeoloji ve tarih meraklıları için büyük bir ilgi odağıdır. Bölge, ziyaretçilere hem tarih dolu bir gezi hem de doğal güzellikler sunar. Ancak, bu tarihi mirasın korunması büyük önem taşır. Bu nedenle, ziyaretçilerin antik yapıları koruma konusunda duyarlı olmaları gerekmektedir.
Euromos Antik Kenti, tarih ve kültür meraklıları için eşsiz bir durak olup, antik dünyanın büyüleyici bir kesitini sunar. Eğer tarihe ve arkeolojiye ilgi duyuyorsanız, bu antik kenti ziyaret etmek sizin için unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Marmaris Kalesi
Türkiye’nin güneybatısında, Muğla iline bağlı Marmaris ilçesinde yer alan tarihi bir yapıdır. Marmaris’in merkezinde, deniz kenarında konumlanan bu kale, bölgenin en önemli tarihi ve turistik noktalarından biridir.
Kalenin tarihçesi oldukça eskiye dayanır. İlk olarak İyonlar döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Ancak, bugünkü halini 1522 yılında Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Rodos Seferi sırasında almıştır. Sultan Süleyman, Rodos’u fethetmek amacıyla Marmaris Kalesi’ni stratejik bir üs olarak kullanmış ve kaleyi yeniden inşa ettirmiştir.
Marmaris Kalesi’nin mimarisi oldukça etkileyicidir. Yüksek surları, çeşitli kuleleri ve iç avluları ile ziyaretçilerine tarihi bir atmosfer sunar. Kale içinde ayrıca bir müze bulunmaktadır. Bu müzede arkeolojik eserler, etnografik objeler ve tarihi belgeler sergilenmektedir. Müze, kaleyi ziyaret edenlerin tarihi daha yakından tanımasına olanak tanır.
Kalenin etrafında yer alan Marmaris’in eski şehir bölgesi de oldukça ilgi çekicidir. Dar sokakları, tarihi evleri ve yerel dükkanları ile ziyaretçilere nostaljik bir deneyim sunar. Ayrıca, kaleden Marmaris Körfezi’nin muhteşem manzarasını izlemek de mümkündür.
Marmaris Kalesi, tarih ve kültür meraklıları için eşsiz bir ziyaret noktasıdır. Eğer yolunuz Marmaris’e düşerse, bu tarihi yapıyı görmeden dönmemenizi tavsiye ederim. Hem tarihî hem de doğal güzellikleriyle büyüleyici bir deneyim sunan Marmaris Kalesi, ziyaretçilerine unutulmaz anılar vaat ediyor.
Kaunos Antik Kenti
Muğla ilinin Dalyan beldesine yakın bir konumda yer alır ve tarihle doğanın iç içe geçtiği, büyüleyici bir antik yerleşimdir. Hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle bilinen bu antik kent, Likya ve Karya bölgelerinin kesişim noktasında bulunur. İşte Kaunos Antik Kenti hakkında bilmeniz gereken bazı önemli bilgiler:
Tarihçe
Kaunos, M.Ö. 10. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. İlk olarak Karya uygarlığı döneminde kurulmuş, daha sonra Likya, Pers, Roma ve Bizans egemenlikleri altında varlığını sürdürmüştür. Kentin tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olduğu bilinmektedir. Ayrıca Kaunos, mitolojik söylencelere göre tanrı Apollon’un oğlu Kaunos tarafından kurulduğu rivayet edilir.
Öne Çıkan Yapılar
– Kaunos Tiyatrosu: Antik kentin en dikkat çekici yapılarından biridir. Yaklaşık 5.000 kişilik kapasiteye sahiptir ve hala oldukça iyi korunmuş durumdadır.
– Kaunos Kaya Mezarları: Dalyan Çayı’nın karşı kıyısında yer alan bu mezarlar, kayalara oyulmuş muhteşem birer sanat eseri niteliğindedir. Likya tipi mezar mimarisinin en güzel örneklerindendir.
– Akropol: Kentin en yüksek noktasında yer alan akropol, hem savunma amaçlı hem de dini ritüeller için kullanılmıştır. Buradan muhteşem bir Dalyan manzarası izlenebilir.
– Agora ve Tapınaklar: Kenti gezerken, antik agorayı ve çeşitli tapınak kalıntılarını görebilirsiniz. Bu yapılar, Kaunos’un sosyal ve dini hayatına dair önemli ipuçları sunmaktadır.
Doğal Güzellikler
Kaunos Antik Kenti, sadece tarihi yapılarıyla değil, aynı zamanda çevresindeki doğal güzelliklerle de ziyaretçilerini büyüler. Dalyan Çayı ve Köyceğiz Gölü’nün muhteşem manzarası eşliğinde, doğayla iç içe bir gezinti yapabilirsiniz.
Ulaşım ve Ziyaret
Kaunos’a ulaşım genellikle Dalyan’dan kalkan teknelerle sağlanmaktadır. Dalyan Çayı’nda yapılan kısa bir tekne yolculuğu sonrasında antik kente ulaşabilirsiniz. Ayrıca, yürüyüş yapmayı sevenler için karadan da erişim mümkündür.
Sonuç
Kaunos Antik Kenti, tarih ve doğayı bir arada yaşamak isteyenler için eşsiz bir destinasyondur. Zengin tarihi geçmişi, etkileyici mimarisi ve göz alıcı doğasıyla ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatır. Eğer Muğla ve çevresinde bir gezi planlıyorsanız, bu antik kenti mutlaka listenize eklemelisiniz.
Umarım bu bilgiler, Kaunos Antik Kenti hakkında merak ettiklerinizi karşılamıştır!
Amintas Kral Mezarları
Muğla’nın Fethiye ilçesinde yer alan ve Likya uygarlığı dönemine ait olan tarihi bir yapıdır. Bu mezarlar, M.Ö. 4. yüzyılda Likya Kralı Amintas için yapılmış olup, kayalara oyulmuş mezar odalarından oluşmaktadır.
Amintas Kral Mezarları, Fethiye’nin şehir merkezine oldukça yakın bir konumda bulunur ve Fethiye’nin en önemli tarihi ve turistik noktalarından biri olarak kabul edilir. Mezarların girişinde yer alan Likya yazıtları ve kabartmalar, ziyaretçilere o dönemin kültürü ve sanatı hakkında önemli bilgiler sunar.
Mezarların en dikkat çekici özelliklerinden biri, kayaların içine oyulmuş devasa sütunlar ve anıtsal girişlerdir. Bu sütunlar, Yunan mimarisinin etkilerini göstermektedir ve mezarların görkemini artırmaktadır. Amintas Kral Mezarları, hem tarih meraklıları hem de doğa severler için büyüleyici bir destinasyondur.
Ziyaretçiler, mezarlara tırmanarak hem tarihi yapıları yakından görebilir hem de Fethiye’nin muhteşem manzarasının keyfini çıkarabilirler. Özellikle gün batımında mezarların etrafındaki manzara, ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatır.
Amintas Kral Mezarları’nı ziyaret etmek, Likya medeniyetinin zengin tarihini ve kültürel mirasını keşfetmek için harika bir fırsattır. Eğer yolunuz Fethiye’ye düşerse, bu etkileyici yapıları mutlaka görmelisiniz.
Kayaköy
Türkiye’nin Muğla iline bağlı, tarihi ve kültürel zenginliklerle dolu bir köydür. Fethiye ilçesine yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bulunan bu köy, özellikle terkedilmiş taş evleri ve mistik atmosferiyle dikkat çeker.
Kayaköy’ün tarihi, antik Likya dönemine kadar uzanır. Likya uygarlığının önemli yerleşim yerlerinden biri olan köy, antik dönemde “Karmylassos” olarak adlandırılırdı. 1923 yılında Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan nüfus mübadelesi sırasında burada yaşayan Rumlar Yunanistan’a göç etmiş, ardından köy tamamen boşalmıştır. Bu nedenle, Kayaköy’de bugün hala görülebilen çok sayıda taş ev, kilise, okul ve diğer yapılar büyük ölçüde terkedilmiş ve korunmuştur.
Kayaköy, aynı zamanda bir açık hava müzesi gibi de değerlendirilebilir. Köydeki evler, zamanın mimari özelliklerini yansıtır ve bu evlerin çoğu kayalık bir zeminde inşa edilmiştir. Evlerin yanı sıra, iki büyük kilise ve birkaç küçük şapel de köyün tarihi dokusunu zenginleştirir.
Kayaköy, doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık gibi aktiviteler için de oldukça uygundur. Köy, çevresindeki doğal güzellikler ve sessiz atmosferiyle hem yerli hem de yabancı turistler için çekici bir destinasyon haline gelmiştir.
Son yıllarda Kayaköy, çeşitli kültürel etkinlikler ve festivallere de ev sahipliği yapmaktadır. Bu etkinlikler, köyün tarihi ve kültürel mirasını yaşatmanın yanı sıra, ziyaretçilere farklı bir deneyim sunmayı amaçlar.
Kısacası, Kayaköy, tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve mistik atmosferi ile keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibidir. Türkiye’nin bu güzel köşesini ziyaret etmek, hem tarih hem de doğa severler için unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Fethiye Müzesi
Türkiye’nin Muğla iline bağlı Fethiye ilçesinde bulunan önemli bir arkeoloji müzesidir. Müze, bölgede yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen eserlerin sergilendiği ve tarih meraklıları için eşsiz bir deneyim sunan bir yerdir.
Tarih ve Eserler
Fethiye Müzesi’nde sergilenen eserler, Likya, Roma ve Bizans dönemlerine ait olup, bölgenin zengin tarihini gözler önüne serer. Müze, iki ana bölümden oluşur: Arkeoloji Salonu ve Etnografya Salonu.
Arkeoloji Salonu: Bu bölümde, antik dönemlerden kalma heykeller, lahitler, seramikler ve çeşitli günlük kullanım eşyaları sergilenmektedir. Özellikle, Likya dönemine ait eserler, müzenin en dikkat çekici parçaları arasındadır.
Etnografya Salonu: Bu salonda, Osmanlı dönemine ait giysiler, takılar ve ev eşyaları gibi etnografik eserler bulunmaktadır. Bölgenin kültürel yapısını ve günlük yaşamını anlatan bu eserler, ziyaretçilere geçmişe dair önemli ipuçları sunar.
Ziyaret Bilgileri
Fethiye Müzesi, yıl boyunca ziyaretçilere açıktır ve özellikle yaz aylarında yoğun ilgi görmektedir. Müze, pazartesi günleri kapalı olup, diğer günlerde sabah 08:30’dan akşam 17:30’a kadar ziyaret edilebilir. Müze giriş ücreti oldukça makul olup, öğrenciler ve öğretmenler için indirimli tarifeler mevcuttur.
Neden Ziyaret Edilmeli?
Fethiye Müzesi, tarih ve arkeoloji meraklıları için mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. Müze, sadece sergilediği eserlerle değil, aynı zamanda sunduğu bilgi ve eğitimle de ziyaretçilerine değerli bir deneyim sunar. Ayrıca, müzenin bulunduğu Fethiye’nin doğal güzellikleri ve tarihi mekanlarıyla birleştiğinde, ziyaretçilere unutulmaz bir gezi fırsatı sunar.
Sonuç olarak, Fethiye Müzesi, Türkiye’nin zengin tarihini ve kültürünü keşfetmek isteyen herkes için önemli bir durak noktasıdır. Bu müzeyi ziyaret ederek, geçmişin izlerini yakından görebilir ve bölgenin tarihi hakkında derinlemesine bilgi sahibi olabilirsiniz.
Eski Datça
Muğla’nın Datça ilçesine bağlı tarihi ve şirin bir mahalledir. Tarihi taş evleri, dar sokakları ve bohem atmosferi ile tanınan bu mahalle, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeken bir yerdir. Eski Datça’nın dar sokaklarında yürürken taş evlerin güzelliklerine hayran kalmamak mümkün değil. Bu evlerin birçoğu restore edilerek kafe, restoran veya butik otel olarak hizmet vermektedir.
Mahalle, aynı zamanda ünlü şair Can Yücel’in de yaşadığı yerdir. Can Yücel’in evi ve mezarı da burada bulunmaktadır ve edebiyatseverler için önemli bir ziyaret noktasıdır. Eski Datça, sakin ve huzurlu atmosferi ile büyük şehirlerin karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için ideal bir kaçış noktasıdır.
Eski Datça’da gezilecek yerler arasında Can Yücel’in Evi, tarihi taş evler, el yapımı ürünlerin satıldığı küçük dükkanlar ve yerel lezzetler sunan restoranlar bulunmaktadır. Burada geçireceğiniz zaman boyunca Ege’nin eşsiz doğasının ve sıcak insanlarının tadını çıkarabilirsiniz.
Eski Datça’nın bu bohem ve tarihi dokusu, ziyaretçilere adeta zamanda yolculuk yapmış hissi verir. Eğer yolunuz Datça’ya düşerse, Eski Datça’ya uğramadan dönmemelisiniz.
Knidos Antik Kenti
Türkiye’nin Muğla iline bağlı Datça yarımadasının en uç noktasında yer alan tarihi ve arkeolojik bir ören yeridir. Antik dönemde önemli bir ticaret, bilim ve sanat merkezi olan Knidos, aynı zamanda göz kamaştırıcı manzarasıyla da ünlüdür.
Knidos, MÖ 4. yüzyılda Dorlar tarafından kurulmuş olup, özellikle astronomi ve matematik alanında önemli çalışmalara ev sahipliği yapmıştır. Kent, ünlü astronom ve matematikçi Eudoxus’un yaşadığı ve çalışmalarını yürüttüğü yer olarak bilinir. Knidos’un limanları, dönemin önemli ticaret merkezlerinden biri olmasını sağlamıştır ve kent, Akdeniz ve Ege Denizi’ni birbirine bağlayan stratejik bir konumda yer alır.
Knidos Antik Kenti’nin en dikkat çekici yapılarından biri, Afrodit Tapınağı’dır. Tapınak, antik çağın en önemli sanat eserlerinden biri olan Knidos Afroditi heykeline ev sahipliği yapmıştır. Bu heykel, ünlü heykeltıraş Praxiteles tarafından yapılmış ve dönemin güzellik ideallerini yansıtan bir başyapıt olarak kabul edilmiştir.
Knidos’ta ayrıca, antik tiyatro, odeon, agora ve nekropol gibi önemli yapılar da bulunmaktadır. Tiyatrosu, yaklaşık 5.000 kişilik kapasitesiyle antik dönemde geniş kitlelere hitap eden etkinliklerin düzenlendiği bir merkez olmuştur.
Bugün, Knidos Antik Kenti, tarih ve arkeoloji meraklıları için önemli bir ziyaret noktasıdır. Kentin kalıntıları arasında dolaşırken, geçmişin izlerini adım adım takip edebilir ve antik dünyanın büyüleyici atmosferini hissedebilirsiniz. Aynı zamanda, kentin doğal güzellikleri de ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunar. Knidos, tarih ve doğanın iç içe geçtiği, keşfedilmeyi bekleyen muhteşem bir destinasyondur.
Bodrum Kalesi
Muğla ilinin Bodrum ilçesinde yer alan ve tarihi M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanan önemli bir yapıdır. Kale, St. Jean Şövalyeleri tarafından 1402 yılında inşa edilmiştir ve günümüzde Bodrum’un simgelerinden biri olarak kabul edilir. Kale, hem askeri amaçlarla hem de dini bir merkez olarak kullanılmıştır.
Kale, dört ana kuleye sahiptir: İngiliz Kulesi, Fransız Kulesi, İtalyan Kulesi ve Alman Kulesi. Bu kuleler, farklı milletlerden şövalyeler tarafından yapılmış ve korunmuştur. Bodrum Kalesi’nin içinde ayrıca 1895 yılında inşa edilen Türk Hamamı da bulunmaktadır.
Bugün Bodrum Kalesi, Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Müze, dünyanın en önemli su altı arkeoloji müzelerinden biridir ve içinde birçok değerli eser barındırmaktadır. Bu eserler arasında batık gemilerden çıkarılan objeler, antik dönemlere ait amforalar ve diğer tarihi buluntular yer almaktadır.
Bodrum Kalesi, hem tarihi zenginliği hem de muhteşem manzarası ile ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. Bu nedenle, Bodrum’un en çok ziyaret edilen turistik mekânlarından biridir ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır. Eğer Bodrum’a yolunuz düşerse, bu tarihi yapıyı mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Halikarnas Mozolesi
Bodrum, Muğla ilinde yer alan ve antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen, M.Ö. 350 yılı civarında inşa edilmiş anıtsal bir mezardır. Bu muhteşem yapı, Karya Kralı Mausolos’un eşi ve kız kardeşi olan Artemisia II tarafından kocasının anısına yaptırılmıştır.
Mozole, yaklaşık 45 metre yüksekliğe sahipti ve dört ana bölümden oluşuyordu: taban, podyum, sütunlu bölüm ve piramidal çatı. Sütunlar arasında yer alan heykeller ve kabartmalar, o dönemin tanınmış sanatçıları tarafından yapılmıştı. Bu yapı, hem mimari hem de sanatsal açıdan büyük bir önem taşımaktadır.
Halikarnas Mozolesi’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, yapının tepesinde bulunan dört atlı savaş arabası heykelidir. Bu heykel, kral Mausolos ve Artemisia’nın birlikte gösterildiği bir sahneyi canlandırmaktadır.
Mozole, zamanla depremler ve diğer doğal afetler nedeniyle büyük ölçüde tahrip olmuştur. Ancak kalıntıları günümüzde Bodrum Müzesi’nde sergilenmektedir. Ayrıca, Britanya Müzesi’nde de mozoleye ait bazı parçalar görülebilir.
Halikarnas Mozolesi, antik dönemdeki mühendislik ve sanatın bir sembolü olarak, günümüzde bile hayranlık uyandırmaya devam etmektedir. Bodrum’u ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken tarihi ve kültürel miraslar arasında yer alır.
Halikarnas Mozolesi
Bodrum, Muğla ilinde yer alan ve antik dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen, M.Ö. 350 yılı civarında inşa edilmiş anıtsal bir mezardır. Bu muhteşem yapı, Karya Kralı Mausolos’un eşi ve kız kardeşi olan Artemisia II tarafından kocasının anısına yaptırılmıştır.
Mozole, yaklaşık 45 metre yüksekliğe sahipti ve dört ana bölümden oluşuyordu: taban, podyum, sütunlu bölüm ve piramidal çatı. Sütunlar arasında yer alan heykeller ve kabartmalar, o dönemin tanınmış sanatçıları tarafından yapılmıştı. Bu yapı, hem mimari hem de sanatsal açıdan büyük bir önem taşımaktadır.
Halikarnas Mozolesi’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, yapının tepesinde bulunan dört atlı savaş arabası heykelidir. Bu heykel, kral Mausolos ve Artemisia’nın birlikte gösterildiği bir sahneyi canlandırmaktadır.
Mozole, zamanla depremler ve diğer doğal afetler nedeniyle büyük ölçüde tahrip olmuştur. Ancak kalıntıları günümüzde Bodrum Müzesi’nde sergilenmektedir. Ayrıca, Britanya Müzesi’nde de mozoleye ait bazı parçalar görülebilir.
Halikarnas Mozolesi, antik dönemdeki mühendislik ve sanatın bir sembolü olarak, günümüzde bile hayranlık uyandırmaya devam etmektedir. Bodrum’u ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken tarihi ve kültürel miraslar arasında yer alır.
Ölüdeniz
Muğla iline bağlı Fethiye ilçesinde bulunan, Türkiye’nin en ünlü ve en güzel tatil beldelerinden biridir. Turkuaz renkli denizi, bembeyaz kumsalı ve muhteşem doğasıyla her yıl yerli ve yabancı binlerce turisti ağırlar.
Ölüdeniz, adını durgun ve sakin sularından almıştır. Deniz genellikle dalgasızdır ve bu nedenle yüzme için oldukça güvenlidir. Mavi Bayrak ödüllü plajı, temizliği ve doğal güzellikleriyle dikkat çeker. Ayrıca, Ölüdeniz Lagünü, benzersiz manzarası ve su sporlarına olanak tanıyan yapısıyla popülerdir.
Belde, aynı zamanda yamaç paraşütü meraklılarının da gözde mekanlarından biridir. Babadağ’dan yapılan yamaç paraşütü uçuşları, ziyaretçilere eşsiz bir adrenalin deneyimi sunar. Yüksekten bakıldığında, Ölüdeniz ve çevresindeki doğa harikalarını görmek mümkündür.
Ölüdeniz, ayrıca Likya Yolu’nun başlangıç noktalarından biridir. Bu tarihi yol, antik Likya uygarlığının izlerini taşıyan patikalar boyunca uzanır ve doğa yürüyüşü severler için ideal bir rotadır.
Konaklama seçenekleri de oldukça çeşitlidir. Lüks otellerden butik pansiyonlara, her bütçeye uygun konaklama imkanları mevcuttur. Bölgedeki restoranlar, Türk mutfağının lezzetli yemeklerini sunar ve sahil boyunca keyifli akşam yemekleri yemeyi mümkün kılar.
Özetle, Ölüdeniz muhteşem doğası, keyifli aktiviteleri ve huzurlu atmosferiyle unutulmaz bir tatil deneyimi sunar. Bu nedenle, tatil planları yapan herkesin mutlaka görmesi gereken yerlerden biridir.
İztuzu Plajı
Türkiye’nin Muğla iline bağlı Ortaca ilçesinde, Dalyan beldesi sınırları içinde yer alan bir doğa harikasıdır. Ege Denizi’nin berrak sularına bakan bu plaj, yaklaşık 4,5 kilometre uzunluğundadır ve incecik altın rengi kumlarıyla ünlüdür.
İztuzu Plajı, sadece doğal güzellikleri ile değil, aynı zamanda Caretta caretta deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanı olmasıyla da dikkat çeker. Bu yüzden plaj, hem yerli hem de yabancı turistler için büyük bir cazibe merkezidir. Kaplumbağaların zarar görmemesi için plajın belli saatlerde kapatılması ve belirli alanların korunması gibi önlemler alınmaktadır.
Plajın bir ucunda Dalyan Çayı’nın denizle buluştuğu bir delta bulunmaktadır. Bu durum, plajı tatlı su ve tuzlu su arasında benzersiz bir geçiş noktası hâline getirir. İztuzu Plajı’na Dalyan’dan teknelerle veya karayolu ile ulaşmak mümkündür. Tekne turları sırasında misafirler, Dalyan Nehri’nin etrafındaki tarihi kaya mezarlarını ve Kaunos Antik Kenti’ni de görme fırsatı bulurlar.
Doğa severler için İztuzu Plajı, sadece deniz ve güneşin tadını çıkarmakla kalmayıp, aynı zamanda doğa yürüyüşleri ve kuş gözlemciliği gibi aktiviteler için de ideal bir yerdir. Plajın çevresindeki koruma alanları, zengin bitki örtüsü ve çeşitli kuş türlerine ev sahipliği yapar.
Sonuç olarak, İztuzu Plajı, doğal güzellikleri, tarihi ve biyolojik zenginlikleri ile Türkiye’nin saklı cennetlerinden biridir. Hem doğa tutkunları hem de tarih meraklıları için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.
İçmeler Halk Plajı
Muğla’nın popüler tatil beldelerinden biri olan Marmaris’te yer alır ve bölgenin en gözde plajlarından biridir. İçmeler, doğal güzellikleri, temiz denizi ve huzurlu atmosferi ile tatilcilerin sıkça tercih ettiği bir destinasyondur.
Plaj, adını aldığı İçmeler beldesinin merkezinde bulunur ve kolay ulaşılabilir bir konumdadır. Uzun ve geniş kumsalı, sakin denizi ve çevresindeki yemyeşil doğa ile hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeker. Plajda güneşlenmek, yüzmek, su sporları yapmak ve sahil boyunca yürüyüşler yapmak mümkündür.
İçmeler Halk Plajı’nda çeşitli olanaklar da mevcuttur. Şezlong ve şemsiye kiralama hizmetleri bulunur ve sahil boyunca birçok kafe ve restoran hizmet verir. Bu mekanlarda hem yerel hem de uluslararası mutfaklardan lezzetler deneyimleyebilirsiniz. Ayrıca, plaj çevresinde konaklama seçenekleri de oldukça fazladır; otellerden pansiyonlara kadar çeşitli bütçelere hitap eden tesisler mevcuttur.
Plajın en dikkat çekici özelliklerinden biri de temizliği ve düzenidir. Hem deniz suyu hem de sahil kısmı düzenli olarak temizlenir ve bu durum, ziyaretçilerin rahat ve keyifli bir tatil geçirmesini sağlar.
İçmeler Halk Plajı, sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde ziyaret edilebilecek bir yerdir. Özellikle doğa ile iç içe, sakin ve huzurlu bir tatil arayanlar için ideal bir seçimdir. Marmaris’in merkezine olan yakınlığı sayesinde, plajdan sıkıldığınızda kısa bir yolculukla Marmaris’in diğer güzelliklerini keşfetme şansına da sahip olabilirsiniz.
Sonuç olarak, İçmeler Halk Plajı, doğal güzellikleri, temiz denizi ve sunduğu olanaklar ile Muğla’nın en güzel plajlarından biridir ve unutulmaz bir tatil deneyimi sunar.
Bodrum
Türkiye’nin Muğla iline bağlı, Ege Denizi kıyısında yer alan popüler bir tatil beldesidir. Tarihi ve doğal güzellikleri, mavi bayraklı plajları ve canlı gece hayatıyla ünlüdür. Antik dönemde Halikarnassos adıyla bilinen Bodrum, aynı zamanda ünlü tarihçi Herodot’un doğum yeridir.
Bodrum Kalesi, kentin en dikkat çekici yapılarından biridir ve 15. yüzyılda St. Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilmiştir. Kale içinde yer alan Sualtı Arkeoloji Müzesi, denizcilik tarihine ilgi duyanlar için görülmeye değer bir yerdir.
Bodrum ayrıca yat turizmi ile de ünlüdür. Bodrum Limanı ve çevresindeki koylar, mavi yolculuk olarak bilinen tekne turlarının başlangıç noktasıdır. Göltürkbükü, Gümüşlük ve Turgutreis gibi çevre beldeler, sakin ve huzurlu tatil arayışında olanlar için idealdir.
Bodrum’un gece hayatı da oldukça renklidir. Barlar Sokağı olarak bilinen bölge, birçok bar, gece kulübü ve restoranla doludur. Ayrıca, Bodrum’da yaz boyunca çeşitli müzik festivalleri ve etkinlikler düzenlenir.
Sonuç olarak, Bodrum, tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve canlı atmosferi ile her yaştan ve zevkten ziyaretçiye hitap eden bir destinasyondur. Tatil planı yaparken Bodrum’u listenize eklemeyi unutmayın!
Fethiye
Türkiye’nin güneybatısında, Muğla iline bağlı bir ilçedir ve Akdeniz kıyısında yer alır. Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve turistik cazibesi ile tanınan Fethiye, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti kendine çeker. İşte Fethiye hakkında daha fazla bilgi:
Tarihi ve Kültürel Miras
Fethiye’nin tarihi, Likya Uygarlığı’na kadar uzanır. Antik çağda “Telmessos” olarak bilinen bu şehir, Likya’nın önemli şehirlerinden biriydi. Şehirde yer alan Amintas Kaya Mezarları, Likya dönemine ait en dikkat çekici kalıntılardandır. Ayrıca Fethiye Kalesi ve Telmessos Antik Tiyatrosu da ziyaret edilebilecek diğer tarihi yerler arasındadır.
Doğal Güzellikler
Fethiye, doğa severler için bir cennettir. Ölüdeniz, dünyanın en ünlü plajlarından biri olup, turkuaz rengi denizi ve yumuşak kumları ile büyüleyicidir. Babadağ’dan yapılan yamaç paraşütü ise adrenalin tutkunlarının vazgeçilmez aktivitelerinden biridir. Saklıkent Kanyonu, doğa yürüyüşleri ve serinlemek için ideal bir mekandır. Ayrıca, Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu gibi doğal güzellikler de ziyaretçilerin ilgisini çeken yerler arasındadır.
Turistik Aktiviteler
Fethiye, çeşitli turistik aktiviteler sunar. Tekne turları, özellikle 12 Adalar Turu, popülerdir ve ziyaretçilere eşsiz koyları ve adaları keşfetme fırsatı sunar. Dalaman Çayı’nda rafting yapabilir veya Kayaköy gibi terkedilmiş köyleri gezebilirsiniz. Çalış Plajı, güneşlenmek ve dinlenmek için ideal bir yerdir.
Yerel Lezzetler
Fethiye’nin mutfağı, Akdeniz ve Ege mutfaklarının lezzetli bir birleşimidir. Deniz ürünleri, taze sebzeler ve zeytinyağlı yemekler ön plandadır. Özellikle deniz mahsulleri ile yapılan mezeler ve balık yemekleri, ziyaretçilerin beğenisini kazanır. Ayrıca, yerel pazarları gezerek taze meyve ve sebzelerin tadına bakabilirsiniz.
Konaklama ve Ulaşım
Fethiye’de her bütçeye uygun konaklama seçenekleri bulunur. Lüks otellerden butik otellere, pansiyonlardan kamp alanlarına kadar geniş bir yelpaze mevcuttur. Ulaşım açısından ise Fethiye, Dalaman Havalimanı’na yaklaşık 50 kilometre uzaklıktadır ve buradan Fethiye’ye otobüs veya taksi ile kolayca ulaşabilirsiniz.
Fethiye, doğası, tarihi ve sunduğu çeşitli aktiviteler ile unutulmaz bir tatil deneyimi sunar. Eğer Türkiye’de keşfedilecek bir yer arıyorsanız, Fethiye kesinlikle listenizde olmalı.
Marmaris
Türkiye’nin güneybatısında, Muğla iline bağlı bir tatil beldesidir. Ege ve Akdeniz’in kesiştiği noktada yer alan bu güzel şehir, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve canlı gece hayatı ile tanınır. Marmaris, özellikle yaz aylarında turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir yerdir.
Marmaris’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, uzun ve güzel plajlarıdır. İçmeler ve Turunç gibi popüler plajları, temiz denizi ve çeşitli su sporları imkanları ile bilinir. Ayrıca, Marmaris Kalesi ve Müzesi, şehrin tarihi hakkında bilgi edinmek isteyenler için önemli bir durak noktasıdır. Kale, İyonlar dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir ve günümüzde Marmaris’in panoramik manzarasını sunar.
Doğa severler için Marmaris, muhteşem yürüyüş ve bisiklet parkurları ile de cazip bir destinasyondur. Milli parkları ve ormanları, doğa yürüyüşleri ve piknikler için ideal alanlar sunar. Ayrıca, Marmaris’te düzenlenen tekne turları, çevredeki koyları ve adaları keşfetmek için harika bir yol sağlar. Kleopatra Adası ve Dalyan, bu turların popüler duraklarından sadece birkaçıdır.
Marmaris, ayrıca canlı gece hayatı ile de ünlüdür. Barlar Sokağı olarak bilinen bölge, çok sayıda bar, gece kulübü ve restoran ile doludur. Burada, her zevke hitap eden mekanlar bulmak mümkündür. Akşamları sahil boyunca yürüyüş yapmak ve denize nazır restoranlarda yemek yemek de oldukça keyiflidir.
Sonuç olarak, Marmaris, hem dinlenmek hem de eğlenmek isteyenler için mükemmel bir tatil destinasyonudur. Hem doğal güzellikleri hem de tarihi ve kültürel zenginlikleri ile ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. Marmaris’e yapacağınız bir gezi, size Türkiye’nin sunduğu en güzel tatil deneyimlerinden birini yaşatacaktır.
Köyceğiz
Türkiye’nin güneybatısında Muğla iline bağlı bir ilçedir. Ege Bölgesi’nin güneyinde, Akdeniz kıyısına yakın bir konumda yer alan bu şirin ilçe, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleri ile bilinir.
Doğal Güzellikler
Köyceğiz Gölü, ilçenin en dikkat çekici doğal özelliklerinden biridir. Göl, çevresindeki dağlar ve ormanlarla birlikte muhteşem bir manzara sunar. Gölün çevresinde yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilir veya tekne turlarına katılabilirsiniz. Ayrıca, Dalyan Kanalı üzerinden Akdeniz’e açılan güzergah, hem tarihi hem de doğal güzellikleri keşfetmek için eşsiz bir fırsat sunar.
Termal Sular ve Kaplıcalar
Köyceğiz’in bir diğer önemli çekim merkezi ise termal sularıdır. Sultaniye Kaplıcaları, şifalı suları ile ünlüdür ve birçok ziyaretçi burada hem dinlenmek hem de sağlık bulmak için gelir. Kaplıcalar, romatizmal hastalıklar ve cilt rahatsızlıkları gibi çeşitli sağlık sorunlarına iyi geldiği düşünülen mineralli sularıyla bilinir.
Tarihi Zenginlikler
Köyceğiz ve çevresi, binlerce yıl öncesine dayanan bir tarihe sahiptir. Antik Kaunos kenti, bölgenin en önemli tarihi kalıntılarından biridir. Kaunos, antik çağda önemli bir ticaret ve liman kenti olarak bilinir. Burada kaya mezarları, antik tiyatro ve şehir surları gibi birçok tarihi yapı bulunmaktadır.
Kültürel Etkinlikler ve Festivaller
Köyceğiz, yıl boyunca çeşitli kültürel etkinliklere ve festivallere ev sahipliği yapar. Özellikle yaz aylarında düzenlenen festivaller, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeker. Yerel halkın geleneksel el sanatlarını ve mutfağını tanıtan etkinlikler de oldukça popülerdir.
Tarım ve Yerel Ürünler
İlçe, tarım açısından da oldukça verimlidir. Özellikle narenciye bahçeleri, zeytinlikler ve nar bahçeleri ile ünlüdür. Köyceğiz’de üretilen bal, zeytinyağı ve narenciye ürünleri, hem yerel halk hem de turistler tarafından beğeniyle tüketilir.
Kısacası, Köyceğiz hem doğal güzellikleri hem de tarihi ve kültürel zenginlikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir cennettir. Türkiye’nin bu güzel köşesini ziyaret ettiğinizde, huzur dolu bir tatil geçireceğinizden emin olabilirsiniz.
Milas
Türkiye’nin Ege Bölgesi’nde yer alan Muğla iline bağlı bir ilçedir. Milas, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile bilinir ve antik dönemlerden bu yana önemli bir yerleşim yeri olmuştur.
Milas’ın tarihine bakıldığında, bölgenin antik çağlarda Karia uygarlığına ev sahipliği yaptığı görülür. Bu dönemde Milas, Karia’nın başkenti olarak önemli bir rol oynamıştır. Milas’ta yer alan birçok antik kalıntı, bölgenin zengin tarihini gözler önüne serer. Özellikle Gümüşkesen Anıtı, Baltalı Kapı ve Beçin Kalesi, Milas’ın tarihi mirasının önemli örneklerindendir.
Milas aynı zamanda doğal güzellikleri ile de dikkat çeker. İlçenin çevresindeki zeytinlikler, çam ormanları ve berrak denizi, doğa severler için cazip bir ortam sunar. Milas’ın kıyı kesiminde yer alan Güllük Körfezi, sakin ve huzurlu bir tatil arayanlar için ideal bir destinasyondur.
Milas’ın ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanır. Özellikle zeytin ve zeytinyağı üretimi, ilçenin önemli geçim kaynaklarından biridir. Milas zeytini ve zeytinyağı, kaliteli ve lezzetli ürünler olarak bilinir ve Türkiye’nin dört bir yanına ve yurtdışına ihraç edilir.
Milas ayrıca önemli bir kültürel mirasa sahiptir. Geleneksel el sanatları, özellikle halı dokumacılığı, ilçede hala yaşatılmaktadır. Milas halıları, kendine özgü desenleri ve renkleri ile tanınır ve değerli birer el emeği ürünü olarak kabul edilir.
Sonuç olarak, Milas, zengin tarihi, doğal güzellikleri ve kültürel mirası ile Türkiye’nin önemli ve özel ilçelerinden biridir. Tarih ve doğa ile iç içe bir tatil deneyimi yaşamak isteyenler için Milas, keşfedilmeyi bekleyen bir cennet gibidir.
Datça
Türkiye’nin güneybatısında, Muğla iline bağlı bir yarımadadır. Ege Denizi ile Akdeniz’in kesiştiği noktada yer alan Datça, doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve sakin atmosferiyle bilinir. Datça Yarımadası, özellikle temiz denizi, bakir koyları ve zengin flora ve faunasıyla dikkat çeker.
Datça’nın tarihi M.Ö. 2000’lere kadar uzanır. Antik dönemde Knidos olarak bilinen kent, önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi. Knidos Antik Kenti’nde bulunan Apollon Tapınağı ve antik tiyatro, ziyaretçilerin ilgisini çeken önemli tarihi kalıntılardır.
Datça’nın iklimi tipik Akdeniz iklimidir; yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılıman ve yağışlı geçer. Bu iklim, zeytin, badem ve narenciye gibi tarım ürünlerinin yetişmesine olanak tanır. Özellikle Datça bademi, lezzeti ve kalitesiyle ünlüdür.
Datça’nın doğal güzellikleri arasında Palamutbükü, Ovabükü ve Hayıtbükü gibi popüler plajlar bulunur. Aynı zamanda, doğa yürüyüşleri ve bisiklet turları için uygun olan Datça Yarımadası, doğaseverler için ideal bir destinasyondur.
Sonuç olarak, Datça, tarihi ve doğal güzellikleriyle hem yerli hem de yabancı turistler için cazip bir tatil beldesidir. Sakinliği, temiz havası ve doğal güzellikleriyle stresten uzak bir tatil geçirmek isteyenler için mükemmel bir tercihtir.
Gaziantep
Gaziantep, Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehirdir. İşte Gaziantep’te gezilecek bazı önemli yerler:
1. Zeugma Mozaik Müzesi:
Gaziantep’in en bilinen turistik noktalarından biri olan bu müze, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biridir. Zeugma antik kentinden çıkarılan muhteşem mozaikler burada sergilenmektedir.
2. Gaziantep Kalesi:
Şehrin merkezinde bulunan bu tarihi kale, Roma döneminden kalma olup, Gaziantep’in tarihi dokusunu gözler önüne sermektedir. Kaleyi gezdikten sonra şehrin manzarasını izleyebilirsiniz.
3. Bakırcılar Çarşısı:
Geleneksel el sanatlarının sergilendiği bu çarşıda, bakır işçiliğinin en güzel örneklerini görebilirsiniz. Ayrıca burada alışveriş yaparak sevdiklerinize hediyelik eşyalar alabilirsiniz.
4. Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi (GASMEK):
Gaziantep’in ünlü mutfağını daha yakından tanımak isteyenler için ideal bir durak. Burada yemek atölyelerine katılabilir ve Gaziantep’in yöresel lezzetlerini deneyimleyebilirsiniz.
5. Emine Göğüş Mutfak Müzesi:
Türkiye’nin ilk mutfak müzesi olan bu mekanda, Gaziantep mutfağının tarihini ve geleneksel yemeklerin yapımını öğrenebilirsiniz.
6. Rumkale:
Fırat Nehri kıyısında yer alan bu tarihi kale, muhteşem manzarası ve tarihi dokusuyla ziyaretçilerini büyülemektedir. Tekne turları ile Rumkale’yi keşfetmek mümkündür.
7. Dülük Antik Kenti:
Gaziantep’in en eski yerleşim yerlerinden biri olan Dülük, tarih öncesi dönemlerden kalma izler taşımaktadır. Burada tarihi kalıntılar ve mağaraları keşfedebilirsiniz.
8. Hayvanat Bahçesi ve Botanik Bahçe:
Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçelerinden biri olan bu mekanda, birçok hayvan türünü görebilir ve botanik bahçede doğanın tadını çıkarabilirsiniz.
9. Yesemek Açık Hava Müzesi:
Tarihi Hitit dönemine kadar uzanan bu açık hava müzesi, antik taş ocağı ve heykel atölyesi kalıntılarıyla ziyaretçilerini geçmişe götürmektedir.
10. Gaziantep Arkeoloji Müzesi:
Bölgedeki arkeolojik kazılardan çıkarılan eserlerin sergilendiği bu müze, tarih meraklıları için görülmeye değer bir yerdir.
Gaziantep, tarih ve kültür meraklıları için adeta bir açık hava müzesi niteliğinde. Bu güzel şehirde geçirdiğiniz zaman boyunca, zengin kültürel mirası ve lezzetli yemekleriyle unutulmaz anılar biriktirebilirsiniz.
Nevşehir
Nevşehir, Türkiye’nin Kapadokya bölgesinde bulunan tarihi ve doğal güzelliklerle dolu bir şehirdir. İşte Nevşehir’de gezilecek bazı yerler:
1. Göreme Açık Hava Müzesi
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göreme Açık Hava Müzesi, Kapadokya’nın en önemli turistik yerlerinden biridir. Burada, Bizans dönemine ait kaya kiliseleri ve manastırlar bulunmaktadır.
2. Uçhisar Kalesi
Kapadokya’nın en yüksek noktalarından biri olan Uçhisar Kalesi, bölgeye hakim bir manzaraya sahiptir. Kale, oyulmuş mağaralar ve tünellerle doludur.
3. Paşabağ Rahipler Vadisi
Bu vadi, sıra dışı peri bacaları ve tarihi kiliseleriyle ünlüdür. Hem doğa yürüyüşü yapmak hem de tarihi keşfetmek için mükemmel bir yerdir.
4. Derinkuyu Yeraltı Şehri
Nevşehir’in en büyük yeraltı şehirlerinden biri olan Derinkuyu, çok katlı yapısıyla dikkat çeker. Bu yeraltı şehri, eski zamanlarda insanlar için güvenli bir sığınak işlevi görmüştür.
5. Avanos
Kızılırmak Nehri’nin kenarında yer alan Avanos, çömlekçilik ve seramik yapımıyla ünlüdür. Burada, geleneksel yöntemlerle yapılan çömlekleri görüp, kendiniz de deneme şansına sahip olabilirsiniz.
6. Ihlara Vadisi
Yaklaşık 14 kilometre uzunluğundaki Ihlara Vadisi, yürüyüş parkurları ve tarihi kiliseleriyle doğa severler için çekici bir mekandır. Vadide, Melendiz Çayı boyunca yürüyüş yapabilirsiniz.
7. Ürgüp
Kapadokya’nın en popüler turistik merkezlerinden biri olan Ürgüp, tarihi konakları, şarap mahzenleri ve peri bacalarıyla ünlüdür. Ayrıca, burada bulunan birçok otel ve restoran, ziyaretçilere konforlu bir konaklama imkanı sunar.
8. Zelve Vadisi
Bir zamanlar önemli bir yerleşim yeri olan Zelve Vadisi, günümüzde terk edilmiş durumdadır. Ancak, tarihi ve doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini büyülemeye devam eder.
9. Çavuşin Köyü
Bu köy, tarihi kaya kiliseleri ve eski yerleşim yerleri ile ünlüdür. Ayrıca, köydeki yüksek noktalardan Kapadokya’nın muhteşem manzaralarını izleyebilirsiniz.
10. Kapadokya Balon Turları
Kapadokya’ya gelip de balon turu yapmamak olmaz. Gün doğumunda yapılan balon turları, bölgenin eşsiz manzaralarını kuşbakışı görmek için harika bir fırsattır.
Nevşehir ve çevresinde keşfedilecek daha pek çok güzellik bulunmakta. Her biri, ziyaretçilerine hem tarihle hem de doğayla iç içe unutulmaz anılar sunmaktadır.
Edirne
Edirne, Türkiye’nin kuzeybatısında yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehirdir. Edirne’de gezilecek birçok önemli yer bulunur. İşte Edirne’de gezip görebileceğiniz başlıca yerler:
1. Selimiye Camii:
Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak kabul edilen Selimiye Camii, Edirne’nin en önemli simgelerinden biridir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu cami, muhteşem mimarisi ve iç dekorasyonuyla ziyaretçilerini büyüler.
2. Edirne Sarayı:
Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen Edirne Sarayı, tarihi dokusu ve büyüleyici mimarisiyle dikkat çeker. Sarayın içinde yer alan Adalet Kasrı, Cihannüma Kasrı ve Kum Kasrı gibi yapılar görülmeye değerdir.
3. Üç Şerefeli Camii:
15. yüzyılda inşa edilen bu cami, mimarisiyle dikkat çeker. Üç minaresi ve her bir minarenin farklı şerefeleriyle benzersiz bir yapı olan Üç Şerefeli Camii, Edirne’nin önemli dini yapılarından biridir.
4. Eski Camii (Ulu Camii):
15. yüzyılda inşa edilen Eski Camii, Edirne’nin en eski camilerinden biridir. İç mekanındaki büyük hat sanatı örnekleriyle ünlüdür.
5. Meriç Köprüsü:
Meriç Nehri üzerinde yer alan bu tarihi köprü, Osmanlı dönemine ait önemli bir yapıdır. Gün batımında köprüden manzara izlemek oldukça keyiflidir.
6. Karaağaç ve Lozan Anıtı:
Lozan Anıtı ve Lozan Müzesi, Edirne’deki Karaağaç semtinde bulunur. Burada, Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının anısına yapılmış anıtı ve müzeyi ziyaret edebilirsiniz.
7. Edirne Büyük Sinagogu:
Avrupa’nın en büyük ikinci sinagogu olan Edirne Büyük Sinagogu, 1907 yılında inşa edilmiştir ve 2015 yılında restore edilerek yeniden açılmıştır. Hem mimarisi hem de tarihi önemiyle ziyaret edilmeye değer bir yapıdır.
8. Sultan II. Bayezid Külliyesi ve Sağlık Müzesi:
1488 yılında Sultan II. Bayezid tarafından yaptırılan bu külliye, bir cami, medrese, imaret ve darüşşifa (hastane) kompleksinden oluşur. Günümüzde Sağlık Müzesi olarak hizmet veren darüşşifa, Osmanlı döneminde akıl ve ruh sağlığı tedavisinde kullanılan yöntemleri sergiler.
9. Ali Paşa Çarşısı:
16. yüzyılda inşa edilen bu tarihi çarşı, Kapalıçarşı benzeri yapısıyla dikkat çeker. Hediyelik eşyalar, yerel ürünler ve el yapımı ürünler bulabileceğiniz bu çarşıyı gezmek oldukça keyiflidir.
Edirne, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. Bu güzellikleri keşfetmek için Edirne’yi mutlaka gezip görmelisiniz.
Trabzon
Trabzon, Karadeniz Bölgesi’nin incisi olarak bilinir ve zengin tarihi, doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri ile ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. İşte Trabzon’da gezilecek yerlerin bir listesi:
1. Sümela Manastırı:
Maçka ilçesinde bulunan bu tarihi manastır, sarp bir kayalığın üzerine kurulmuştur. Doğa ile iç içe olan manastır, muhteşem freskleri ve manzarasıyla dikkat çeker.
2. Uzungöl:
Çaykara ilçesindeki bu doğa harikası, etrafını saran yemyeşil dağlar ve ormanlarla ünlüdür. Gölde yürüyüş yapabilir, bisiklet kiralayıp çevresini keşfedebilir veya göl kenarındaki restoranlarda yöresel lezzetlerin tadına bakabilirsiniz.
3. Atatürk Köşkü:
Atatürk’ün Trabzon ziyaretlerinde konakladığı bu köşk, çam ormanları içinde yer alır. Köşkün içindeki müze, Atatürk’ün eşyaları ve döneme ait objelerle doludur.
4. Ayasofya Müzesi:
Bizans döneminden kalma bu kilise, daha sonra camiye çevrilmiş ve günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. İçerisindeki freskler ve mozaikler oldukça etkileyicidir.
5. Boztepe:
Şehrin manzarasını en güzel şekilde görebileceğiniz bu tepe, özellikle gün batımında muhteşem fotoğraflar çekmek için idealdir. Ayrıca burada çay bahçelerinde oturup Trabzon’a kuşbakışı bakabilirsiniz.
6. Vazelon Manastırı:
Maçka yakınlarında yer alan bir diğer önemli manastırdır. Tarihi ve doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini büyüler.
7. Çal Mağarası:
Dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak bilinir. Mağaranın içindeki yürüyüş parkuru ve oluşumlar oldukça ilginçtir.
8. Trabzon Kalesi:
Şehrin merkezinde yer alan bu kale, Bizans dönemine ait kalıntılarıyla dikkat çeker. Kale surlarından şehrin panoramik manzarasını izleyebilirsiniz.
9. Ortahisar:
Trabzon’un tarihi mahallesi olan Ortahisar, dar sokakları, tarihi evleri ve kemerli köprüleri ile oldukça etkileyicidir. Ayrıca burada yer alan Ortahisar Camii de görülmeye değerdir.
10. Trabzon Müzesi:
Zengin arkeolojik ve etnografik koleksiyonuyla Trabzon’un tarihini ve kültürünü yakından tanımak için ideal bir yerdir.
Trabzon’un bu güzelliklerini keşfederken, yöresel lezzetleri tatmayı da unutmayın. Karadeniz mutfağının eşsiz tatları, gezinizi daha da keyifli hale getirecektir.
Şanlıurfa
Şanlıurfa, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehirdir. İşte Şanlıurfa’da gezip görebileceğiniz bazı önemli yerler:
1. Balıklıgöl:
Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı yer olarak bilinen Balıklıgöl, inanç turizmi açısından büyük önem taşır. Burada kutsal balıkları besleyebilir ve gölün etrafında yürüyüş yapabilirsiniz.
2. Göbeklitepe:
Dünyanın bilinen en eski tapınağı olan Göbeklitepe, insanlık tarihine ışık tutan arkeolojik bir alan. Burada, 12.000 yıl öncesine ait taş yapılar ve kabartmalar görebilirsiniz.
3. Şanlıurfa Kalesi:
Şehrin manzarasını kuşbakışı izleyebileceğiniz bu kale, M.Ö. 2000’li yıllara dayanan bir geçmişe sahip. Kaleye çıkarak muhteşem şehir manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.
4. Hz. İbrahim Mağarası:
Peygamber Hz. İbrahim’in doğduğuna inanılan bu mağara, özellikle dini turizm için önemli bir merkezdir. Mağaranın yanında bir de cami bulunmaktadır.
5. Arkeoloji ve Mozaik Müzesi:
Şanlıurfa’nın zengin tarihini ve kültürel mirasını sergileyen bu müze, bölgedeki arkeolojik kazılardan çıkarılan eserleri görebileceğiniz önemli bir yerdir.
6. Harran:
Konik kubbeli evleriyle ünlü olan Harran, tarihi İslam Üniversitesi kalıntılarına ev sahipliği yapar. Burada ayrıca, antik Harran şehrinin kalıntılarını keşfedebilirsiniz.
7. Halfeti:
Fırat Nehri’nin kıyısında yer alan bu şirin kasaba, sular altında kalan eski köyleri ve doğal güzellikleriyle ünlüdür. Tekne turları yaparak Halfeti’nin eşsiz manzaralarının tadını çıkarabilirsiniz.
8. Gümrük Hanı:
Osmanlı döneminde inşa edilmiş olan bu han, bugün çeşitli el sanatları ve yöresel ürünlerin satıldığı bir pazar yeri olarak hizmet veriyor.
9. Rizvaniye Camii:
Balıklıgöl’ün hemen yanında yer alan bu tarihi cami, Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biridir.
10. Şanlıurfa Çarşısı:
Yöresel ürünler, baharatlar, el yapımı eşyalar ve daha birçok şey bulabileceğiniz bu çarşı, şehrin kültürel dokusunu yakından tanımanız için ideal bir yerdir.
Şanlıurfa, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ziyaretçilerine benzersiz deneyimler sunan bir şehir. Planladığınız gezi rotasına bu yerleri mutlaka eklemelisiniz.
Hatay
Hatay, Türkiye’nin güneyinde yer alan ve tarihi, kültürel zenginlikleri ile öne çıkan bir şehirdir. İşte Hatay’da gezip görebileceğiniz bazı önemli yerler:
1. Antakya Arkeoloji Müzesi
Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olan Antakya Arkeoloji Müzesi, zengin koleksiyonlarıyla tarihe meraklı ziyaretçileri cezbeder. Roma ve Bizans dönemlerine ait mozaikler, heykeller ve antik eserler burada sergilenmektedir.
2. Saint Pierre Kilisesi
Hristiyanlık tarihinin önemli mekanlarından biri olan Saint Pierre Kilisesi, dağın içine oyulmuş bir mağara kilisedir. Yaklaşık 13 metre derinliğinde olan bu kilise, Hristiyanlığın ilk kiliselerinden biri olarak kabul edilmektedir.
3. Habib-i Neccar Camii
Anadolu’nun ilk camisi olarak bilinen Habib-i Neccar Camii, hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar için önemli bir ibadet mekanıdır. Caminin tarihi 7. yüzyıla kadar uzanır.
4. Titus Tüneli
Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu tünel, sel sularını kontrol altına almak için yapılmıştır. Mühendislik harikası olan Titus Tüneli, doğa yürüyüşlerini sevenler için ideal bir destinasyondur.
5. Harbiye Şelaleleri
Doğal güzellikleri ile ünlü Harbiye Şelaleleri, serinlemek ve doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için mükemmel bir yerdir. Şelalelerin bulunduğu alan, aynı zamanda piknik yapmak ve yürüyüş yapmak için de uygundur.
6. Antakya Uzun Çarşı
Antakya’nın tarihi merkezinde yer alan Uzun Çarşı, geleneksel el sanatları, baharatlar ve yöresel lezzetler bulabileceğiniz bir alışveriş cennetidir. Çarşının dar sokaklarında dolaşırken, şehrin otantik atmosferini hissedebilirsiniz.
7. Vakıflı Köyü
Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı Köyü, Samandağ ilçesinde bulunur. Burada organik tarım ürünleri ve el yapımı şaraplar bulabilirsiniz. Ayrıca köyün sıcak ve misafirperver insanlarıyla tanışma fırsatı da yakalayabilirsiniz.
8. Beşikli Mağara
Seleucia Pieria Antik Kenti sınırları içerisinde yer alan Beşikli Mağara, kaya mezarları ve tarihi kalıntıları ile ünlüdür. Tarihi bir yolculuğa çıkmak isteyenler için görülmeye değer bir mekandır.
Hatay, tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve lezzetli mutfağı ile ziyaretçilerine unutulmaz deneyimler sunar. Bu şehirde gezerken her köşesinde farklı bir hikaye ve güzellik bulabilirsiniz.
Konya
Konya, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehirdir. İşte Konya’da gezilecek bazı önemli yerler:
1. Mevlana Müzesi:
Mevlana Celaleddin Rumi’nin türbesinin bulunduğu bu müze, Konya’nın en önemli turistik yerlerinden biridir. Mevlana’nın yaşamı ve öğretileri hakkında bilgi edinebilir, huzurlu atmosferinde zaman geçirebilirsiniz.
2. Alaeddin Tepesi ve Alaeddin Camii:
Şehrin merkezinde yer alan bu tepe, tarihi bir alan olup, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan Alaeddin Camii’ne ev sahipliği yapar. Ayrıca tepeden şehrin güzel manzarasını izleyebilirsiniz.
3. Karatay Medresesi:
Selçuklu dönemine ait bu medrese, günümüzde çini eserlerin sergilendiği bir müze olarak kullanılıyor. Selçuklu çini sanatının en güzel örneklerini burada görebilirsiniz.
4. İnce Minareli Medrese:
13. yüzyılda inşa edilen bu yapı, Selçuklu dönemi taş işçiliğinin güzel örneklerinden biridir. Günümüzde taş ve ahşap eserlerin sergilendiği bir müze olarak hizmet veriyor.
5. Meram Bağları:
Konya’nın doğal güzelliklerinden biri olan Meram Bağları, piknik yapmak ve doğayla iç içe vakit geçirmek için ideal bir yerdir. Ayrıca tarihi Meram Köprüsü de burada yer alır.
6. Sille Köyü:
Konya’ya yaklaşık 8 kilometre mesafede bulunan bu tarihi köy, Bizans ve Osmanlı dönemine ait yapılarıyla ünlüdür. Aya Elenia Kilisesi ve eski taş evler görülmeye değerdir.
7. Tropikal Kelebek Bahçesi:
Türkiye’nin ilk tropikal kelebek bahçesi olan bu yer, farklı kelebek türlerini ve bitkileri görme fırsatı sunar. Özellikle çocuklu aileler için eğlenceli bir gezi noktasıdır.
8. Aziziye Camii:
Osmanlı dönemine ait bu cami, barok ve klasik Osmanlı mimarisinin birleşimi olan göz alıcı bir yapıdır. Şehrin merkezinde kolayca ziyaret edebilirsiniz.
9. Konya Bilim Merkezi:
Bilime ilgi duyanlar için harika bir yer olan bu merkez, interaktif sergiler ve bilimsel etkinliklerle ziyaretçilerine keyifli anlar yaşatır.
10. Konya Arkeoloji Müzesi:
Paleolitik çağdan Bizans dönemine kadar uzanan geniş bir tarih yelpazesine ait eserlerin sergilendiği bu müze, tarih meraklıları için ideal bir duraktır.
Bu yerler, Konya’nın zengin tarihini, kültürünü ve doğal güzelliklerini keşfetmek için harika seçenekler sunar. Şehri ziyaret ederken bu mekanları görmenizi tavsiye ederim.
Diyarbakır
Diyarbakır, tarihi dokusu ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehir olup, gezilecek pek çok harika mekana ev sahipliği yapmaktadır. İşte Diyarbakır’da mutlaka görmeniz gereken bazı yerler:
1. Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri:
Diyarbakır’ın en ikonik yapılarından biri olan Diyarbakır Surları, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır. Tarihi surların yanı sıra, Hevsel Bahçeleri’nin doğal güzelliklerini de keşfedebilirsiniz.
2. Hasan Paşa Hanı:
16. yüzyılda inşa edilmiş olan bu han, günümüzde kafeler ve çeşitli dükkanlarla dolu olup, hem tarihi atmosferi hem de lezzetli kahvaltıları ile ünlüdür.
3. Ulu Camii:
Anadolu’nun en eski camilerinden biri olan Ulu Camii, mimarisi ve tarihi ile büyüleyici bir yapıdır. İslam dünyasının önemli ibadet yerlerinden biri olduğu kabul edilir.
4. Dört Ayaklı Minare:
Şehrin sembollerinden biri olan bu yapı, tarihi ve mimari açıdan oldukça ilgi çekicidir. Dört ayak üzerinde duran bu minare, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çeker.
5. Ziya Gökalp Müzesi:
Türk düşünce tarihinin önemli isimlerinden Ziya Gökalp’in doğduğu ev, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Gökalp’in hayatı ve eserleri hakkında bilgi edinebilirsiniz.
6. Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi:
Ünlü Türk şairi Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğup büyüdüğü ev, günümüzde müze olarak ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Şairin kişisel eşyaları ve eserleri burada sergilenmektedir.
7. On Gözlü Köprü (Dicle Köprüsü):
Dicle Nehri üzerinde yer alan bu tarihi köprü, eşsiz manzarası ve tarihi dokusuyla ziyaretçilerine güzel bir deneyim sunar.
8. Diyarbakır Arkeoloji Müzesi:
Şehrin ve çevresinin zengin tarihini keşfetmek isteyenler için mükemmel bir yerdir. Müze, çeşitli dönemlere ait arkeolojik eserleri barındırmaktadır.
Diyarbakır, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir şehir. Bu listedeki yerleri ziyaret ederek, şehrin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Eskişehir
Eskişehir, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan, kültürel ve tarihi zenginlikleriyle bilinen bir şehirdir. Eskişehir’de gezilecek birçok güzel yer bulunmaktadır. İşte Eskişehir’de mutlaka görmeniz gereken bazı yerler:
1. Odunpazarı Evleri:
Eskişehir’in tarihi Odunpazarı semti, Osmanlı dönemine ait restore edilmiş evleriyle ünlüdür. Renkli ve göz alıcı bu evlerin arasında dolaşmak, tarih ve kültürle iç içe bir deneyim sunar.
2. Porsuk Çayı ve Adalar Bölgesi:
Şehrin tam ortasından geçen Porsuk Çayı, Eskişehir’e ayrı bir güzellik katmaktadır. Çay boyunca yürüyüş yapabilir, gondol veya bot turu yaparak şehri farklı bir açıdan keşfedebilirsiniz.
3. Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı:
Bu büyük park, hem çocuklar hem de yetişkinler için birçok aktivite sunar. Parkta Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Su Altı Dünyası ve Bilim Deney Merkezi gibi ilgi çekici yerler bulunmaktadır.
4. Kent Park:
Şehir merkezine yakın konumda olan Kentpark, yapay plajı ve geniş yeşil alanlarıyla dinlenmek ve piknik yapmak için ideal bir yerdir.
5. Eskişehir Balmumu Heykeller Müzesi:
Türkiye’nin ilk balmumu heykel müzesi olan bu müze, ünlü Türk ve dünya şahsiyetlerinin balmumundan yapılmış heykellerini sergilemektedir.
6. Çağdaş Cam Sanatları Müzesi:
Odunpazarı’nda yer alan bu müze, Türkiye’nin ilk ve tek çağdaş cam sanatları müzesidir. Müze, hem Türk hem de yabancı sanatçıların cam eserlerini sergilemektedir.
7. Eskişehir Lületaşı Müzesi:
Lületaşı, Eskişehir’e özgü bir taştır ve bu müzede lületaşından yapılmış çeşitli eserler ve objeler sergilenmektedir.
8. Eskişehir Arkeoloji Müzesi:
Bu müzede, Eskişehir ve çevresindeki arkeolojik kazılardan elde edilen eserler sergilenmektedir. Tarihe ilgi duyanlar için kaçırılmaması gereken bir yerdir.
9. Doktorlar Caddesi:
Eskişehir’in en hareketli ve popüler caddelerinden biri olan bu cadde, alışveriş yapmak, kafelerde oturmak ve şehir hayatını deneyimlemek için ideal bir mekandır.
Eskişehir, hem tarihi hem de modern yapılarıyla ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunar. Şehri keşfederken, eşsiz lezzetlerini de tatmayı unutmayın!
Rize
Rize, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nde yer alan büyüleyici bir şehirdir ve doğal güzellikleriyle ünlüdür. İşte Rize’de gezilecek bazı yerler:
1. Ayder Yaylası
Ayder Yaylası, Rize’nin en popüler turistik yerlerinden biridir. Yemyeşil ormanlar, sıcak su kaplıcaları ve büyüleyici manzaralar sunar. Özellikle doğa yürüyüşleri ve fotoğrafçılık için idealdir.
2. Zil Kalesi
Zil Kalesi, Fırtına Vadisi’nde yer alan tarihi bir kaledir. 14. yüzyılda inşa edilen kale, stratejik konumu ve muhteşem manzarasıyla dikkat çeker. Tarih meraklıları için mutlaka görülmesi gereken bir yerdir.
3. Kaçkar Dağları Milli Parkı
Bu milli park, doğa severler ve macera arayanlar için bir cennettir. Dağcılık, trekking ve kampçılık gibi aktiviteler için harika bir yerdir. Aynı zamanda birçok endemik bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapar.
4. Fırtına Deresi
Fırtına Deresi, rafting ve kano gibi su sporları yapmak isteyenler için ideal bir yerdir. Aynı zamanda derenin etrafındaki doğal güzellikler ve tarihi köprüler de görülmeye değerdir.
5. Rize Kalesi
Rize Kalesi, şehrin merkezinde yer alan tarihi bir yapıdır. Kale, Bizans dönemine ait olup, şehir manzarasını kuşbakışı izlemek için harika bir noktadır.
6. Palovit Şelalesi
Palovit Şelalesi, Rize’nin en yüksek debili şelalelerinden biridir. Gürül gürül akan suyu ve etrafındaki doğal güzellikleri ile huzur verici bir atmosfere sahiptir.
7. Anzer Yaylası
Anzer Yaylası, dünyaca ünlü Anzer balının üretildiği yerdir. Yayla, doğa yürüyüşleri ve bitki çeşitliliği ile dikkat çeker. Aynı zamanda yaylanın temiz havası ve muhteşem manzaraları da ziyaretçileri cezbeder.
8. Ovit Yaylası
Ovit Yaylası, Rize’nin en yüksek rakımlı yaylalarından biridir. Çeşitli yürüyüş rotaları ve kamp alanları bulunur. Aynı zamanda her yıl düzenlenen Ovit Yaylası Şenlikleri de oldukça popülerdir.
9. Pokut Yaylası
Pokut Yaylası, bulut denizinin üzerinde bir manzara sunar. Ahşap yayla evleri ve doğanın sessizliği içinde huzur bulabileceğiniz bir yerdir. Fotoğrafçılar için de eşsiz kareler yakalama fırsatı sunar.
10. Rize Botanik Bahçesi
Rize Botanik Bahçesi, çeşitli bitki türlerini görebileceğiniz ve huzurlu bir yürüyüş yapabileceğiniz bir alandır. Özellikle çay bitkisi bahçeleri ve çay içme alanları ile ünlüdür.
Rize, doğal güzellikleri ve tarihi mekanlarıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. Her bir köşesi keşfedilmeyi bekleyen harikalarla doludur.
Van
Van, Türkiye’nin doğusunda yer alan tarihi ve doğal güzellikleriyle meşhur bir şehirdir. İşte Van’da gezip görebileceğiniz bazı önemli yerler:
1. Van Gölü:
Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, muhteşem manzaraları ve sodalı suyuyla ünlüdür. Gölün etrafında yürüyüş yapabilir, teknelerle gölde gezinti yapabilirsiniz.
2. Akdamar Adası ve Kilisesi:
Van Gölü’ndeki Akdamar Adası, tarihi Akdamar Kilisesi ile ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kilise, Ermeni mimarisinin güzel örneklerinden biridir ve adanın doğal güzellikleriyle birleştiğinde benzersiz bir deneyim sunar.
3. Van Kalesi:
Urartu döneminden kalma bu tarihi kale, Van’ın merkezinde yer alır ve şehir manzarasını kuş bakışı görmek için harika bir yerdir. Kaleye tırmanarak hem tarihi yapıları inceleyebilir hem de Van Gölü’nün muhteşem manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.
4. Muradiye Şelalesi:
Van’a yaklaşık 80 km uzaklıkta bulunan bu şelale, doğa severler için ideal bir yerdir. Yemyeşil doğası ve serinletici sularıyla piknik yapmak veya fotoğraf çekmek için mükemmel bir mekandır.
5. Van Kedi Evi:
Van kedileri, dünyaca ünlü mavi ve kehribar renkli gözleriyle bilinir. Van Kedi Evi, bu özel kedileri yakından görmek ve hakkında bilgi almak isteyenler için güzel bir durak.
6. Hoşap Kalesi:
Van’ın Gürpınar ilçesinde bulunan bu kale, Osmanlı dönemine ait olup, tarihi dokusu ve etkileyici mimarisi ile dikkat çeker.
7. Çavuştepe Kalesi:
Urartu Krallığı’na ait bu antik kale, tarihi kalıntıları ve muhteşem manzarası ile tarih meraklılarını kendine çekiyor.
8. Van Müzesi:
Van’ın zengin tarihini ve kültürel mirasını daha yakından tanımak isteyenler için ideal bir yerdir. Müze, Urartu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait birçok eseri barındırır.
Van, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine unutulmaz anılar vadeden bir şehir. Her köşesi keşfedilmeyi bekleyen bu güzel şehirde, tarih ve doğanın iç içe geçtiği eşsiz bir deneyim yaşayabilirsiniz.
Erzurum
Erzurum, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan tarihi ve kültürel zenginliklere sahip bir şehirdir. İşte Erzurum’da gezilecek yerler:
1. Çifte Minareli Medrese:
13. yüzyılda inşa edilen bu medrese, Erzurum’un en önemli tarihi yapılarından biridir. Selçuklu mimarisinin zarif örneklerinden biri olan yapı, özellikle çift minareleri ile dikkat çekmektedir.
2. Yakutiye Medresesi:
1310 yılında İlhanlılar döneminde yaptırılan bu medrese, Türk-İslam sanatının önemli eserlerindendir. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır ve içindeki taş işçiliği oldukça etkileyicidir.
3. Erzurum Kalesi:
Şehrin merkezinde yer alan kale, Bizans İmparatoru Theodosius tarafından 5. yüzyılda yaptırılmıştır. Kale, Erzurum’un geçmişine ışık tutan önemli bir yapıdır.
4. Palandöken Kayak Merkezi:
Kış turizmi denilince akla ilk gelen yerlerden biri olan Palandöken, kayak ve snowboard tutkunları için mükemmel bir destinasyondur. Modern tesisleri ve uzun kayak pistleri ile her yıl birçok turisti ağırlamaktadır.
5. Narman Peribacaları:
Erzurum’un Narman ilçesinde bulunan bu doğal oluşumlar, Kapadokya’daki peribacalarını andırmaktadır. Kırmızı renkteki bu kayalıklar, doğa severler için eşsiz bir manzara sunmaktadır.
6. Tortum Şelalesi:
Türkiye’nin en büyük şelalelerinden biri olan Tortum Şelalesi, 48 metre yüksekliği ile doğa tutkunlarını kendine hayran bırakmaktadır. Şelale, piknik ve doğa yürüyüşü için ideal bir yerdir.
7. Üç Kümbetler:
12. yüzyılda inşa edilen bu türbeler, Selçuklu dönemi anıt mezarlarıdır ve mimari açıdan oldukça dikkat çekicidir.
8. Aziziye Tabyaları:
Erzurum’un savunmasında önemli rol oynayan bu tabyalar, Osmanlı-Rus Savaşı’nda (1877-1878) kullanılmıştır. Tarihi dokusuyla ziyaretçilerine geçmişi hissettirmektedir.
9. Rüstem Paşa Kervansarayı:
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rüstem Paşa tarafından yaptırılan bu kervansaray, günümüzde alışveriş merkezi olarak kullanılmakta ve oltu taşı ürünleri ile ünlüdür.
10. Atatürk Evi Müzesi:
Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum Kongresi sırasında kaldığı bu ev, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir ve kongre dönemine ait birçok belge ve eşya sergilenmektedir.
Erzurum, tarih ve doğanın iç içe geçtiği, kültürel zenginlikleri ile ziyaretçilerini büyüleyen bir şehirdir. Bu yerleri gezerek şehri daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz.
Samsun
Samsun, Türkiye’nin Karadeniz bölgesinde yer alan ve tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken bir şehirdir. İşte Samsun’da gezilecek yerlerden bazıları:
1. Bandırma Vapuru ve Milli Mücadele Parkı:
Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldiği Bandırma Vapuru’nun bir replikası burada sergilenmektedir. Müze olarak düzenlenen vapur ve çevresindeki park, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcını simgeler.
2. Amisos Tepesi:
Şehir merkezine yakın olan bu tepe, hem muhteşem bir manzaraya sahip hem de tarihi kalıntılara ev sahipliği yapmaktadır. Burada Amisos mezarları ve çeşitli arkeolojik buluntular bulunmaktadır.
3. Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi:
Samsun ve çevresinde bulunan arkeolojik eserlerin sergilendiği bu müze, bölgenin zengin tarihini gözler önüne sermektedir. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler burada görülebilir.
4. Atatürk Anıtı:
Samsun’un simgelerinden biri olan bu anıt, heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından yapılmıştır ve Atatürk’ün şehre gelişi anısına dikilmiştir. Anıt, Cumhuriyet Meydanı’nda yer almaktadır.
5. Amazon Köyü:
Efsanevi Amazon kadınlarının yaşadığına inanılan bu bölge, bugün bir turistik köy olarak ziyaretçilere açılmıştır. Amazon heykelleri, tematik park ve çeşitli aktivitelerle dolu olan bu köy, ziyaretçilere farklı bir deneyim sunar.
6. Atakum Sahili:
Samsun’un en popüler sahil şerididir. Uzun ve geniş plajları, yürüyüş yolları, kafe ve restoranları ile özellikle yaz aylarında oldukça hareketlidir. Deniz ve güneşin tadını çıkarmak için ideal bir mekandır.
7. Gazi Müzesi:
Atatürk’ün Samsun’a geldiğinde kaldığı Mantika Palas oteli, bugün Gazi Müzesi olarak hizmet vermektedir. Atatürk ve silah arkadaşlarının kişisel eşyaları ve döneme ait fotoğraflar burada sergilenmektedir.
8. Samsun Büyük Camii:
1884 yılında yapılan bu cami, Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Şehir merkezinde yer alan cami, hem ibadet hem de ziyaret amaçlı olarak yoğun ilgi görmektedir.
9. Kabaceviz Şelaleleri:
Doğa yürüyüşü ve piknik yapmak isteyenler için ideal bir yerdir. Samsun’un Tekkeköy ilçesinde bulunan bu şelaleler, doğa severlere huzurlu bir ortam sunar.
10. Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti:
Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan bu delta, yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Kuş gözlemcileri ve doğa fotoğrafçıları için vazgeçilmez bir destinasyondur.
Samsun, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine unutulmaz deneyimler sunan bir şehir. Bu listede yer alan yerler, şehri keşfetmek isteyenler için sadece bir başlangıç noktası olabilir.
Adana
Adana, Türkiye’nin güneyinde yer alan ve tarihi, kültürel, doğal güzellikleriyle dikkat çeken bir şehirdir. Eğer Adana’ya bir gezi planlıyorsanız, mutlaka görmeniz gereken birkaç yeri şöyle sıralayabiliriz:
1. Taş Köprü
Roma döneminden kalma bu köprü, Seyhan Nehri üzerinde yer alır ve dünyanın hala kullanılan en eski köprülerinden biridir. Hem tarihi hem de mimari açıdan oldukça etkileyicidir.
2. Adana Merkez Parkı
Türkiye’nin en büyük parklarından biri olan Merkez Park, Seyhan Nehri kıyısında yer alır. İçinde yürüyüş yolları, bisiklet yolları ve dinlenme alanları bulunmaktadır.
3. Sabancı Merkez Camii
Türkiye’nin en büyük camilerinden biri olan Sabancı Merkez Camii, modern mimarisi ve muhteşem dekorasyonuyla dikkat çeker. Seyhan Nehri kıyısında bulunur ve Adana’nın simgelerinden biridir.
4. Adana Arkeoloji Müzesi
Adana’nın zengin tarihini keşfetmek için ideal bir yer olan bu müzede, çeşitli dönemlere ait eserler sergilenmektedir. Özellikle Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler oldukça ilgi çekicidir.
5. Büyük Saat
1882 yılında inşa edilen Büyük Saat, Adana’nın en önemli tarihi yapılarından biridir. 32 metre yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek saat kulesi olma özelliğine sahiptir.
6. Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi
Atatürk’ün Adana’ya geldiğinde kaldığı ev, bugün müze olarak hizmet vermektedir. Atatürk’e ait eşyalar ve Adana’nın tarihiyle ilgili çeşitli belgeler burada sergilenmektedir.
7. Varda Köprüsü
James Bond filmlerinden birinde de yer alan bu köprü, Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu işbirliği ile inşa edilmiştir. Yüksekliği ve mimarisi ile büyüleyici bir yapıdır.
8. Seyhan Baraj Gölü
Doğa ile iç içe bir gün geçirmek isteyenler için ideal bir yerdir. Göl çevresinde piknik yapabilir, yürüyüş yapabilir veya bisiklete binebilirsiniz.
9. Adana Sinema Müzesi
Türk sinemasının ünlü isimlerinin adlarını taşıyan bu müze, sinemaseverler için oldukça ilgi çekicidir. Adana’nın sinema tarihine ışık tutan pek çok eser burada sergilenmektedir.
10. Kapıkaya Kanyonu
Doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılıkla ilgilenenler için mükemmel bir yerdir. Oldukça etkileyici doğal güzelliklere sahip bu kanyon, şehrin stresinden uzaklaşmak için ideal bir mekandır.
Adana’da gezilecek yerler oldukça fazladır. Tarihi ve doğal güzellikleriyle bu şehirde geçirdiğiniz zamanın dolu dolu ve unutulmaz olacağına emin olabilirsiniz. Ayrıca Adana’nın meşhur kebabını ve diğer lezzetlerini denemeyi de unutmayın!
Kars
Kars, Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan ve tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken bir şehirdir. İşte Kars’ta mutlaka görülmesi gereken bazı önemli yerler:
Ani Harabeleri
Ani Harabeleri, Kars’ın en önemli tarihi ve turistik yerlerinden biridir. Ortaçağ’da Ermeni Bagratuni Krallığı’nın başkenti olan Ani, “1001 Kilise Şehri” olarak bilinir. Bugün, burada bulunan kiliseler, katedraller ve diğer yapılar, tarih ve mimari meraklıları için büyük bir cazibe merkezidir.
Kars Kalesi
Kars Kalesi, şehrin merkezinde yüksek bir tepe üzerinde yer alır ve muhteşem bir panoramik manzara sunar. Kale, 12. yüzyılda Selçuklular tarafından inşa edilmiştir ve zamanla çeşitli onarımlar görmüştür. Tarihi dokusu ve manzarasıyla ziyaretçilerini büyüler.
Çıldır Gölü
Çıldır Gölü, Kars ve Ardahan illeri arasında yer alan bir tatlı su gölüdür. Özellikle kış aylarında tamamen donarak buz tutar ve bu dönemde balıkçılık ve buz üstünde yapılan aktivitelerle ünlüdür. Yaz aylarında ise göl kenarında piknik yapabilir ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz.
Katerina Köşkü
Katerina Köşkü, Rus işgali döneminde yapılmış olan tarihi bir yapıdır. Sarıkamış ilçesinde bulunan bu köşk, Çar II. Nikola’nın eşi Katerina için inşa edilmiştir. Köşk, mimarisi ve tarihi önemi ile dikkat çeker.
Sarıkamış
Sarıkamış, özellikle kış turizmi ile ünlüdür. Türkiye’nin en iyi kayak merkezlerinden birine sahip olan Sarıkamış, kristal kar yapısı ile kayak severlerin gözdesidir. Ayrıca, Sarıkamış Harekâtı’nın gerçekleştiği yer olması nedeniyle de tarihi bir öneme sahiptir.
Fethiye Camii
Fethiye Camii, 19. yüzyılda Ruslar tarafından kilise olarak inşa edilmiş, daha sonra camiye dönüştürülmüştür. Kars merkezinde bulunan bu yapı, mimarisi ve iç dekorasyonuyla dikkat çeker.
Taş Köprü
Taş Köprü, Kars Çayı üzerinde yer alan ve 18. yüzyılda inşa edilen bir köprüdür. Bu tarihi yapı, hala kullanılmakta olup, şehrin önemli simgelerinden biridir.
Havariler Kilisesi
Havariler Kilisesi, 10. yüzyılda inşa edilmiş olan ve günümüzde cami olarak kullanılan bir yapıdır. Kilise, hem Ermeni hem de Selçuklu mimarisinin izlerini taşır.
Susuz Şelalesi
Susuz Şelalesi, Susuz ilçesi yakınlarında bulunan ve doğa severlerin ilgisini çeken bir şelaledir. Özellikle bahar aylarında su debisinin arttığı dönemlerde muhteşem bir manzara sunar.
Kars Müzesi
Kars Müzesi, şehrin tarihine ışık tutan önemli eserlerin sergilendiği bir müzedir. Arkeolojik ve etnografik eserlerin bulunduğu müze, Kars’ın zengin kültürel mirasını keşfetmek isteyenler için ideal bir yerdir.
Kars, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. Bu güzelliklerin her biri, şehrin zengin kültürel mirasını ve doğa harikalarını gözler önüne serer.
Bolu
Bolu, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nde yer alan ve doğal güzellikleri ile ünlü bir şehirdir. Bolu’nun yemyeşil ormanları, temiz havası ve çeşitli doğal alanları, doğa severler için vazgeçilmez bir destinasyon olmasını sağlar. İşte Bolu’da mutlaka görmeniz gereken bazı yerler:
Abant Gölü
Abant Gölü, Bolu’nun en popüler turistik yerlerinden biridir. Göl, çevresini saran çam ve köknar ağaçları ile eşsiz bir manzara sunar. Yürüyüş yapabilir, bisiklet sürebilir ya da piknik yaparak doğanın tadını çıkarabilirsiniz.
Yedigöller Milli Parkı
Yedigöller Milli Parkı, adından da anlaşılacağı gibi yedi farklı gölü barındıran bir cennettir. Bu park, özellikle sonbahar mevsiminde renk cümbüşü ile ziyaretçilerini büyüler. Kamp yapmayı sevenler için de ideal bir yerdir.
Gölcük Tabiat Parkı
Gölcük Tabiat Parkı, sakinliği ve huzur veren atmosferi ile bilinir. Göl çevresinde yürüyüş yapabilir, fotoğraf çekebilir ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Kış aylarında ise karla kaplı manzarası ayrı bir güzellik sunar.
Kartalkaya Kayak Merkezi
Kış sporları tutkunları için Kartalkaya Kayak Merkezi, Bolu’da bulunmaz bir nimettir. Farklı zorluk derecelerindeki pistleri ile hem amatörler hem de profesyoneller için uygundur. Ayrıca, modern tesisleri ile konforlu bir kış tatili sunar.
Seben Gölü
Seben Gölü, doğal güzellikleri ve sakin atmosferi ile bilinir. Çevresinde yürüyüş yapabilir, balık tutabilir ya da sadece göl manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Seben Gölü, doğayla baş başa kalmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktasıdır.
Mengen
Mengen, Bolu’nun aşçıları ile ünlü ilçesidir. Her yıl düzenlenen Aşçılık Festivali ile bilinir. Lezzetli yemekler tatmak ve geleneksel Türk mutfağının inceliklerini keşfetmek için Mengen’i ziyaret edebilirsiniz.
Yeniçağa Gölü
Yeniçağa Gölü, kuş gözlemciliği için ideal bir yerdir. Göl çevresinde yürüyüş yapabilir ya da gölde balık tutabilirsiniz. Sessiz ve huzurlu bir ortamda dinlenmek isteyenler için harika bir destinasyondur.
Mudurnu
Mudurnu, tarihi evleri ve konakları ile ünlü bir ilçedir. Osmanlı döneminden kalma yapıları, dar sokakları ve tarihi dokusu ile geçmişe yolculuk yapmanızı sağlar. Ayrıca, Mudurnu Tavukçuluk Festivali de oldukça ünlüdür.
Göynük
Göynük, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile dikkat çeker. Göynük’ün sembolü olan Zafer Kulesi’ni ziyaret edebilir ve ilçenin panoramik manzarasını izleyebilirsiniz. Ayrıca, tarihi konakları ve hamamları ile de ünlüdür.
Akkaya Travertenleri
Akkaya Travertenleri, Bolu’nun doğal güzelliklerinden biridir. Pamukkale’yi andıran beyaz travertenler, büyüleyici bir manzara sunar. Bu doğal oluşumlar arasında yürüyüş yapabilir ve doğanın harikalarını keşfedebilirsiniz.
Bolu, doğa ile iç içe olmak isteyenler için adeta bir cennettir. Her mevsim farklı güzellikler sunan bu şehir, hem yerli hem de yabancı turistler için vazgeçilmez bir destinasyondur.
Amasya
Amasya, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nde yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehirdir. Aşağıda Amasya’nın en önemli tarihi ve turistik yerlerinden bazılarını bulabilirsiniz:
Amasya Kalesi
Amasya Kalesi, şehrin en yüksek noktasında yer alır ve muhteşem bir manzaraya sahiptir. Kale, Helenistik dönemden başlayarak Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de aktif olarak kullanılmıştır. Kalenin surlarından Amasya’nın eşsiz güzelliklerini izleyebilirsiniz.
Kral Kaya Mezarları
Pontus Krallığı dönemine ait olan Kral Kaya Mezarları, Harşena Dağı’nın yamacında yer alır. Bu anıtsal mezarlar, kaya oyma tekniğiyle yapılmış olup, Amasya’nın en önemli simgelerindendir. Mezarlar, kral ve soylular için yapılmış olup, tarihi ve mimari açıdan büyük öneme sahiptir.
Ferhat Su Kanalı
Ferhat ile Şirin efsanesine konu olan Ferhat Su Kanalı, aşkın ve azmin sembolüdür. Ferhat’ın, sevdiği Şirin’e kavuşabilmek için dağları delerek açtığı bu su kanalı, ziyaretçiler için ilginç bir durak noktasıdır.
Hazeranlar Konağı
19. yüzyılda inşa edilen Hazeranlar Konağı, Osmanlı dönemi sivil mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Günümüzde etnografya müzesi olarak hizmet veren konak, ziyaretçilere dönemin yaşam tarzı hakkında bilgi sunar.
Amasya Arkeoloji Müzesi
Amasya Arkeoloji Müzesi, bölgenin zengin tarihini gözler önüne serer. Müze, Paleolitik Çağ’dan Osmanlı dönemine kadar uzanan geniş bir yelpazede eserler barındırır. Özellikle mumyalar bölümü oldukça ilgi çekicidir.
II. Beyazıt Camii ve Külliyesi
Osmanlı Padişahı II. Beyazıt tarafından 1486 yılında yaptırılan bu camii ve külliye, Amasya’nın önemli dini yapılarından biridir. Külliye, camii, medrese, imaret ve şadırvandan oluşur ve Osmanlı mimarisinin zarif örneklerindendir.
Şehzadeler Müzesi
Osmanlı döneminde birçok şehzadenin eğitim gördüğü Amasya’da, Şehzadeler Müzesi ile bu tarihi anıları yaşatılmaktadır. Müze, Osmanlı şehzadelerinin balmumu heykelleri ve döneme ait çeşitli eşyalarla donatılmıştır.
Yalıboyu Evleri
Yeşilırmak Nehri kenarında sıralanmış olan Yalıboyu Evleri, Amasya’nın en dikkat çekici görüntülerinden birini oluşturur. Osmanlı dönemine ait olan bu evler, ahşap mimarisi ve renkli cepheleriyle büyüleyicidir.
Borabay Gölü
Amasya’nın doğal güzelliklerinden biri olan Borabay Gölü, doğa severler için ideal bir yerdir. Göl, çevresindeki ormanlarla birlikte huzur verici bir atmosfere sahiptir ve piknik, yürüyüş gibi aktiviteler için mükemmel bir mekandır.
Aynalı Mağara
Roma dönemine ait olan Aynalı Mağara, adını mağaranın içindeki parlak kaya duvarlarından alır. Bu mağara, oyma mezarları ve tarihi kalıntılarıyla ziyaretçilerine geçmişin izlerini sunar.
Amasya, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyülemeye devam eden bir şehirdir. Her köşesi ayrı bir hikaye anlatan bu şehir, gezginler için unutulmaz deneyimler sunar.
Sivas
Sivas, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çeken bir ilimizdir. İşte Sivas’ın önemli turistik ve tarihi mekanları:
1. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
Divriği ilçesinde yer alan bu yapı, 1228-1229 yıllarında Mengücekoğulları döneminde inşa edilmiştir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu eser, mimarisi ve taş işçiliği ile dikkat çeker. Camii ve darüşşifa (hastane) olarak iki bölümden oluşur.
2. Gök Medrese
1271 yılında inşa edilen Gök Medrese, Selçuklu dönemine ait önemli bir eserdir. Mimarisi, süslemeleri ve özellikle çift minaresiyle ünlüdür. Medrese, adını aldığı mavi çinileriyle dikkat çeker.
3. Buruciye Medresesi
Bu medrese, 1271 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edilmiştir. Medrese, taş işçiliği ve geometrik süslemeleriyle öne çıkar.
4. Sivas Kalesi
Sivas’ın merkezinde yer alan bu kale, Bizans döneminden kalma bir yapıdır. Tarihi boyunca çeşitli onarımlar görmüş ve şehrin önemli savunma yapılarından biri olmuştur.
5. Eğri Köprü
13. yüzyılda Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat döneminde inşa edilen bu köprü, Kızılırmak Nehri üzerinde yer alır. 179 metre uzunluğundaki köprü, adını eğri yapısından alır.
6. Kangal Balıklı Kaplıca
Kangal ilçesinde yer alan bu kaplıca, cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinen balıklı havuzlarıyla ünlüdür. Suyun içindeki doktor balıklar (Garra rufa), ciltteki ölü derileri temizler.
7. Sivas Kongre ve Etnografya Müzesi
1919 yılında Sivas Kongresi’nin yapıldığı bu bina, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Müze, kongre döneminin yanı sıra Sivas’ın etnografik zenginliklerini de sergiler.
8. Şifaiye Medresesi
1217 yılında inşa edilen bu medrese, aynı zamanda bir hastane olarak da kullanılmıştır. Tarihi boyunca çeşitli amaçlarla hizmet veren yapı, şu anda müze olarak ziyaretçilere açıktır.
9. Zara Tödürge Gölü
Doğal güzellikleriyle ünlü bu göl, Zara ilçesi yakınlarında yer alır. Piknik ve doğa yürüyüşleri için ideal bir mekandır.
10. Yıldız Dağı
Kış sporları ve doğa severler için popüler bir destinasyon olan Yıldız Dağı, kayak merkezine ev sahipliği yapar. Dağ, aynı zamanda doğa yürüyüşleri ve kamp için de uygundur.
Sivas, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine zengin bir keşif imkanı sunar. Her bir mekan, kentin derin tarihini ve kültürel mirasını yansıtır.
Adıyaman
Adıyaman, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehirdir. İşte Adıyaman’ın öne çıkan üç önemli tarihi ve turistik yeri:
Nemrut Dağı
Adıyaman’ın en ünlü turistik mekanı olan Nemrut Dağı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta ve her yıl binlerce turisti ağırlamaktadır. MÖ 1. yüzyılda Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından inşa edilen devasa heykeller ve anıt mezarlarıyla tanınır. Zirvede yer alan heykeller, tanrılar ve kralların devasa taş figürlerinden oluşmaktadır. Gün doğumu ve gün batımı sırasında Nemrut Dağı’ndan izlenen manzara, ziyaretçilere unutulmaz anlar sunar.
Cendere Köprüsü
Adıyaman’da yer alan bir diğer önemli tarihi yapı ise Cendere Köprüsü’dür. Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu köprü, dünyanın en eski köprülerinden biri olarak kabul edilir. MS 2. yüzyılda inşa edilen köprü, Kommagene Krallığı’nın başkenti Samosata’yı Malatya’ya bağlayan önemli bir geçiş noktası olmuştur. Köprü, günümüzde hala sağlam yapısıyla dikkat çekmektedir ve Adıyaman’ın tarihine ışık tutar.
Arsemia Antik Kenti
Adıyaman’ın bir başka önemli tarihi mekanı olan Arsemia Antik Kenti, Kommagene Krallığı’nın yazlık başkenti olarak bilinir. Nemrut Dağı’nın doğusunda yer alan bu antik kent, kraliyet ailesinin yaz aylarını geçirdiği ve devlet işlerini yürüttüğü yer olarak kullanılmıştır. Arsemia’da yer alan bir diğer önemli yapı ise Mithridates I. Kallinikos tarafından yaptırılan devasa kaya kabartmaları ve yazıtlardır. Bu kabartmalar, Kommagene Krallığı’nın tarihine dair önemli bilgiler sunar.
Adıyaman, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla ziyaretçilerine geçmişin izlerini sürme fırsatı sunar. Bu üç önemli mekan, Adıyaman’ın tarihini ve kültürel zenginliklerini keşfetmek isteyenler için mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alır.
Karabük
Karabük’ün incisi olan Safranbolu, tarihi ve doğal güzellikleri ile öne çıkan bir ilçedir. İşte Safranbolu’nun bazı önemli noktaları:
Tarihi Safranbolu Evleri
Safranbolu, Osmanlı döneminden kalma geleneksel Türk evleri ile ünlüdür. Bu evler, mimari özellikleri ve tarihi dokusu ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır. Safranbolu evleri, ahşap işçiliği ve taş yapısı ile dikkat çekmektedir. Genellikle iki veya üç katlı olan bu evler, geniş avluları ve çatı katları ile tipik Osmanlı mimarisinin güzel örnekleridir.
Safranbolu Çarşısı
Safranbolu Çarşısı, yerel el sanatları ve geleneksel ürünlerin satıldığı bir alışveriş merkezi olarak bilinir. Çarşıda, bakır işçiliği, ahşap oymacılığı ve el yapımı tekstil ürünleri gibi otantik ürünler bulabilirsiniz. Ayrıca, Safranbolu’nun ünlü safran bitkisi ve bu bitkiden yapılan ürünler de çarşıda satılmaktadır. Çarşı, tarihi atmosferi ve canlılığı ile ziyaretçilerine keyifli bir deneyim sunar.
Tokatlı Kanyonu
Tokatlı Kanyonu, doğa severler için ideal bir destinasyondur. Kanyon, yürüyüş yolları ve piknik alanları ile doğa içinde huzurlu bir gün geçirmek isteyenlere fırsatlar sunar. Ayrıca, kanyonun içinde yer alan Kristal Teras’tan muhteşem manzaralar izleyebilirsiniz. Kanyon, doğal güzellikleri ve temiz havası ile ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatır.
Amasra
Safranbolu’ya yakın bir diğer önemli turistik bölge ise Amasra’dır. Amasra, Karadeniz kıyısında yer alan tarihi ve turistik bir ilçedir. Amasra Kalesi, Amasra Müzesi ve muhteşem plajları ile tanınır. Balık restoranları ve yerel pazarları ile de ünlü olan Amasra, hem tarihi hem de doğal güzellikleri ile ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunar.
Karabük ve çevresindeki bu güzellikler, tarih ve doğa severler için keşfedilmeyi bekleyen harika yerlerdir.
Isparta
Isparta, doğal güzellikleri ve benzersiz manzaraları ile ünlü bir şehirdir. Bu güzelliklerin başında Eğirdir Gölü, lavanta bahçeleri ve Kovada Gölü gelir. Gelin, bu üç muhteşem yeri daha yakından tanıyalım.
Eğirdir Gölü
Eğirdir Gölü, Isparta’nın en büyük doğal göllerinden biridir ve Türkiye’nin dördüncü büyük tatlı su gölüdür. Göl, temiz suyu ve çevresindeki doğal güzellikleri ile dikkat çeker. Ayrıca, göl çevresinde yer alan Eğirdir ilçesi, huzurlu yaşamı ve tarihi dokusuyla ziyaretçilerin ilgisini çeker. Gölün muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüş yapabilir, piknik yapabilir veya su sporlarıyla vakit geçirebilirsiniz.
Lavanta Bahçeleri
Isparta, Türkiye’nin lavanta üretim merkezlerinden biridir. Haziran ve Temmuz aylarında lavanta tarlaları çiçek açarak muhteşem bir manzara sunar. Lavanta bahçeleri, hem görsel bir şölen sunar hem de mis kokularıyla büyüler. Lavanta tarlalarını gezebilir, lavanta ürünleri satın alabilir ve harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Özellikle Kuyucak Köyü, bu eşsiz deneyimi yaşamak isteyenler için ideal bir yerdir.
Kovada Gölü
Kovada Gölü, Eğirdir Gölü’nün güneyinde yer alır ve Kovada Gölü Milli Parkı’nın bir parçasıdır. Burası, doğa yürüyüşleri, kuş gözlemi ve piknik için ideal bir yerdir. Göl çevresi, zengin bitki örtüsü ve çeşitli hayvan türleri ile doğa tutkunları için adeta bir cennettir. Kovada Gölü, sakin ve huzurlu bir atmosferde doğayla iç içe vakit geçirmek isteyenler için mükemmel bir destinasyondur.
Isparta’nın bu üç muhteşem yeri, doğa severler için vazgeçilmez duraklar arasında yer alır. Eğirdir Gölü’nün serin sularında yüzebilir, lavanta bahçelerinde huzur bulabilir ve Kovada Gölü’nün doğal güzelliklerinin tadını çıkarabilirsiniz. Isparta, doğayla baş başa kalmak ve unutulmaz anılar biriktirmek için mükemmel bir yerdir.
Sinop
Sinop: Karadeniz’in İncisi
Sinop, Türkiye’nin Karadeniz kıyısındaki en güzel şehirlerinden biridir. Tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü olan bu şehir, farklı kültürlere ev sahipliği yapmış ve günümüze kadar korunmuş eşsiz yapılarıyla dikkat çekmektedir. Sinop’ta gezilecek birçok yer bulunmaktadır, ancak bunlardan üçü özellikle öne çıkar: Sinop Cezaevi, Hamsilos Koyu ve İnceburun Feneri.
Sinop Cezaevi
Tarihi Sinop Cezaevi, şehrin en önemli ve ilgi çekici yapılarından biridir. 1887 yılında inşa edilen bu cezaevi, zindanları ve yüksek duvarlarıyla ünlüdür. Cezaevi, çeşitli dönemlerde birçok ünlü yazar ve şairin de kaldığı bir yer olmuştur. Bunlardan en bilinenleri arasında Sabahattin Ali bulunmaktadır. Sinop Cezaevi, 1999 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır ve bugün hala ziyaretçilerine tarih boyunca içeride yaşanmış dramatik olayları hissettirmektedir.
Hamsilos Koy
Hamsilos Koyu, Sinop’un doğal güzelliklerinden biridir ve Türkiye’nin tek fiyordu olarak bilinir. Bu eşsiz koy, denizin kara içine doğru girerek oluşturduğu muhteşem manzarasıyla ziyaretçilerini büyüler. Çam ağaçlarıyla çevrili bu koyda doğa yürüyüşleri yapabilir, piknik yapabilir ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz. Hamsilos Koyu, özellikle doğa severler ve fotoğrafçılar için ideal bir yerdir.
İnceburun Feneri
Türkiye’nin en kuzey noktası olan İnceburun’da yer alan İnceburun Feneri, 1863 yılında inşa edilmiştir. Deniz seviyesinden 38 metre yükseklikte bulunan bu fener, Karadeniz’in hırçın dalgaları ve sert rüzgarları arasında gemilere yol gösterir. İnceburun Feneri, sadece denizcilik açısından önemli bir yapı olmakla kalmaz, aynı zamanda ziyaretçilerine muhteşem bir deniz manzarası sunar. Burada gün batımını izlemek, unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Sonuç
Sinop, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine dolu dolu bir gezi deneyimi sunar. Sinop Cezaevi’nin tarihi atmosferi, Hamsilos Koyu’nun eşsiz doğası ve İnceburun Feneri’nin muhteşem manzarasıyla bu şehir, her yıl binlerce turisti kendine çeker. Karadeniz’in incisi olan Sinop’u keşfetmek için şimdi plan yapmaya başlayabilirsiniz!
Aydın
Aydın, Türkiye’nin Ege Bölgesi’nde yer alan tarihi ve kültürel açıdan zengin bir şehirdir. Bu şehirde ziyaret edebileceğiniz birçok önemli yer bulunur. İşte Aydın’ın en önemli turistik duraklarından bazıları:
Didim Apollon Tapınağı
Didim, antik dönemde Didyma olarak bilinen, önemli bir dini merkezdi. Apollon Tapınağı, Yunan mitolojisinde ışık, müzik ve kehanet tanrısı olan Apollon’a adanmıştır. Bu tapınak, antik dünyanın en büyük ve en ünlü tapınaklarından biridir. İyon düzeninde inşa edilen tapınak, detaylı işlemeleri ve devasa sütunlarıyla dikkat çeker. Tapınağın yanında yer alan kehanet merkezi, antik dönemlerde birçok insanın geleceği öğrenmek için ziyaret ettiği bir mekandı.
Kuşadası
Kuşadası, Ege Denizi kıyısında yer alan ve Aydın’ın en popüler tatil beldelerinden biri olan bir ilçedir. Turkuaz denizi, uzun kumsalları ve canlı gece hayatıyla ünlüdür. Aynı zamanda Kuşadası, Efes Antik Kenti’ne ve Meryem Ana Evi’ne yakınlığıyla da bilinir. Limanı, büyük gemilerin yanaşabildiği bir kruvaziyer limanı olarak hizmet verir ve bu nedenle her yıl binlerce turisti ağırlar. Kuşadası’nda ayrıca Güvercinada Kalesi ve Milli Park gibi doğal ve tarihi güzellikleri de keşfedebilirsiniz.
Milet Antik Kenti
Milet, Aydın’ın Söke ilçesi yakınlarında yer alan antik bir Yunan kentidir. Milet, antik dönemde önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi. Filozof Thales’in de memleketi olarak bilinir. Kentteki en önemli yapı, büyük Milet Tiyatrosu’dur. Bu tiyatro, 15.000 kişilik kapasitesiyle antik dünyanın en büyük tiyatrolarından biridir. Ayrıca Milet’te Agora, Faustina Hamamları ve Delphinion gibi diğer önemli yapılar da bulunur.
Bu üç destinasyon, Aydın’ın tarihi ve kültürel zenginliklerini keşfetmek isteyen ziyaretçiler için mutlaka görülmesi gereken yerlerdir. Her biri, antik dünyanın ihtişamını ve Ege Bölgesi’nin doğal güzelliklerini bir araya getirir.
Kütahya
Kütahya, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Bu şehirde keşfedilecek birçok önemli yer bulunmaktadır. İşte bunlardan üçü:
Aizanoi Antik Kenti
Aizanoi, Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde bulunan ve Roma dönemine ait önemli bir antik kenttir. Şehir, Zeus Tapınağı, antik tiyatro ve stadyum kompleksi ile dikkat çeker. Özellikle Zeus Tapınağı, dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biridir. Aizanoi, aynı zamanda antik dünyanın ilk borsa binasına da ev sahipliği yapmaktadır. Bu antik kent, ziyaretçilerine tarihin derinliklerinde bir yolculuk yapma fırsatı sunar.
Kütahya Kalesi
Kütahya Kalesi, şehrin merkezinde yer alan ve Bizans döneminde inşa edilmiş bir kaledir. Kale, üç ana bölümden oluşmaktadır: İç kale, orta kale ve dış kale. Tarihi boyunca çeşitli dönemlerde onarımlar görmüş olan kale, günümüzde de ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Kalenin surlarından Kütahya’nın panoramik manzarasını izlemek mümkündür.
Frig Vadisi
Frig Vadisi, Kütahya, Afyonkarahisar ve Eskişehir illeri arasında yer alan geniş bir coğrafi bölgedir. Bu vadi, antik Frig medeniyetine ait birçok kaya anıtı, mezar ve yerleşim alanına ev sahipliği yapmaktadır. Frig Vadisi’nde özellikle dikkat çeken yapılar arasında Midas Anıtı, Aslantaş ve Yılantaş gibi anıtsal yapılar bulunmaktadır. Ayrıca, doğa yürüyüşleri ve kampçılık gibi açık hava etkinlikleri için de ideal bir bölgedir.
Kütahya’nın bu tarihi ve doğal güzellikleri, ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunar. Tarih ve doğa tutkunları için Kütahya, mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır.
Kastamonu
Kastamonu, Türkiye’nin Karadeniz bölgesinde yer alan tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bir şehirdir. İşte Kastamonu’da gezilecek yerler:
1. Kastamonu Kalesi
Kastamonu’nun simgesi olan bu kale, şehir merkezinin kuzeyinde yer alır ve muhteşem bir manzaraya sahiptir. Kale, Bizans dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir ve zaman içinde çeşitli medeniyetler tarafından kullanılmıştır.
2. Ilgaz Dağı Milli Parkı
Doğa severler için ideal bir destinasyon olan Ilgaz Dağı Milli Parkı, trekking, kampçılık ve kış sporları gibi aktiviteler için mükemmel bir yerdir. Milli park, zengin bitki örtüsü ve çeşitli hayvan türlerine ev sahipliği yapar.
3. Kastamonu Arkeoloji Müzesi
Bu müze, Kastamonu ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen eserleri sergiler. Müze, tarih öncesi dönemlerden Osmanlı dönemine kadar geniş bir yelpazede eserlere sahiptir.
4. Küre Dağları Milli Parkı
Küre Dağları Milli Parkı, doğa yürüyüşleri, fotoğrafçılık ve doğa gözlemi için harika bir alandır. Park, zengin biyolojik çeşitliliği ve etkileyici kanyonlarıyla bilinir.
5. Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi
Tarihi ve dini bir mekan olan Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi, Kastamonu’da önemli bir ziyaret noktasıdır. Külliye, Osmanlı dönemine ait mimari özellikler taşır ve huzur dolu bir atmosfere sahiptir.
6. Valla Kanyonu
Valla Kanyonu, Türkiye’nin en derin kanyonlarından biridir ve doğa tutkunları için eşsiz bir deneyim sunar. Kanyonun içinde yapılan yürüyüşler ve doğa gezileri oldukça ilgi çekicidir.
7. Mahmutbey Camii
Ahşap işçiliğiyle ünlü olan Mahmutbey Camii, 1366 yılında inşa edilmiştir. Cami, Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biridir ve özellikle ahşap süslemeleri ile dikkat çeker.
8. Abana ve İnebolu Sahilleri
Karadeniz’in serin sularında yüzmek ve sahilde dinlenmek için Abana ve İnebolu sahilleri mükemmel bir tercihtir. Bu sahiller, temiz plajları ve doğal güzellikleriyle bilinir.
9. Çatak Kanyonu
Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde yer alan Çatak Kanyonu, doğa yürüyüşleri ve fotoğrafçılık için ideal bir mekandır. Kanyon, yemyeşil doğası ve etkileyici manzaraları ile ziyaretçilerini büyüler.
10. İsmail Bey Külliyesi
15. yüzyılda inşa edilen bu külliye, cami, medrese ve türbeden oluşur. İsmail Bey Külliyesi, Osmanlı dönemi mimarisinin güzel örneklerinden biridir ve tarihi atmosferiyle ziyaretçilerini cezbeder.
Kastamonu, tarihi ve doğal güzellikleriyle her yaştan ve her zevkten gezgin için keşfedilmeyi bekleyen bir hazinedir. Bu listedeki yerler, şehrin sunduğu eşsiz deneyimlerden sadece birkaçıdır.
Mersin
Mersin, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde yer alan zengin tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bir şehirdir. Mersin’i ziyaret etmeyi düşünüyorsanız, mutlaka görmeniz gereken bazı yerler şunlardır:
1. Kızkalesi
Kızkalesi, Mersin’in Erdemli ilçesinde yer alan ve denizin ortasında bulunan tarihi bir kaledir. Kıyıdan yaklaşık 200 metre uzaklıkta olan kaleye, tekne turlarıyla ulaşabilirsiniz. Tarihi 12. yüzyıla kadar uzanır ve hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle büyüleyicidir.
2. Cennet ve Cehennem Mağaraları
Silifke ilçesinde bulunan bu doğa harikası mağaralar, mitolojik hikayeleriyle birlikte ziyaretçilerine eşsiz manzaralar sunar. Cennet Mağarası, yemyeşil bitki örtüsü ve su kaynağıyla dikkat çekerken, Cehennem Mağarası daha derin ve ürkütücüdür.
3. Tarsus Şelalesi
Tarsus ilçesinde yer alan bu doğal güzellik, hem yerel halkın hem de turistlerin sıkça ziyaret ettiği bir yerdir. Özellikle yaz aylarında serinlemek ve piknik yapmak için idealdir.
4. Soli Pompeiopolis Antik Kenti
Mezitli ilçesinde bulunan bu antik kent, Roma dönemine ait kalıntılarıyla dikkat çeker. Antik kentte, sütunlar, mozaikler ve tiyatro gibi yapılar bulunmaktadır. Tarih meraklıları için oldukça ilgi çekicidir.
5. Mersin Marina
Modern bir yaşam alanı olan Mersin Marina, alışveriş merkezleri, restoranlar ve kafeleriyle ziyaretçilerine keyifli zaman geçirme imkanı sunar. Ayrıca yat limanı da bulunduğundan, deniz tutkunları için idealdir.
6. Anamurium Antik Kenti
Mersin’in Anamur ilçesinde yer alan bu antik kent, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılarıyla ünlüdür. Denize sıfır konumda bulunan kent, hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüler.
7. Kanlıdivane
Erdemli ilçesinde bulunan Kanlıdivane, büyük bir obruk çevresine kurulmuş antik bir yerleşim yeridir. Helenistik döneme kadar uzanan tarihi yapıları ve mezarları ile dikkat çeker.
8. Astım Mağarası
Cennet ve Cehennem Mağaraları’na oldukça yakın olan Astım Mağarası, doğal sarkıt ve dikitleriyle ünlüdür. Astım hastalarına iyi geldiği söylenen mağara, ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunar.
Mersin, tarihi ve doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekleyen bir şehirdir. Bu yerleri ziyaret ederek, Mersin’in zengin kültürel mirasını ve doğal güzelliklerini keşfetme fırsatı bulabilirsiniz.
Artvin
Artvin, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir şehir olup, doğası, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile ünlüdür. İşte Artvin’de gezilecek yerler:
1. Karagöl-Sahara Milli Parkı:
Borçka ilçesi sınırlarında yer alan bu park, Karagöl ve Sahara Yaylası’ndan oluşur. Karagöl, doğal güzelliği ve huzur veren atmosferi ile ziyaretçilerin ilgisini çeker. Sahara Yaylası ise geniş düzlükleri ve çam ormanları ile ünlüdür.
2. Macahel (Camili) Vadisi:
Türkiye’nin ilk ve tek biyosfer rezerv alanı olan bu vadi, eşsiz bitki örtüsü ve yaban hayatı ile doğa severler için ideal bir yerdir. Ayrıca, burada bulunan tarihi ahşap camiler de görülmeye değerdir.
3. Artvin Kalesi:
Şehrin merkezinde yer alan bu tarihi kale, Çoruh Nehri manzarası ile ünlüdür. Kale, Bizans dönemine ait olup, zamanla farklı medeniyetler tarafından kullanılmıştır.
4. Mençuna Şelalesi:
Arhavi ilçesi yakınlarında yer alan bu şelale, 90 metre yüksekliği ile etkileyici bir doğal güzelliğe sahiptir. Şelaleye ulaşmak için yapacağınız kısa doğa yürüyüşü de ayrı bir keyif sunar.
5. Şavşat Karagöl:
Şavşat ilçesinde bulunan bu göl, sakin ve huzurlu bir ortam sunar. Çevresi çam ormanları ile kaplı olan göl, piknik ve yürüyüş için ideal bir mekandır.
6. Hatila Vadisi Milli Parkı:
Artvin şehir merkezine yakın olan bu park, zengin flora ve fauna çeşitliliği ile dikkat çeker. Vadi boyunca yapabileceğiniz yürüyüşler ve kamp alanları ile doğayla iç içe bir deneyim yaşayabilirsiniz.
7. Bilbilan Yaylası:
Karçal Dağları’nın eteklerinde yer alan bu yayla, geleneksel yayla yaşamını deneyimlemek ve doğanın tadını çıkarmak için mükemmel bir yerdir.
8. Barhal Kilisesi:
Yusufeli ilçesinde bulunan bu tarihi kilise, Gürcü mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Tarih ve kültür meraklıları için ilgi çekici bir durak olacaktır.
9. Cehennem Deresi Kanyonu:
Ardanuç ilçesinde bulunan bu kanyon, etkileyici kaya oluşumları ve doğal güzellikleri ile ziyaretçileri büyüler. Kanyon boyunca yapacağınız yürüyüşler unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlar.
Artvin, doğal ve tarihi zenginlikleri ile dolu bir şehir olup, her köşesinde keşfedilmeyi bekleyen güzellikler barındırır. Bu nedenle, Artvin’i ziyaret ettiğinizde bu yerleri görmeyi unutmayın.